caponsever

  • 1994
  • 0
  • 0
  • 0
  • 9 yıl önce

alfred hitchcock

hitchcock büyük eski* amerikan yönetmenlerindendir (ingiliz asıllıdır, o ayrı). bir sahnenin nasıl çekilebileceği üzerine, bir hikayenin nasıl görsel olarak anlatılabileceği üzerine uzun uzun düşünen yönetmenlerdendir kendisi. anlattığı hikayeler felsefi derinlik, vs.. içermiyor olsa bile, onu büyük yönetmenler arasına sokan şey anlattığını en görsel bir biçimde aktarabilmesidir.

truffaut ile yaptığı röportajda vertigo filmiyle ilgili konuşulurken anlattığı şu ayrıntı kendisinin yönetmenlikteki tavrını açığa kavuşturacaktır:

"james stewart filmin başlarında kadını mezarlığa doğru izlerken sisli filtre kullanmak suretiyle kadına hayal gibi ve esrarengiz bir nitelik kazandırmıştık. bu filtre bize parlak güneş ışığı üzerine vurmuş sise benzer yeşil renkte bir efekt sağlamıştı. daha sonra, stewart ile judy'nin ilk kez karşılaştıkları sahnede madeleine'i post caddesindeki empire otelinde oturur gösterdim, çünkü bu oteldeki pencerenin dışında sürekli yanıp sönen yeşil neon lambası vardı. bu yeşil ışık, kız banyodan çıkarken onu aynı ince ve hayale benzer kimliğe bürümüştü. kamerayı kadına bakmakta olan stewart üzerinde odaklandırdıktan sonra yeniden kadına döndüğümüzde bu yumuşak efekti yavaşça kaldırdık. böylece stewart'ın gerçekle yüzyüze gelmesini de belirtmiş olduk."

bu örnekte görüldüğü gibi, beceriksiz yönetmenlerin james stewart'a dış sesten "bir an için sevgilimi karşımda gördüğümü zannetmiştim" dedirteceği sahnelerde, hitchcock pratik görsel çözümlerle sinemasal anlatımda tavana vurmaktadır. sinemanın piçidir.

devamını okuyayım »
18.04.2002 19:27