lantirn161

  • 387
  • 7
  • 2
  • 0
  • dün

zeytin dalı harekatı

katılan tüm askerlerimizin canına en ufak zarar gelmemesini dilediğim askeri operasyon. ben bu entry'de şu başlık altında bulunan küfürlü, hamaset dolu, gaz verici ve diğer "kişisel fikir belirtici" entrylerden daha farklı bir şeyler yazmaya çalışacağım. biraz beton entry olabilir, su/çay ikmali yapıp okuyabilirsiniz.

askerlik bir bilim ve ciddiye alınıp, kurallarına, kaidelerine ve prensiplerine bağlı kalınarak uygulanması gerekiyor. bunlara uymazsanız vereceğiniz kayıp elde edeceğiniz faydadan çok daha fazla olabilir.

*** mevcut durum ***

askeri anlamda bakarsanız afrin bölgesi bir cep gibi suriye'nin kuzey ucundan hatay ilimizi ve güney sınırımızı tehdit edercesine bulunan bir bölge. bölge, suriye'nin ve diğer kürt terörist güçler kontrolündeki alanlardan soyutlanmış bir durumda ve lojistik yardım alma imkanları çok kısıtlı. doğrudan kendi kontrollerindeki bölge ile olan bağlantıları fırat kalkanı harekatı ile kesilmiş olduğundan ve kuzeyden, yani türkiye üzerinden yardım da getiremeyeceklerine göre tek destek alabilecekleri muhtemel koridorlar halep'in kuzeyinden geçen hat. bu kısım resmi suriye güçleri kontrolünde olup eğer bunlar göz yumarsa yardım alabilirler. gelgelelim rusya ile yapılan görüşmeler sonucunda resmi suriye hükümeti'de zorla da olsa harekatı kabullendiği için en azından göstere göstere buradan bir yardım geçirilmesi ihtimali çok zayıf. bununla birlikte resmi suriye rejiminin birkaç sene evvel türkiye'ye yönelik "bizim içişlerimize karışma yoksa buralardan güçlerimizi çekeriz, buraları da başıboş bırakırız artık kim gelirse gelir, başına bela olur." dediğini de hatırlatırım. yani rejim unsurları buradan geçecek kürt terörist unsurlara kısmen de olsa göz yumabilirler. bu durumda rusya'ya da "ya biz görmemişiz" denilebilir ama suriye'nin bu riski alacak ne enerjisi ne de inisiyatif kabiliyeti var. o nedenle afrin cebindeki terörist unsurların buraya fiilen kısıldıklarını kabul etmeliyiz.

ceplere yani belli bir silahlı gücün bir noktaya sıkıştığı ve kaçma şansının düşük olduğu yerlere karşı yapılan savaşlarda karşılıklı tarafların güç dengesi, arazi koşulları ve hava durumu çok önem arzetmekte. hava durumu kötü olursa hava harekatı kozunuz sekteye uğrar ve yerdeki piyadeye tam destek veremezsiniz, arazi kötüyse tank vs destek unsurları kullanamazsınız, güç dengesinde bazı noktalar açısından sıkıntı varsa her silahı her düşman noktasına karşı kullanamazsınız. eğer cepteki düşman cebe çok fazla yapışma ve savunma teşekkül etme imkanı bulmuşsa (bkz: kursk savaşı), (bkz: operation zitadelle) saldıran ne kadar güçlü olursa olsun savunan daha avantajlı olabilir. elbette bölgeyi tahkim etme şansı bulmak kesin kazanmak demek değil ama çatışmayı daha çetrefilli hale getirireceği kesin.

afrin cebindeki savaşa bakarsak bir tarafta hava desteği avantajına sahip, güçlü bir zırhlı kuvveti olan ve kalabalık düzenli bir ordu olan tsk var. bu ordu yetişmiş, nitelikli asker gücü ile profesyonel olarak bu işe girişiyor. yani tek bir komuta merkezi var, o komuta merkezine cephedeki daha ufak komuta merkezlerinden bilgiler akmakta, sahadaki mini-komuta merkezleri birebir cephedeki silahlı unsurlarından bilgi almakta ve karşılığında onlara anlık emirler verebilmekte ve değişen koşullara göre esnek ve dinamik bir operasyon yürütülmekte. sahada çarpışan unsur da ihtiyaç duyduğu anda yanındaki ileri hava kontrolörü ile hava desteği veya kendi inisiyatifi ile topçu desteği talep edebilmekte ve tehlikeli noktalara riski minimize ederek ilerlemekte. bunun yanısıra zırhlı birlikler benim anladığım bu harekatta biraz geride tutulmakta. tehlikeli noktalar, ileri karakollar, sığınak mevzileri vs düşman noktaları ağırlıklı olarak hava ve kısmen de topçu desteği ile aşılmakta.

zırhlı birlikleri en önde göndermemek doğru bir karar çünkü zırhlı birliklerin bir önceki harekat olan fırat kalkanı harekatı'nda istenmeyen kayıplar verdiği herkesin malumu. bu noktada en büyük eksikliğimizin tank gücümüzün daha çok zırhlı-zırhlı çatışmasına göre dizayn edilip ona göre donatılması olduğu görülmüş. tanklar ve zırhlı araçlar ile meskun mahal veya açık arazide zırhlı birliği olmayan veya çok zayıf olan piyade ağırlıklı güçlere karşı yapılan çatışmalarda kendi kendini koruma sistemlerinden mahrum olması nedeniyle gereksiz tank ve zırhlı araç kayıpları verebileceğimiz gerçeğini idrak etmemiz bu harekatta zırhlı birlikleri bir parça geride tutmanın asıl nedeni olabilir.

hava gücümüz ise belli. o bölgeye yakın olan 2 üssümüz var, incirlik ve diyarbakır. buralardan kalkan uçakların, tanker uçaklar yardımıyla uzun süreler havada kalıp cas yani yakın hava desteği görevleri için beklediği anlaşılmakta. çünkü sahadan talep geldikçe ilgili hedefin anında bombalandığını duyuyoruz. bu noktada hava desteğinin hızlı ama bomba taşıma kapasitesi az olan f-16 uçakları ağırlıklı gidiyor. f-4 uçakları burada daha fazla bomba taşıma yetenekleri ile öne çıksa da nispeten daha yavaş olmaları ve düşmanın elindeki bazı hava savunma sistemleri karşısında gereksiz bir risk alınmak istenmemiş sanırım ve f-16'lar daha sık sorti yaparak bomba konusundaki açığı kapatıyorlar. yalnız yakın hava desteği konusunda insan a-10 thunderbolt veya su-25 frogfoot uçaklarına sahip olmayı diliyor bu anda. zamanında a-10 almamız gündeme geldi ama bakım/uçuş maliyetleri ve doğudaki engebeli arazi yapısı gözönüne alınarak bu işten vazgeçilmişti. keşke biraz daha ileri görüşlü olunsaydı da etraftaki düzayak bölgeler incelenerek a-10 tipi bir uçağın ülkemize olan faydası daha incelikle analiz edilseydi.

bundan başka 2 koldan yani cebi çevreleyen tüm cephelerden saldırıya geçildi. bundaki amaç düşmanın hareket inisiyatifini kısıtlayıp gittikçe daha dar bir alana hapsetmek ve çatışmayı belli bölgelere yoğunlaştırıp konsantre saldırılar ile tek seferde daha fazla düşman unsur imha etmek. gayet doğru bir taktik.

geçmiş harekatta umarım gereken dersler alınmıştır. fırat kalkanı harekatında özellikle cephedeki birliklerin lojistik ikmali konusunda sorunlar yaşandığını duyduk. ama bu harekatın planlama sürecini gözönüne alırsak lojistik ikmal anlamında çok müthiş sorunlar yaşanmayacağını düşünebiliriz.

*** düşmanın incelenmesi ***

askerliğin en önemli prensiplerinden biridir; ne olursa olsun karşındaki düşmanı küçümsememek gerekir. bu başlık altında ve tv'de, kahvede orda burda geyik anlamında dönen "tükürsek boğarız, onlar kim lan mezopotamya eşşekleri.!" gibi yaklaşımlar çok hatalı. evet karşımızda henüz birkaç aylık bir düzenli! "silahlı güç" şeklinde tanımlanan bir düşman var ancak bu adamların da gözönüne alınması gereken bazı tehditleri var.

silah gücü anlamında bakarsak müttefiğimiz! abd bunlara çok şey verdi:
zırhlı güç olarak: uro vamtac 4x4 şasesine yüklü 60 ve/veya 81 mm'lik eimos (expal integrated mortar system) havanlar, yine benzer şaselere yüklü 50 kalibrelik ve dshk makineli tüfekli araçlar, çeşitli donanımlarda eski humvee'ler, guardian tekerlekli zırhlı araçlar ve kendilerinin imal ettiği bazı zırhlı araçlar ellerindeki asıl mobil güç. şu anda ellerinde tank olmadığını düşünüyorum, olsa gösterirler ancak eminim ki eğer gerideki asıl bölgeleriyle bağlantıları olsa kuzey ırak kürt yönetimi elindeki bazı tanklar veya ışid'den ele geçirilen suriye ordusu artığı t-55, t-62 veya t-72 türevlerini karşımızda getirebilirlerdi ancak şu anda bilinen ellerinde yalnızca vurkaç saldırıları yapabilecek hafif zırhlı araçlar. bunların tanklarımız karşısında çok bir etkisi olmayacaktır ancak piyadeye karşı etkili savunmalar yapabilirler. gelgelelim cas desteği olduğu sürece ortaya çıkmaları durumunda çok geçmeden imha edilirler.

bizi sınırlayan en büyük sorunlardan birine gelelim; anti-tank füzeleri ve kısmen de konvansiyonel uçaksavarlarlar. abd bunlara bgm-71 tow (heat prensipli) verdi bu kesin bilgi. bununla birlikte ellerinde olan 2 farklı anti-tank mühimmatı daha var. ışid kaçarken cephaneliğini sırtına alıp kaçmadı ve geride fazla sayıda fgm-148 javelin (heat prensipli) bıraktı. muhtemelen javelin de ellerinde mevcut. diğer önemli bir tanksavar füzesi de 9m113 konkurs (heat prensipli) ya da nato kod adıyla at-5. rus imali bu anti-tank füzesinin fırat kalkanı harekatında bizim bazı tanklarımızı vurduğunu belirtmek isterim. bir de 9m133 kornet fuzesi var ki rus füzeleri darmadağın olan suriye ordusu cephaneliğinden zaten herkesin eline geçmişti. muhtemelen bunlarda da vardır. tow, konkurs ve kornet daha yatay yollu mermiler olup hedefe düz sayılabilecek bir rotada yaklaşıyor ama javelin tam bir ölüm makinesi. füze atıldıktan sonra havada belli bir irtifaya yükselip hedefin tam üzerine mümkün olduğunca dik vurmaya çalışıyor ki tankların ve zırhlı araçların en zayıf yeri üst tarafları olduğundan javelin daha etkili. tow, konkurs ve kornet'te ise yatay yolla geldiği için mermi tankın zırhı, çarpma açısı, tank üzerindeki boşluklu zırh alanları vs nedenlerle füzeyi bertaraf ederek hasar almamak daha yüksek şans.

peki tanklarımızı bu durumda kullanamayacak mıyız? elbette kullanacağız ama başta da söyledğim gibi bazı kurallara uymamız lazım. öncelikle haldır huldur basılmayacak tanklarla. ama beklemek de olmaz. unutmayın ki anti-tank füzeleri ağırlıklı olarak sabit yani duran tanklara karşı atılıyor. hareketli hedefe atmak riskli çünkü kaçırma şansınız yüksek. bu durumda tanklarımızın sabit durduğu her anda özellikle düşmana yakın noktalarda daha fazla tehlike altındalar ve mümkün olduğunca profillerini saklamaları önemli. gelgelelim harekatta şu anda oldukça yavaş ve temkinli gidildiğinden muhtemel füze mevzileri de cas/topçu ateşi ile imha edilip o şekilde minimum risk alınıyor ve tankı ileriye götürüyorlar. bu arada muhtemelen yakın destek olarak tank topundan da faydalanılıyordur.

fakat bu sadece ara çözüm. bizim çok acilen aktif koruma sistemine ihtiyacımız var. fırat kalkanı harekatındaki kayıplar sonucu aktif koruma sistemi ihtiyacının çok fazla olduğu sonunda kabul edildi ve acil çözüm olarak (akkor yetişmediğinden) ukrayna menşeili zaslon-l sistemi alınma anlaşması imzalandı. ben harekat başladığında bir twitter adresinden zaslon monteli zırhlıların ilk etapta önden sokulduğuna dair bir tweet okudum ama görsel olarak bu sistemi taşıyan bir zırhlı aracımıza henüz görüntülerde görmedim. belki çok az bir sayıda gelmiş ve koçbaşı olan zırhlı bölüklere dağıtılmıştır orasını bilemiyorum ancak zırhlı birliklerimiz için çok acil aktif koruma sistemi lazım.

aktif koruma sistemi şu demek; size bir tanksavar füzesi atıldı. aktif koruma sistemi füzenin size geldiğini ve hangi taraftan yaklaştığını seziyor ve o taraftaki savunma mühimatını gelen füzeye doğru ateşliyor. bu tanktan atılan mühimmat havada patlıyor ve gelen füzeyi şarapnel etkisi ile daha tanka çarpmadan havada imha ediyor. oluşan patlama da tankın zırhına zarar veremeyecek kadar uzakta olduğundan tank ve mürettebatı korunuyor.

şimdi karşımızdaki düşman muhtemelen bu tip füzeleri daha meskun mahalde kullanmaya göre planlama yapmıştır. çünkü açık arazide füze atılınca her yeriniz belli oluyor hem de füze görülürse tank harekete geçip füzeyi ıskalatabilir. o nedenle münferit ataklar haricinde ben şu anda ciddi tanksavar füzesi saldırıları düzenleyeceklerini düşünmüyorum.

bir ekleme yapmam gerekirse, aktif koruma sistemi alınana kadar belki de en ucuz pasif koruma sistemi olan "kafes" yapılar (bkz: slat armor) en azından birkaç bölük tanka takılabilirdi. bunlar da etkili sistemler olarak biliniyor ve uygulamaları daha kolay. ama sanırım etkin hava gücü kullanımı dikkate alındığından bu ihtimal fazlaca düşünülmemiş. diğer bir tehlikeli silah olan uçaksavarlar ise personele ve hafif zırrhlı araçlara karşı etkili silahlar. gelgelelim bu tip silahların menzilleri kısa ve atış yaptıklarında yerleri kabak gibi belli olduğundan çok etkili bir şekilde kullanacaklarına ihtimal vermiyorum. ancak göğüs göğüse yapılan çatışmalarda bu silahlar da kullanılacaktır.

düşmanın şu anda en büyük savunma taktiğinin hendek/siper olduğu aşikar. zaten bunun provasını 2 yıl önce güneydoğu'da yaptılar. bu taktiği ışid'den kaptılar ve daha da geliştirdiler. aslında güneydoğu'da yaptıkları sistematik bir siper savaşı olmadı, lokal tüneller ve siperler olarak kaldı ama burada çok yaygın bir tünel ve bu tünelleri destekleyici siper sistemi kurdukları belli. yapılan şu atışta füzenin girdiği yer ve tepenin tam arkasındaki noktadan patlama basıncının çıkışını görüyorsunuz. bu o noktada güçlü bir tünel/siper sistemi olduğu gösteriyor. muhtemelen bu teröristler burada oldukları aylar boyunca araziye hakim tepelerde buna benzer yapılar inşa ettiler. bunun birkaç avantajı var, öncelikle hava saldırılarından ve topçu atışlarından korunmak için tünele kaçıyorlar ve bunlar bittikçe dışarı çıkıp shell shock yaşamadan çatışmaya geri dönebiliyorlar. ikincisi yaklaşan kuvvetlerimize karşı temizlenmesi gereken potansiyel bir hedef oluşturup vakit kaybı yaratıyor ve harekatın derinlere nüfuz etmesini geciktirerek arkada duranlara savunmayı pekiştirme şansı veriyorlar. bununla birlikte güçlerimizi meskun mahal savaşına çekip yakın çatışmaya sokarak kayıp vermeye zorluyorlar. bu durumda buraları temizlemeden geçmek olmayacağı için ya videoda görüldüğü gibi içeriye füze/bomba sokarak imha yoluna gideceksiniz ya da belli bir yedek gücü bu yerlerin giriş ve çıkışlarına konuşlandırıp ana ilerleme hattı yoluna devam ederken asıl nüfuz eden gücü bölmeden bölgeyi izole edip, ikincil antiterör unsurlar ile (mesela komandolar, jöh ve pöh'ler) kademe kademe temizliğe gireceksiniz.

bu adamlar birkaç aydır düzenli bir formasyona sokulan gerilla mantığında yetiştirilmiş birlikler. düzenli bir ordu formasyonuna girmek yanında bazı külfetleri getiren bir olay. mesela bunlar eskiden komutada merkezi yönetimden bağımsız terörist gruplar vurkaç, pusu, duruma göre saldırı hattını değiştirip farklı kanattan yüklenme, sessizce mevzilere sızma vs. yüzyüze çarpışmayı götü yemeyip arkadan vurma şeklinde eğitilmişken düzenli formasyona girdiğinizde ve belli bir bölgeyi savunduğunuzda merkezi komuta noktalarından emir almanız ve ona göre hareket etmeniz gerekir. bunlar köken olarak dağda gezmeye yani hareketli unsur olmaya alışmış tipler iken şu anda bunları statik savunmaya zorlayan bir komuta yapısına kavuştular. bu çok keskin bir değişim ve bunlar bu şekilde merkezi kontrollü, statik savunmaya alışkın değiller. karşılarından gelen kendilerinden sayıca çok üstün güçlerimiz karşısında yapacakları 2 şey var; ya sinirleri el verdiğince bir direniş gösterip bir süre sonra silahı, tüfeği atıp kaçacaklar ya da ölümüne oldukları siperi tutup dişe diş savunma yapacaklar. dişe diş savunma belli bazı şeyler olmadıkça çok kolay bir iş değil mesela bizim çanakkale savaşımız toprağın karış karış savunulmasına harika bir örnektir ama orada çok farklı motivasyon unsurları var ve afrin'de savunmada bekleyen düşmanda kesinlikle benzer motivasyonlar yok. abd'nin bunları silahlandırıp, düzenli bir hale sokmasının altında yatan diğer bir psikolojik etki işte buydu yani burada çapulcuları "siz kürt hareketinin savunucuları, ilk düzenli ordususunuz" deyip bir millet bilinci aşılayarak oldukları yerde daha fazla tutunmalarını sağlamak istediler ama hepimiz biliyoruz ki bazı gerçekler asla değişmez ve öyle bir anda ordu, millet vs olunmaz... bir de bu çapulcular şunun farkına çok iyi varacaklar, bu adamlar bu cebe hapis olmuş durumda, yardım alacakları tek bir yer yok ve çıkış noktaları sadece güneylerindeki suriye rejimi kontrollü bölge. bu gerçek tepelerine bombalar düşerken kafalarına dank edecek ve psikolojik çözülme o anda başlayacak.

abd'li uzmanlar bunları eğitirken muhtemelen en temel savunma prensibi olan katmanlı savunmayı da göstermiştir. katmanlı savunma kabaca açıklayacak olursak belli bir noktayı savunan güçlerin birkaç savunma hattı oluşturup gelenleri sırayla karşılaması sistemine dayalı bir savunma taktiğidir. savunucular en dış halka da nispeten zayıf güçlerini tutarken savunma çemberinin ortasına yaklaşıldıkça artık eldeki silahların en iyisi, birliklerin en düzgün olanları düşman karşısına çıkartılır. savunma hatlarının tahkimatları da merkeze yaklaşıldıkça daha ağır ve aşılması zor bir şekilde yapılır. burada dış halkaların amacı gelen güçlere mümkün olduğunca zayiat verdirmek ve gücü zayıflatmaktır. merkezdeki savaş ise nihai savaş olarak görülür ve en büyük zayiatın merkezde verdirileceği hesaplanır, silahlar ona göre düzenlenir, elinizdeki güçler ona göre mevziye sokulur.

burada da eminim ki bu terörist çapulcular bunu planladı ve afrin kentini yeraltı ve yerüstü ile mümkün olduğunca fazla tahkim ettiler. şu anda güçlerimizin vurduğu yerler dış savunma halkaları. bu noktalarda ciddi direniş olmayacağını bekliyorum. gelgelelim afrin'e yaklaştıkça muhtemelen direnişin dozu artacak ve daha temkinli hareket etmemiz gerekecektir. bu gibi harekatlarda zaman güçlü olan tarafın yanında olmaz, zamanı iyi kullanmak lazım. ne çok temkinli olup harekatı uzatmalı ne de çok acele edip gereksiz kayıp riskini almamak lazım. afrin'deki teröristlerin bir amacı da direniş sürelerini mümkün olduğunca arttırmak, bu arada güçlerimizi azami sayıda yıpratarak türk halkı üzerinde olumsuz bir psikolojik etki yapıp savaşın çok uzun sürdüğü, tsk'nın çok kayıp verdiği vb olumsuz ve halkın askere olan güvenini sarsıcı bir havanın oluşmasını sağlamaktır. bunun bir ayağını da internet üzerinde süregelen psikolojik savaş oluşturuyor.

internet üzerinden bilhassa twitter, instagram ve diğer siteler (ekşi)'de yapılan yalan yanlış karşı düşman propagandasına gelmemek, etkilenmemek çok önemli. bu noktada çeşitli savcılıkların aleni şekilde terör örgütü propagandası yapan hesaplara karşı başlattığı soruşturmalar çok yerinde. bu nedenle bu gibi şeyleri gördüğümüzde hemen gaza gelmemek, gerçekleri sorgulamak ve bunu yapan hesaplarda suç unsuru içeriği varsa polise bildirmek çok önemli. unutmayın ki bu çapulcular interneti çok fazla kullanan genç nüfusu hedefliyor çünkü gençlerin gerçeklerden çok da fazla haberleri olmadığını biliyor. tüm bunların ışığında lütfen bir yerde bir haber gördüğünüzde birkaç fav alıcam diye hemen gelip buralarda başlık açmayın.

harekatın çok kısa sürmesini beklemeyin. en azından 3-4 hafta devam edeceğini ve kademe kademe ilerleyeceğimizi söyleyebilirim. en öndeki nüfuz edici unsurlar ilerledikçe topçu desteği de onlarla birlikte cephe hattına yanaşacaktır. bununla birlikte asıl savunulacak yer olan ve en büyük sıcak çatışmanın bizi beklediği afrin'in de birkaç gün içinde uçaklarımız tarafından bombalanmaya başlayacağını tahmin ediyorum. ilerlemeye bağlı olarak afrin topçu ve roket menziline girer girmez bu unsurlarımızında fiilen afrin üzerine atışlarına başlayacağı muhakkak.

afrin buradaki terörist grup için bir sinir merkezi, psikolojik bir dayanak. orası ne kadar hızlı düşerse sahada savunmada bekleyen teröristler o kadar hızlı mental anlamda çökertilir. zaten bugün 3'üncü gün ve yoğun topçu+hava bombardımanı bunların afrin önündeki dış hatlarını paramparça etmiştir. ancak fazla gaza gelinmeden temkinli gidileceğini düşünüyorum. özel kuvvetler sızmaları ile tanksavar ve uçaksavar füzesi tehlikesi ortadan kaldırıldıkça zırhlı birliklerin ve saldırı helikopterlerinin çatışmaya girdiğini daha fazla göreceğiz.

her ne kadar aklımızdan bile geçirmek istemesek de afrin kent merkezinin çok fazla riskli bir durumu var askerlerimiz için asıl tehlike orada. israil olsa sivil mivil dinlemez afrin'i bir hafta bombalayıp dümdüz eder ondan sonra piyade sokardı ama bizim israil gibi dış desteğimiz maalesef yok ve bu şerefsizler sivilleri kalkan olarak kullanmaya çok meraklı ve savaş ahlakları filan da yok. askerimizin merhametini yine bize karşı silah olarak kullanmaya çalışacaklardır.

afrin harekatı evelallah başarılı olacaktır çünkü tüm şartlar bizim lehimize şu anda. ama gereksiz kayıp verilmemesi adına sakin sakin gidiliyor. bunu dikkate alıp ona göre yorum yapmakta fayda var.

bu arada askerimiz savaşta ve şu anda "neden öyle neden böyle" diyerek bu işe bir sorumlu aramaya çalışmak çok doğru değil. harekat bitsin, herkes kışlasına dönsün o zaman "nerede hata yaptık, bu işin böyle olmasının sorumlusu kim?" sorularına yanıt arayacağımız çok zaman olacak. o nedenle şu anda oradaki askerimizi sonuna dek desteklediğimizi göstermek çok daha önemli. ama harekat bitip de durum sorgulanmaya başlandığında mesela neden süleyman şah türbesini bir koridorla anavatana bağlayıp o bölgeyi ciddi şekilde tahkim edip adeta "top geçer adam geçmez" prensibiyle savunmadığımız ve daha en başından pkk/pyd sürülerinin ilerleyişini kontrol altında tutmadığımızı filan konuşuruz belki...

ekleme-1: yazmayı unuttum. savaş asıl odağına yani afrin'e yaklaştıkça bunların internetteki dezenformasyonları ve avrupa'daki sivil kuruluşlar aracılığıyla yapacakları eylemler daha da artacak. afrin civarındaki teröristler ölüme mahkum edilmiş durumdalar ve bunların iplerini ellerinden tutanlar (masters of puppets) bunun bilincinde. dolayısıyla türkiye'yi özellikle "insan haklarını ihlal ediyor, sivilleri vuruyor vb." gerekçelerle siyasi alanda daha fazla baskı altına aldırıp özellikle afrin ele geçirilmeden harekatın yavaşlatılmasına ve hatta kesilmesine çalışacaklar. hükümet umarım bunlara pabuç bırakmaz ve sonuna kadar devam edip o bölge temizleninceye dek harekatı sürdürür.

ekleme-2: yazmayı unuttum. buradaki teröristlerin elinde bir miktar yerden havaya omuzdan ateşlenmeli hava savunma füzesi olduğu biliniyor. ben biraz baktım ama bunların ne çeşit olduğunu net göremedim. amerikan menşeili olanların yanında muhtemelen rus kaynaklı füzeler de ellerinde vardır. bu da öncelikle helikopterlere ve kısmen de zırhlı araçlara karşı tehdit demek. bu tehdidin muhtemelen ciddiye alındığını varsayabiliriz çünkü daha harekat görüntülerinde helikopter olduğunu göremedim ben. ama yavaş yavaş helikopterler de devreye girecektir. özellikle topçunun göremediği ve uçakların vuramadığı dağlık alanlardaki mevziler için kademeli bir helikopter kullanımı olmak zorunda.

edit-1: kirpi'lere bahsettiğim slat armor takılmış.

devamını okuyayım »
22.01.2018 13:49