cabus

  • azimli
  • mangal yürekli rişar (503)
  • 2289
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 ay önce

18 nisan 2010 fenerbahçe beşiktaş maçı

bugün maçtaydım ve maçta gördüklerimle tvden gördüklerim çok farklı. maçta öncelikle yerim maratonun sol tarafındaydı. yani golün ve penaltı pozisyonun uzağında kalan kısım. guiza toraman dalaşı ise önümüzdeydi. biz ilk penaltı pozisyonunu (lugano) farketmedik bile. ikinci yani verilende ise niye verildiğini anlamadık. hatta stattan çıkınca sonra bir arkadaşı arayıp aryıp sordum. penaltı gibiydi dedi. buradan nereye geleceğim. tvden nasıl gözüyor bilmiyorum ama seyirci o stadı inletiyor. her hangi bir hakem kararında premiere ligteki uğultuları andıran itiraz gürültüsü oluşuyor. genelde bağırmaz denilen fenerbahçe seyircisi özellikle galatasaray ve beşiktaş maçlarında 1 dakika oturmuyor. ve stadtaki seyirci pozisyonu o anda anlık olarak ve kamera ve hakemlere göre çok uzak bir mesafeden bir kere görüyor. herhangi bir olayda hakeme inanmıyorsa (ki tv deki gibi tekrar şansı yok) hakemi ya da rakip futbolcuyu yuhalıyor, ıslıklıyor ve bu yuhalamanın şiddeti çok kuvvetli. dolayısı ile hakemin kafasında soru işaretleri oluşuyor ve etkileniyor. hakem pozisyondan emin değilse alenen dağılıyor, sapıtıyor ki bugun evden özetleri seyredince dağıdığını gördüm. ama sahada bize, bizim alehimize düdükler çalıyor gibi geliyordu. dediğim gibi iki harekette penaltı ama sahadan biz bunları anlayadık. bilicanın sondajını görmemek için kör olmak lazımdı kanımca hakem sarı karttan sonra atmaya cesaret edemedi. benim civarımdaki herkes sondajda bilicaya küfrediyordu kendini attıracak diye. birisi onu alsın ordan diye dua ediyorduk.guiza ibrahim toraman olayı önümüzde olmasına rağmen biz bu kadar net anlayamadık oalyın detaylarını ve doğal olarak ibrahim toramana alehte korkunç bir gürültü yükseldi. tv den bakinca toramanın yaptığı çok bir hareket yokmuş. ama rakip oyuncunun deplasmanda olduğunu bilmesi gerekiyor uzatma git niye dayılanıyorsun. iki hareket yapıp seyirciyi karşına alırsan türkiyedeki hakemler cıvıtabiliyor. o statda (ki tüm statlar için geçerli bu) deplasmada dayılanırsan o seyir seni yer. toramanın ikinci hareketinde bile sarı kart tartışılır ama sen vederson ile tartışmaya devam edince o kadar büyük bir ses trübünden çıkıyor ki hakem orada birinci dereceden cinayet teşebbüsü var sanıyor. emreye yapılan ve ernstin atılması ile sonuçlanan pozisyonda bir temas var ama emre ernsti bariz attırmış. o darbe kasti değil. en fazla sert girmekten faul olur bence sarı kart bile fazla. sivokun semihe yaptığı hareketi biz sahada görmedik tartışmanını sebebini de anlamadık ama taraftar olarak bağırdık. evden görüntüleri görünce bu hareket sarı kartlık. tam isabet etmemiş ama bilicanın taban kaldırmaları ne kadar masumsa o kadar masum bir hareket. özet görüntülerde gösterilmeyen pozisyonlarda var ki bunların içinde maçın başında bir kere seyirci lehinize bir faulun verilmediğini görüp aynısını rakibe yapılınca faul verilirse kopuyor ve yuhlamalar başlıyor. ama dediğim gibi bunlar o anda seyircinin gördüğü görüntüler tv görüntülerinde durum böyle olmayabilir. ve o statda 50000 kişi varsa hakemin işi gerçekten zor. bu yıl bu statta tüm maçlara gittim ve üç seyirci grubu çok büyüktü. maç sırasıyla, galatasaray, bursa ve beşiktaş. en ateşlisi bursaydı ve fener taraftarını proveke etmeden tüm maçı büyük çoşku ile izlediler. hatta fenerbahçe taraftarı 2-0 dan sonra gaza gelip "biz beşiktaşa benzemeyiz ..." deyip sonra da köz kös statdan ayrıldı. daha sonra o maça bursa trübününde oaln bir arkadaş ile konuştum. öyle bir müzik verilmişki deplasman trübününe kendi aralarındaki konuşmaları bile duyamamışlar. galatasaray maçında zaten yönetim "mor menkşe", "binnaz" ve ismini bilmediğim bir şarkı hazırlamış maç başında ve sonunda sürekli bunları dinlettiler. çok kızdılar ama normal seyrettiler. hatta arabam ile maça giderken yanımda taksilerden oluşan gs taraftar konvoyu ile beraber gittim. 5 yaşındaki oğlumda yanımdaydı. galatasarylılar çeşitli el hareketleri ile maç ile ilgili fikirlerini camlardan sarkıp bana ve diğer arabalara bildiriyorlardı. ama maç sonu üzülmüş olmalılar. her neyse. beşiktaş maçına da iki saat erken girdim 17:00 da tribündeydim. stat hemen hemen boştu. beşiktaşlılarında 1/3 veya 1/2 si tribündeki yerlerini almıştı. ama sürekli migros trübünündki fenerlilerle kavga ediyorlardı. yerim onlara uzak olduğu için sebebini bilmiyorum ama sürekli gidip tellere vurup tellere tırmanıyorlardı. bu davranış maç başlıyana kadar sürdü. bu sebepten dolayıda sesleri hiç duyulmadı. (bu yıl hiç bir rakip taraftar grubu bu tarz hareketler yapmadı) sayelerinde stat bir dakika oturmadı yerine. bir de hala japon bayrağı açıyorlar ya anlamıyorum. diyeceğim odur ki rakip takım bu statta taraftarı galeyana getirmek istemiyorsa seyirci getirmesin genelde aleyine oluyor. hem taraftarının sesi duyulmuyor. hem sesi çıkmaz denilen fener taraftarı çoşuyor. belki beşiktaş taraftarı gibi inönüde olduğu gibi 90 dakika bağırmıyor. ama gerekli yerde hakem ve seyirci ile premiere lig ve avrupa liglerindeki gibi oynuyor. bana maçı etkilemek için beşiktaş taraftarımı fenerbahçe taraftarımı deseniz maçı izleyip gerekli yerde yuhalayan, ıslıklayan fenerbahçe taraftarı derim. rakip futbolcuyu veya hakemi arkada rutine bağlamış bir tezahurat veya şarkı ile etkileyemezsiniz. kulak buna alışır. ama zamanlaması ve şiddeti değişen birden ortaya çıkan bir gürültü rakibi etkiler. bu konuda gördüğüm en iyi maç ise 2 nisan 2008 fenerbahçe chelsea maçıdır.

devamını okuyayım »
19.04.2010 01:17