geven

  • 3220
  • 11
  • 1
  • 0
  • 3 gün önce

artvin cerattepe direnişi

neden bu direnişten ve benzeri çevre direnişlerinden (nükleer santral, hes vb.) çok umutlu olamıyorum, biraz anlatayım. bu durumun direnişteki insanların sayısı, cesareti, haklılığı, kararlılığı vb. şeylerle ilişkisi yok, onlar zaten her türlü saygıyı hak ediyorlar, hele bu türkiye'de hakları için direnen herkes kahramandır, nokta.

amma ve lakin, güzide ülkemizde yasalar öyle bir düzenlenmiştir ki, ve yatırımcı denen patronların önü öyle bir açılmıştır ki, siz, her türlü hukuk mücadelesinden zaferle çıksanız bile (ki cerattepe'deki durum budur, danıştay bile vatandaşı haklı bulmuştur), işler asla bu adamların "yok abi, halk karşı, yasa da izin vermiyor, iyisi mi biz bu işten vazgeçelim" diyebileceği noktya gelmez. her türlü aleyhte hukuk kararına karşı bin tane yasal yol vardır, dava sürerken emrivaki ile işlere başlayabilirsiniz, olmadı, çed raporunda ufak bir revizyon yapıp süreci yeniden başlatabilirsiniz (burada olduğu gibi), olmadı, üniversitelerden ek raporlar filn alıp başvurursunuz, olmadı, şirketin adını değiştirip yeniden başvurursunuz, böyle gider.

burada öyle bir lanet asimetri vardır ki, eliniz kolunuz bağlanır. zira patron için tekrar tekrar başvuru yapmanın hiçbir riski yoktur, sorumlu müdürüne telefon edip "hayrettin bey, şu başvuru dosyasını revize edip yeniden verelim" der, biter. en fazla bir iki hocaya fazladan para yedirir, bürokraside üç beş etkili kişiye telefon filan eder, bu kadar. süreç yeniden başlar.

oysa direnen halk için her süreç, yeniden polisle, jandarmayla karşı karşıya gelme, kafaya cop, gaz fişeği yeme, yaralanma, hatta ölme riski demektir. hadi bunlardan geçtim, direniş örgütlemek, çok ciddi, emek, zaman ve para gerektirir. sonuçta zafer kazansanız bile, ertesi gün, ya da bir süre sonra, yeni başvuruyla sıfır noktasına dönersiniz, herşey yeniden başlar.

haliyle insanlar yorulurlar, bıkarlar, yılgınlığa düşerler, sinirleri yıpranır. düşünün bir ringdesiniz, habire karşı taraftan, hatta doğrudan onlardan da değil, onlar adına, polisten, jandarmadan dayak yiyorsunuz. sonuçta hakem sizin kazandığınıza hükmediyor, rahatlıyorsunuz, ama ertesi gün kendinizi yeniden ringde buluyorsunuz, siz dağılmış haldesiniz, ama karşı taraf dimdik ayakta. sonunda "skerim böyle işi" deyip havlu atsanız, kim size ne diyebilir? onlar da zaten buna oynarlar, bunu beklerler.

böyleyken böyle. hani, ilk deneme için bir şey söylenemez belki ama sonraki denemelerde, denemeye karar verenlerin de belirli riskleri olması lazım. danıştay'dan dönen bir mevzuyu yeniden zorlayan tiplere yasal zeminde temiz bir sopa çekmemizi sağlayacak yasalar lazım ki, en azından asimetri ortadan kalksın. ama ne yazık ki bu dengesizlik yasal yollardan giderilemiyor. hatta bunun derdi de direnen insanlara düşüyor. karşı tarafa zarar vermeyi geçtim, kendini korumak için barikat kurmaya kalksan anında terörist oluyorsun, bırak karşı tarafı, kendi arkadaşların bile "aman dikkat, haklıyken haksız duruma düşmeyelim, şiddete başvurmayalım" demeye başlıyorlar. oradan da kadim şiddetin devlet tekelinde olması meselesine kadar geliyoruz.

bunları niye yazdım? yarın bir gün artvin'de de insanlar, ya da en azından insanlardan bazıları, şimdi yaptıkları barışçıl eylemlerden bir şey çıkmadığını görüp daha "radikal" işlere başlarlarsa, hemen şarlamayın, yok "ilk üç gün ben de destekledim" vesaire, abuk subuk konuşmayın, bir düşünün.

devamını okuyayım »
21.02.2016 00:24