ink

  • bal küpü (627)
  • 800
  • 0
  • 0
  • 0
  • 8 ay önce

trzy kolory bialy

mualif duruşuyla ünlü kieslowski'nin buram buram polonya eleştrisi kokan bir filmidir.

üçlemenin diğer filmlerinden ayrı bir yerde durmasının sebebiyetlerinden biri de bence budur. onun dışında oyunculukları , diyalogları ve dramatik yapısıyla muhteşem bir film.

--- spoiler ---

filmin fransa'da geçen kısımlarında bol keseden kullandığı güvercin metaforunu sevdim. şahsımca ait olduğu yer/polonya olarak nitelendirdim. (keza polonya "kuşların uçtuğu ülke" olarak da bilinir.) karol'ın evliliği , kendi vatandaşı ile tanıştığı sahne de ve karısından ayrıldıktan sonra yerini doldurmayacağı belli olan heykeli gördüğü sahnelerde bu güvercinler gerek ses gerek görüntü olarak karşımıza çıkıyor.

diyaloglar ve karakterler muhteşem dizayn edilmiş. bir ara bu aşıklar nerede tanışmış olabilir diye düşündüğümde karol'ın esprili bir şekilde anahtarı yutmuş gibi yaptığı sahneye denk geldim. bir fransız kadınını böyle sümsük gibi duran adamın anca esprili mizacıyla (tabi kuaför olması da buna bir etken) tavlaması olası geldi. bunu anlatıyorum çünkü filmde olmasa da insanlara çizdiği karakterle bile hikayeye sokabilen adamlar bana göre gerçek sinemacılardır.

gelelim filmin mualif kısmına. fransa'ya beslediği sempatizanlığı aşikar olan kieslowski filmin başında bu şehri çok sakin aktarıyor keza bilenler vardır fransa'nın buram buram kültür ve sükunet koktuğunu. karol fransa'dan kaçıp polonya'ya geldiği daha ilk sahnede bir eleştri başlıyor. uçak valizlerini kaçıran serseriler , para kaçakçıları , kumarbazlar , avrupalılaşmaya çalışan polonya'nın komikliği , arazi mafyaları. sakin ülkede barınamayıp böyle bir kaotik ülkede mizahı ve çakallığı ile barınabilen karol bana varlığı ile başlı başına bir kieslowski protestosu gibi göründü.

--- spoiler ---

velhasıl. izleyin. kieslowski (adamın adını yazmaktan bıktım adeta) gereksiz plan kullanmayan yönetmenlerdendir. hani şu "gerçek sinema" denilen kavram var ya. he işte o.

devamını okuyayım »