hgeg

  • 1048
  • 2
  • 0
  • 0
  • 2 hafta önce

the elder scrolls

serinin bütün oyunlarını sayısız kere bitirmiş, lore hakkında türlü türlü metni hatmetmiş biri olarak bir iki kelam edeyim hakkında:

öncelikle serinin kendine has bir fps/rpg oluşu hadisesi var. bunun nedeni serinin d&d tabanlı top-down veya izometrik kameralı oyunları yerine doom/wolfenstein 3d gibi oyunlardan örnek alan yapısı. zaten firmanın seriden önceki oyunlarına bakıldığında birkaç fps terminatör oyunu görürüz. hatta bu terminatör oyunundaki kullandıkları oyun motorunu geliştirerek arena'yı yapmışlar. bu d&d setting'ini baz almamaları sonucunda ayrıca o zamana kadar diğer hiçbir rpg'de görülmemiş olan görevlerden xp almak yerine yeteneklerin kullanıldığı oranda gelişmesi ve bu yeteneklerin karakterin seviyesini belirlemesi olayı bulunmakta. oynayanlar varsa bilirler, ultima online'da bu olay aynen kullanılmıştır. bu durum oyunu rpg-fps-hayat simulasyonu gibi abuk bir üçgen içerisine koyuyor. serinin kendine has orjinalitesinin iki temelinden biri bu dengede saklı işte.

diğer temel ise her bir oyunun(gerçi sonradan bu yönden zayıfladı ama) fantastik bir dünyada geçen realist hikayeler olmasında yatıyor. şöyle bir karşılaştırma yapalım: safkan bir fantazya edebiyatı örneği olan yüzüklerin efendisi'nde hikaye kabacaı şu şekilde işliyor: "kötülüğün temsilcisi sauron gücünü toplar ve de orc'lardan ve bilimum it-kopuk yaratıktan oluşan ordusu ile yeryüzününü iyi krallıklarına karşı savaş açar". ilk anda görülebildiği üzere çok net bir iyi-kötü savaşı. mesela çok yapılan bir geyiktir, orklarla konuşarak anlaşmak yerine neden bunlar soykırıma uğratılıyor denir. işte bunun cevabı tolkien evreninin saf bir fantastik kurgu olmasıdır. bir tür masaldır yani bu evren içerisindeki hikayeler, öyle karmaşık dinamiklere hiç gerek yok. her şey bir sembol. fakat elder scrolls evreni gerçek dünyadaki tarihi/siyaseti/toplumsal olguları alıp fantastik bir dünyayla yoğurup önünüze koyar.

mesela, serinin 2. oyunu olan daggerfall'da şehre musallat olan, yeni rahmete ermiş kralın hayaletini araştırmaya giden bir imparatorluk diplomatı olarak başlarız. fakat şehre gittiğimizde sıkıntının kaynağının bu hayalet değil, üç krallığın içinde olduğu ve kralın suikasti ile başlayan bir dizi entrika ve komplolar olduğunu görürüz. aynı şekilde üçüncü oyunda morrowind'e ayak bastığımızda ortadaki durum bir yanda emperyalist cyrodiil imparatorluğuna karşı yükselen radikal-faşizan dark elf(morrowind dark elf yurdudur zira) hareketine rağmen kılını bile kıpırdatmayan yozlaşmış ve statükocu bir teokratik yönetimden oluşan bir üçgendir. dördüncü oyun imparatorun suikasti ile başlayan ve deadra denen tanrısal varlıkların işin içine girdiği bir komplolar zinciri boyunca ilerlerken, beşinci ve son oyun olan skyrim* ise bir iç savaş arifesi ortamında başlar.

ana hikayelere ek olarak, mafya örgütlenmeleri, derin devletler, kölecilik, dini savaşlar, zenofobi, töreler gibi birçok olgu da oyun içine bir şekilde dahil edilmiş. mesela morrowind'de ülke 7 tane hanenin yönetimi altında. her hane kendi bölgelerindeki ticari ve siyasal hareketleri kontrol ederek varlık gösteriyor. bu hanelerden biri olan hlaalu oyunun geçtiği vvardenfell adasındaki tarım ve hayvancılık faliyetlerinin büyük bölümünü kontrol ederken, bir yandan da işgalci imparatorluk gücüyle de yakın temasta bulunup yasal engellerin etrafından dolanarak ihracatın dibine vurmakta. bu durumda da imparatorluk işgalindeki morrowind kralı ve vvardenfell dükü tabi ki de hlaalu ailesinin bir ferdi olacaktır. bir de üstüne, kral ve dük kuzen olup hlaalu hanesinin efendisinin yeğenleridir. al sana paşalar gibi tywin-tyrion-joffrey dinamiği. asıl taht oyunları burada dönüyor da kimsenin haberi yok. demem o ki, bu oyundaki realizm hem çok güçlü, hem de fantastik rpg elementleri içerisine çok güzel yedirilmiş.

şu da var, bu bahsettiğim bilgilerin her türlüsünü diğer oyunlardaki gibi yapımcı web sitelerinden, wikilerinden değil oyun içindeki diyaloglardan, kitaplardan ve hatta banka/hazine defterleri, resmi tutanaklar ve yazışmalar, kişisel günlükler, mektuplar gibi abuk dökümanlardan öğrenebiliyor oluşumuz. oyunların zenginlikleri çok sayıda zindanları olmasından öte bu bütünlüklü ve tutarlı dünyasından geliyor.

oyunlara dönecek olursam, serinin ilk iki oyunu dosbox marifeti ile kütür kütür oynanabilmekte. zaten diğer üç oyunla ilgili hiç bir sorun yok. benim tavsiyem üçüncü oyun olan morrowind'den başlayıp, skyirm'i bitirdikten sonra hala elder scrolls aşkı ile yanıp tutuşuyorsanız ilk iki oyunu da sırasıyla oynamanız. eminim ki hiçbir rpg sever pişman olmayacaktır.

son olarak oyunla igili herşeyin bulunduğu bir kaynak olarak uesp'yi önerebilirim.

devamını okuyayım »
15.07.2013 01:42