kizilkedi

  • 1242
  • 0
  • 0
  • 0
  • 5 yıl önce

sözlük yazarlarının ilk bilgisayar anıları

efendim sene m.ö....., ben bir türk bankasında ankara'da işe girdim. bir yandan da üniversiteyi bitirmeye çalışıyorum boykotlar, olaylar okul habire kapanıyor, müracaat ettim, bir süre sonra işe başladım. dış muameleler diye bir genel müdürlük birimi. neyse üniversiteliyiz, ingilizce falan var biraz beni burada işe başlattılar. nostro (yabancı bankalar/ muhabir hesaplar ) servisindeyim. masa falan verdiler, çalışıyorum. bizim sevisin yanında kapısında ıbm yazılı bir minik oda var. insanlar o odaya giriyorlar, bir saat falan kalıyorlar ve ellerinde iki a4 büyüklüğü kağıtlarla çıkıyorlar, onları klasörlere takıyorlar. bir gizem, bir ciddiyet. deli gibi merak ediyorum o odada neler dönüyor, oraya girenler ajan gibi gözümde. kapı açılınca odayı görmek için seksen kere çay almaya gidiyorum. bir kaç kere göz ucuyla görebildiğim bir duvar boyu 4-5 metrelik dev bir makineler bütünü. allahım nolur bende orada işler yapayım diye yalvarıyorum. neyse birgün şefimiz bana dedi ki "mesailer başlıyor, kalır mısın?" mesai dediğin fazla para demek onu öğrenmişim. yakınlarda evleneceğim, para lazım. " tamam, kalırım "dedim. sonra normal mesai bitti, fazla mesaiye kalanlara işler veriliyor. dışardan yiyecekler geliyor, çaylar demleniyor, radyolar açılıyor, iş var ama keyfli bir ortam da var. aman herkes bir mutlu bir mutlu.zaten yaş ortalaması yirmibeş falan. ben de bekliyorum bana ne iş gelecek diye şefimiz geldi, gel sana ıbm öğreteyim diye beni o gizemli odaya çağırdı. şimdi şef dediğime bakma o da çok genç ve çok yakışıklı bir genç adam, bekar kızların dibi düşüyor ama ben nişanlı olduğumdan tehlikesizim o nedenle benimle rahat. neyse bu elinde belgelerle geldi, odaya girdik. o duvar boyu aletler bilgisayarmış. biz o bilgileri elimizle yazıyoruz, o harf sırasına diziyor, listeliyor ve de en önemli şey yekün alıyor. yani rakamları topluyor. ne müthiş.. düşünün ki, elimizde hesap makinesi olarak kollu facitten başka bir şey yok. yekün almak için saatlerini veriyor insanlar ve bu makine yekün alıyor. aman tanrım ne müthiş bir icat. ben bayıldım tabi. işimi nasıl kolaylaştırıyor anlatamam. o gece elimdekileri makineyle halledip, o kağıt destesini alıp masama koyup mutlulukla işten çıkıp eve gittim. evdekilere anlattım bu muhteşem mucizeyi. rüyalarıma girdi, sonra bir de şefim dedi ki, gelecekte bu makineler küçülecekmiş, japonlar yapmış bile, bunlardan herkesin masasına konulup, herkes işini masasında yapacakmış vs vs.. aaa nasıl olur falan şaşkınlık içindeyim.
ertesi gün işe geldim, şefim benim yaptığımı imzalamış dedi ki sen bunu canan hanıma götür imzalasın. sonra da klasöre tak kaldır. ben canan hanımın odasına gittim, canan hanım bana yüz yaşında falan geliyor o kadar büyük ve eski kafalı ki inanılmaz. ödüm de kopuyor ondan, daha çok da gencim. girdim odaya dedim ki işte imza kem küm. o gözlüklerinin üzerinden baktı şöyle bir kaşlarını kaldırarak," kim çıkardı makinadan bunları ?" diye sordu. "beeen" diye cevap verdim. "aferin, çabuk öğrenmişsin ama şimdi git bu yekünü teyit et, gel" dedi, hafifçe tebessüm ederek. gencim ya safım da tabii, ama nedeeen? makina aldı onların yekününü " dedim. o da bana " ben güvenmiyorum canım, biz bir doğruluyalım bakalım" dedi. gidip makinenin aldığı yekünü, kollu facitle doğrulamıştım. yaa bu da işte böyle bir anımdır.

not: koç firması tarafından ithali yapılan ilk ıbm icatlarındandı o bilgisayar.

devamını okuyayım »
10.03.2011 17:24