ben her zaman ben ama hangi ben

  • 375
  • 0
  • 0
  • 0
  • 7 ay önce

carl gustav jung

freudun die traumdeutungu yayınlandığında ilk okuyanlardan biri de zürih'te bir klinikte çalışan jung'tır. metinden o kadar etkilenir ki, freud'a yazarak görüşmek istediğini söyler. freud teorisinin jung sayesinde, yahudi cemaatinin dışına çıkacağını düşünerek jung'ı viyana'ya davet eder. jung, freud'un yakın çevresinden ve öğrencilerinden oluşan ve "viyana çetesi" olarak adlandırılan bir grupla yaptığı toplantılarda nerdeyse baştacı edilir ve freud'un adler'i dışlamasına neden olur. toplantılara ilk katıldığında, çevreden birisinin tabiriyle "biraz fazla alman" bulunmuştur. ne yazık ki jung’un ilerki yıllarında bu “çok fazla alman”lığı, nazilerle birlikte anılmasıyla ve birlikte çalışmalarıyla kanıtlamıştır.

sonradan yolları ayrılsa da freud'un kuramına hayranlığını her zaman belirtmiş, kendisinin bir felsefi gelenek içinde hareket ettiğini, kant'ın kendi kuramının felsefi öncüsü olduğunu fakat freud'un hiç bir öncüle sığınmadan, hatta tüm kültüre dışarıdan bakarak yazdığını belirtmiştir. ayrıca, ferud'un bireyin tüm kültürel baskılardan arınarak, nerdeyse libidonal bir özgürlüğe kavuşması (burda nedense wilhelm reich'ın son dönem yapıtlarını anımsadım) isteğini çılgınlık, bireyi endişe ve melankoliye sürükleyecek bir yol olarak görmüştür.

devamını okuyayım »