karviskali

  • azimli
  • şamda kayısı (708)
  • 3301
  • 0
  • 0
  • 0
  • 5 ay önce

odtü'deki kediler

odtu'deki en talihsiz kediyi anlatacağım şimdi: aslında abdullah palaz anlatsa daha iyi olur ya neyse, eksiğim varsa o tamamlasın.
günlerden bi sıcak gün abdullah palaz odtü'de kafede gölgede oturmaktadır ve gazete okumaktadır. okuduğu sayfaya ilgisinin azalması ya da başka bir sebepten -ki bu sebep sürekli aynı şekilde oturmaktan sıkılıp pozisyon değiştirme isteği olsa gerek- altındaki plastik sandalyeyi hafifçe yana çekmek ister.

buraya kadar her şey normaldir. sandalyenin ayakları dibinde, hem sıcaktan mayışmış uyuklamakta olan hem de a. palaz'ın da faydalandığı standart kafe şemsiyesinin gölgesinden faydalanmakta olan -ama dikkat edelim abdullah palaz'ın bundan haberi yoktur- odtü kedisi bulunmakta, o da kendince birdenbire bastırmış ankara sıcaklarından korunmaya çalışmaktadır.
saniyenin bilmemkaçtabiri kadar bir sürede a.p. sandalyesini kaldırıp tekrar yerleştirir ve üzerine yeniden oturur... oturmasıyla canhıraş bir kedi miyavlaması duyulur. kedinin kuyruğunun ucu sandalyenin bir bacağı altında kalmış, hayvan hem uyuklamakta iken aniden sandalye çekilmesi sesiyle uyanmış hem kuyruğunun ucunu sandalye bacağına kaptırmış hem de neye uğradığını anlamadan refleks olarak aniden zıplayıp kendini bir hayli uzağa fırlatmıştır.
zıplayıp düştüğü yerde o şekilde sadece kuyruk acısıyla kalacağını düşünen kediyi acı bir sürpriz beklemektedir. tam da o sırada kafenin garsonu "vay bu kedi bizim müşteriyi rahatsız ediyo ha" diyerek tam ama tam kedinin yere düştüğü an bi vole çakmış hayvanı olduğu yerden bir kere daha tiz bir miyavlama eşliğinde zıplatmıştır. (ay yazarken bile kendimi tutamıyorum; hem gülüyorum, hem de hayvana acıyorum inan olsun). kedi garsonun volesiyle bir kez daha havalanmış, az ilerde bir yere konmuştur.

durun daha bitmedi!

kedi konduğu yerde huzura ermemiş, başına gelen anlamsız olaylar zincirine henüz bi mana bulamamışken, aniden başlayan ankara baharlarının yağmur öncesi fırtınaya benzer rüzgarı çıkmış, ortamda gölge yapsın diye bulunan şamsiyelerden biri yerinden fırlamış kedimizin üstüne düşmüştür. kedi bir kez daha can havliyle "yeter allahım yeter" mealinde tiz ve uzun miyavlamış akabinde olay mahallinden uzaklaşmaya çalışmış ama yiyecek kokularından çok uzakta kalmaya kedi gönlü elvermediğinden yandaki duvarın üstüne tünemiş. bir iki saniye etrafına bakınmış, sandalye bacağı, garson tekmesi ve yuvarlanıp gelen şemsiye olmadığına kanaat getirmiş; fakat tüm bunların müsebbibi (ama yeminle söylüyorum son derece günahsız, masum) abdullah palaz'a pis pis bakışlarını göndermiştir. kedinin o anda kalbinden geçen bir tır dolusu küfürü anlayıp tercümesini yapabilecek bir allahın kulu olduğunu sanmıyorum.

palaz be senin anlattığın gibi gülünç olmadı beya... keşke sen yazsaydın bunu...

............................................................................................
abdullah palaz'ın hatırlatması üzerine zorunlu düzeltme: şemsiye üzerine düştükten sonra, söz konusu olayların mağduru kader kurbanı kedi, bir masanın altına sığınmış, işin türkçesi sığındığını sanmış; zira o masada oturanlardan birinin köpeği varmış ve buna saldırmış; canından bezen hayvan daha sonra duvara tüneyip palaz'a bana ters ters bakmış. aradaki köpek hadisesini ben unutmuşum.

devamını okuyayım »
18.02.2006 20:29