jazzbass

  • azimli
  • energizer tavşanı (790)
  • 1521
  • 0
  • 0
  • 0
  • 7 yıl önce

women who run with the wolves

jungçu bir psikanalist ve cantadora olan clarissa p estes'in bir ömür boyu çalışmasının ürünü olan kitap.

kitabı ödünç veren dostum, bunun erkeklerin beğenmeyebileceği türden bir kitap olduğu uyarısını da eklemeyi ihmal etmemişti. okuduktan sonra şunu rahatça söyleyebilirim ki bu eser -naçizane hobim diyebileceğim- ve tümüyle disiplinler arası bir araştırma alanı olan arketipçi eleştiri / mitsel eleştiri literatürünün temel metinlerinden biri olmayı, frazer, frye ya da campbell'la aynı solukta anılmayı hak ediyor.

her şeyden önce, eserin yapısından bahsetmek lâzım: kitap; farklı kültürlere, ama özellikle güney amerika yöresine ait kadın masallarından ve her bir masalın yazar tarafından çözümlenişini içeren küçük bölümlerden mürekkep. geleneksel öykü derleme yöntemiyle elde edilmiş bu corpus, sadece yazarın onaylı bir temsilcisi olduğu analitik psikoloji ekolü için değil, psikodinamik yöntemlerden yapıt çözümleme aracı olarak faydalanabilen halkbilim ve edebiyat eleştirisi için de büyük önem teşkil ediyor. dahası, yazar, kadını çağdaş dünya koşullarında erkek boyunduruğuna girmiş olan vahşi doğasından ve kurt psişesinden haberdar etmeyi -hatta sarsarak uyandırmayı- kendine görev edinmiş olduğundan, '70 sonrası akademik değişimin serpilen disiplinlerinden kadın araştırmaları ve feminist eleştiri de bu eserden faydalanacaktır diye düşünüyorum.

yazarın dünya görüşüne etkidiğini her sayfada sezdiğimiz etnik kökeni ile içinde yaşayıp normlarına göre eğitim aldığı toplumun felsefesi arasındaki çelişki, benzersiz ve yaratıcı bir bakış açısı doğurmuş. bir yüzünde kadın, diğerindeyse vahşi bir kurt olan madalyonun her iki yüzünü de görebilmiş estes bu yüzden.

ben kitabı okurken, bir kadının diğer kadınlara seslenişini çok net şekilde hissedebildim ve karşısında uyarıldığım güçlüğün bu olduğu izlenimini edindim. şayet o çok beylik "kadınların ve erkeklerin aynı kavramların içini farklı anlamlarla doldurduğu" iddiası doğruysa, evet, cephenin karşı tarafındakilere ait bir talimatnameyi okuduğunuzu, sözcüklerin kadınlara özgü anlamlar içerecek şekilde kullanıldığını farz edebilirsiniz o vakit...

bununla birlikte, kitap biz erkekler için -akademik niteliğinin ötesinde- uygulamaya dönük bir anlam da taşıyor. bu yanıyla, bir rosetta taşı olamaz belki, ne var ki kadınlara atfetmekte hiç geri durmadığımız o çekici ve gizemli anlaşılmazlığa, birçoklarının kendilerinin de mantıklı bir açıklamasını yapamadığı fevrî duygudurum değişikliklerinin sebeplerine bir nebze olsun ışık tutabilir. jungçu psikoloji, bireyselleşme ile evrilen ve psişeyi meydana getiren arketipler arasına karşı cinsi anlayabilmemizi mümkün kılan animayı ve animusu da kattığı içindir ki, bir erkeğin de bu kadınsal içeriği anlamlandırabilmesi, empati ve sempati besleyebilmesi mümkün oluyor.

uzun lâfın kısası, okumayanlar çok şey kaçırıyor.

devamını okuyayım »
20.08.2006 20:44