atkuyruklukertenkele

  • 2129
  • 4
  • 1
  • 0
  • evvelsi gün

polislerle girilen ilginç diyaloglar

gencim daha. bi arkadaşla gezmeden döneriz. mahalleye girmemizle etrafımızı çocukların sarması bir olur:
- abi abiye senin kardeş karakolda
- ha ne? hangisi? nasıl?
- musa abi. cam kırmış karakola götürdüler.

yukarı bakarım annem camda, endişeli bakıyor.
- tamam bakarım ben, deyip arkadaşla karakola doğru yollanırız. mekan cibali karakolu (ciddi ciddi cibali karakolu, oyun değil. (bkz: haydar)

kapıdaki nöbetçiye sorulur, bi çocuğun getirildiği doğrulanır. içeri girilip komiserin odası bulunur. içerde bi herif oturmaktadır.
ben: - benim kardeşi getirmişler buraya (kardeş 5-6 yaş civarında o zaman. hmm demek 13-14 yıl olmuş)
komiser: -evet. bu beyefendi getirdi
ben: (herife dönerek) hayırdır?
herif: camımı kırdı.
ben: (sinirle sesimi yükseltirim) camını kırdıysa bize gel, ne alıp karakola getiriyorsun ufacık çocuğu!
herif: (biraz kekeleyerek) ya hep kırıyorlar, kimse de parasını ödemiyor. o yüzden.
koms: (sakinleştirmeye çalışarak) tamam sakin ol. halledersiniz şimdi.
ben: çocuk nerde?
koms: karşı odada.

daha sözünü bitirmeden ben odadan çıkıp diğerine girmişimdir bile. kardeşim köşede hüngür hüngür ağlamaktadır. odada bir de polis vardır. dolabındaki birşeyle meşguldür. kardeşimi teselli edip elinden tutarak komserin odasına seğirtirim ki içerdeki polis sert bi tonda:
- nereye götürüyorsun çocuğu! o burda kalacak.
ben: (arkamı bile dönmeden) ufacık çocuğu içerde mi tutacaksın? yok yaaa.

kardeşimle komiserin odasına adım attığım anda polisin bağıran sesi duyulur:
- sana çocuk burda kalacak dedim ulan!

geriye dönmemle namluyla burun buruna gelmem bir olur. komiser ve herif ayağa kalkmış, içerdeki odalardan bir kaç polis daha olay mahalline seyirtmişlerdir. namluyu gören ben, boşteki elimi gayrı ihtiyari korunmak için hızla kaldırırım ve odada bir ses yankılanır: şırrrak!

şırrak sesi, elimin tersiyle polisin yüzünde patlattığım tokattır. zaman durur sanki. zemin ayağımın altından çekilir adeta. biranda kendimi alt katlarda bi hücrede düşünürüm, kardeşimi dışardaki arkadaşa teslim edebilmeyi, onun da gidip beni içerden çıkartacak birilerini bulacağını umud ederim seniyenin onda biri kadar bir süre içinde. herkes yerinde durmuş, sus pusdur. ne olacağını kimse bilmemektedir. ve hiç beklenmeyen birşey olur. polis silahını indirip arkasını döner ve yürüyüp gider. ayaktaki komiser ne söyleyeceğini bilmemektedir. ben adama herife dönüp "hadi gidelim" derim. bu önerime hiçkimseden itiraz gelmez, kardeşim ve ben önde, camı kırılan herif arkada karakoldan çıkarız. eve kadar hiç konuşmam. arkadaşın "içerde ne oldu, neydi o bağrışlar?" sorusuna bile cevap verecek dermanım yoktur.

karakolda polis tokatlayan adam olarak nam salarım bir müddet. kimseler bunun bir kaza olduğunu, benim o anda korkudan neredeyse düşüp bayılacağımı ise bilmez yada bilmek istemez.

hayatında polisi filmlerde gören bebeler bu hikayelere hayal gücü der, kendi monoton dünyalarına bakıp için için ah ederler.

devamını okuyayım »
02.05.2003 14:28