caponsever

  • 1994
  • 0
  • 0
  • 0
  • 10 yıl önce

holokost

yahudi soykırımıyla ilgili bikaç noktayı vurgulamak isterim:

1) hem almanya'da hem avrupa'da antisemitizm bazen yoğun bazen gizli bir şekilde hep varolmuştur. ama nazilerin antisemitizmiyle geleneksel antisemitizmi karıştırmamak gerekir. geleneksel antisemitizm yahudilerin din icabı bir takım menfi özelliklere sahip olduğu fikrindedir, 1800lerde mahler vs gibi birçok yahudi kökenli sanatçının topluma entegre olabilmek için din değiştirmesi bu açıdan anlamlıdır: din değiştirildiğinde yahudi yahudiliğinden kurtulmaktadır. buna karşılık nazi antisemitizmi dinselden ziyade ırksal bi yahudi tanımı yapar, yahudi dinden dönse de yahudi kalmaya devam edecektir. yahudilik biyolojik bir tanım haline gelmiştir, ari ırk kavramıyla paslaşmaktadır.

2) nazilerin yahudileri yeryüzünden silme gibi bir amacı var mıydı sorusu önemli. türkiye'de ermeni soykırımı iddialarına karşı her zaman "biz almanlar gibi yahudileri yoketmeye çalışmadık, savaş koşulları vardı..vs..vs" denir. tabii ki iki olayı birbiriyle eşit seviyedeymiş gibi karşılaştırmak olur mu bilemem ama naziler de yahudileri bir çırpıda yoketme gibi bir amaç gütmemişlerdir. şöyle bir mekanizma özetlenebilir: hitler için yahudiler daime halledilmesi gereken bir "sorun" kimliği taşıyordu. führer'in isteklerini, fikirlerini kerteriz alan nasyonal sosyalistler için bu bir kariyer meselesi haline dönüşüyor. kim daha iyi "sorun çözüyor"? kim daha çok bu meselenin üstüne gidiyor, o daha çok güç kazanıyor. başlangıçta ne toplu katliam ne de gaz odası tarzı fikirler mevcut. yavaş yavaş bir diskriminasyonla başlıyor, önce çeşitli mesleklerden men ediliyor yahudiler, sonra kollarına davud yıldızı takarak kendilerini belli etmek zorunda kalıyorlar, bir yahudi ile bir almanın belli şekillerde iletişime geçmeleri yasaklanıyor, kimi absürde varan kararlar da var bunların içinde. sonra ghettolaşma başlıyor vs. her halukarda almanya'yı yahudilerden temizleyecek etnik temizlik fikri katliam olmuyor, en radikal fikir tüm yahudilerin almanya'dan başka bir yere sürülmesi oluyor, uzun süre madagaskar düşünülüyor. soykırıma giden yolda belirleyici olan, birçok tarihçiye göre, polonyanın ilhakı oluyor. iki yönden: birincisi artık almanya sayılan topraklardaki yahudi sayısı birden katlanıyor, madagaskar'a sürgün gibi projeler hemen kabullenilmese de gerçek dışı olmaya başlıyor. ama yahudilik çözülmesi gereken bir sorun mahiyeti taşıdığı müddetçe, gerçekdışı da olsa çözüm için uğraşılmaya devam ediliyor. ikinci sebep ise, almanya içerisinde halkın tepkisini çekmemek için radikallikten kaçınan ss subayları polonya'yı bir nevi deney laborotuvarı olarak kullanıyorlar. nihai çözüm kararı 1942'de veriliyor. yani soykırım kararı nihayetinde 1915 osmanlısındaki gibi "savaştan dolayı, başka bir çözümü gerçekleştirmeye imkan olmadığından dolayı" veriliyor bir nevi.

3) nasyonal sosyalizmin kendi ideolojik ve politik kimliği önemli. nasyonal sosyalistler "hain" komunistlere ve sıkışmış, ilerlemeyi beceremeyen alman politikasına karşı enerjik, iş bitiren, dev projelere kalkışıp altından kalkmak için bürokratik prosedürdü, bilmemneydi dinlemeyen bir mizaca (ve imaja) sahipler. popülaritelerinin büyük bir kısmını da buna borçlular. birçok tarihçiye göre hitler'in iktidara gelmeden önce ve geldikten sonraki kısa bir dönem antisemitizmi bir nasyonal sosyalizmin belirleyici bir unsuru olarak kullanmamış olması dikkat çekicidir. bu yeni olma, taze olma, enerjik olma ve gerekirse dağları yerinden oynatabilme iddiası "yahudi sorunu"nda da etkilerini gösteriyor. bu "sorunun" çözümü uğruna tamamen gerçek dışı sürgün projelerini üstlenen naziler, altından kalkamadıkları her proje için daha radikal ve kolay olan çözüme yönleniyorlar, "olmuyor" demek yerine. süremiyorsak, öldürürüz.

4) alman halkıyla naziler arasında bir ayrım yapmanın vaktidir. galatayfun'un holokostu "cermen ırkına" maletme çabasındaki saçmasapan ironinin (naziler de "yahudi ırkı" şeklinde düşünmüyorlar mıydı?) farkına varmak için değil tabii ki, ama alman halkının yahudi soykırımında kolektif suçu var mıdır, varsa nerdedir gibi soruları cevaplandırmak için. daniel goldhagen ismini unuttuğum kitabında antisemitizmi tamamen alman halkına maletse de çok daha sağlam birçok yeni tarihçi (christopher browning vs gibi) bunun böyle görülemeyeceğini ispatlamış durumda. alman halkında avrupa'nın geri kalanından daha fazla antisemitizm yoktu. ama bu antisemitizm yahudilerin toptan katledilmesine göz yumacak tarzda bir antisemitizm değildi. kristallnacht gibi yahudi dükkanlarının yağmalandığı pogromlar alman halkını rahatsız ettiğinden nasyonal sosyalist iktidar bu konuda sınırlara oldukça dikkat ediyordu. göçe zorlanan veya almanyadan kaçan yahudilerin malvarlığına el koyulması birçok almanın bundan faydalanmasından dolayı sorun teşkil etmiyordu. almanlar yahudilere karşı alınan "önlemler"e hususi bir antipati veya sempati beslemiyor, özetle aslında yahudilerle ilgilenmiyorlardı. ama şu önemli: cepheden dönüp de rusya'da, polonya'da yahudilere yapılanları anlatan askerler dışında hiçbir almanın yahudilere yapılan toplu katliamları ve gaz odalarını bilmesine imkan yoktu. her türlü muhalefetin susturulduğu, basının tam anlamıyla bir propaganda makinasına dönüştürüldüğü bir almanya'dan bahsediyoruz. yanıbaşınızdaki yahudi komşunuz bulunduğu evden çıkarılıyor, bir ghetto'ya götürülüyor. kendisinin kaderini soruşturabileceğiniz pek bir yer olmuyor bu durumda. dahası zaten pek de umrunuzda değil. cepheden dönen askere gelirsek, bir asker bişey söylüyorsa bir başkası söylemiyor, gördüklerini unutmayı tercih ediyor, bir başkası ise reddediyor. dahası söylenenleri teyit edebilecek kimse yok. şimdi sakın yanlış anlaşılmasın ama benzer bir şekilde karanlık bir durumu ben bazen türkiye'de kürdistan bölgesinde yaşananlarla alakalı hissederim. kürt haber sayfalarına kaynaklarına baktığınızda veya bianet.org'a filan baktığınızda gördüğünüz bir haber türk basınında hiç yer almaz. van'da bir miting yapılır "şu kadar kişi tutuklandı" denir ama o mitinge kaç kişi katıldı yazmaz hürriyet gazetesinde. çünkü onbinlerce kişi vardır, aralarında pkk bayrağı taşıyan onbinler de vardır, ama hürriyet bunu söylemez, ki 25 kişiden ibaret sanılsın tüm olay. ama öte yandan insan kürt haber sayfalarında yazılanlara inanmadan evvel de bi şüphe yaşar. propaganda olmadığını kim ispatlayabilir ki? inanılırlığını nasıl ölçebiliriz ki? aynı şekilde dönem almanya'sında bugünün türkiyesiyle karşılaştırılamayacak, barbar bir iktidarın propagandasının altında yaşayan insanlar için yahudi soykırımı ile ilgili tevatürler halkın çok daha öncelikli gündemine girememiştir. çünkü savaş yaşanmaktadır, gündelik hayatın baskısı gündemi yaratmaktadır.

devamını okuyayım »
20.11.2007 05:23