kahpe felek

  • mülayim ama sempatik (549)
  • 692
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı

birbirinden nefret ederek boşanmış bir anne-babanın, 9-10 yaşlarındaki kız çocuğu olarak, özellikle yazları babama gittiğimde babamın iğrenç ruh hastası akrabaları tarafından rutin olarak maruz bırakıldığım soru bu. o kadar nefret ettiğim bir soru ki, sözlükte ikide birde karşıma çıktığı halde hiç bişey yazmamaya özellikle çabalamaktaydım epeydir. görmemeye çalışırsan seni kovalarmış demek o şey. bu kadar sıklıkla karşıma çıkmasının bi nedeni var kesin, belki yazmam gerekiyor. ya da algıda seçicilik, 'ben' görüyorum her nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsa. muhtemelen...

yazarsam beni rahat bırakırsın diye umarak yazıyorum sana sevgili 'anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı' sorusu / başlığı/ ya da her ne sikimsen... siktir git artık!
özellikle o kara cahil ruh hastalarının yüzlerindeki ifadeyi hatırlıyorum sorarken, böyle acayip bir iştah oluyor, seni zor durumda bırakmaktan mı, acaba birini seçerim de dedikodu malzemesi çıkar diye mi, bilmiyorum. 'bak şimdi ne sorcam' bakışıyla yanındakilere bakarken önce sana minik bir 'hişşt' ile dikkatini çekme -hani çok mühim bir soru soracak ve saptama yapacak ya, güme gitmesin o mühim an diye herhal... hafif bir gülümseme, ama tam değil, gülümsemesini gizlemeye çalışıyor gibi yapıp, gizlemeyip falan... ay bilemedim, öyle sadist ve iştahlı bir ifade işte, ne anladıysanız artık sevgili okur.

aslında hepsinin çok iyi bildiği cevabı alacaklarını umuyorlar büyük ihtimal, ama yemiyor haliyle, söyleyemiyor minicik çocuk "annemi tabii" diye. bu şekilde öğreniyorsun yalan söylemeyi, söylemek zorunda kaldığında nasıl politik olunabileceğini... "ikisini de" şeklindeki bariz yalan cevabı aldıktan sonra da "ay tabii ayol, ayrılır mı anne baba hiç?!" diyerek topluca onay ve rahatlama. pis ikiyüzlüler! çocuğa da ikiyüzlü olmayı o yaşta öğreten ruh hastaları!

bir çocuğu bu durumda bırakan herhangi bir insan evladının mezarında huzur bulamamasını, eğer yaşıyorsa sürünerek ölmesini diliyorum. ölüm döşeğinde de başına dikilip demek istiyorum ki: "canım, benim de sana bi sorum var: fişini çekelim mi, yoksa sürünmeye devam mı? hadi şimdi de sen yap bi seçim!"

kötü müyüm çok? yok değilim. eğer yıllar geçip de yediği haltı idrak ettiyse ve vicdan azabı çekiyorsa, affedebilirim tabii.
sormam başına dikilip o vakit, direkman çekerim fişini acı çekmesin fazla diye.

devamını okuyayım »
22.08.2009 22:22