leroy smith

  • 1334
  • 39
  • 11
  • 0
  • 4 gün önce

ünlü biriyle ilişki yaşamış sözlük yazarları

sıcağın bizi mahvettiği ilginç zamanlardayız. annem bana gelmiş, kah evi temizliyor kah hayatım hakkındaki ölçüsüz fikirlerini beyan ediyor. iyi de anlaşıyorduk ama bazen hassas kalbimi de kırdığı oluyordu. "kadın taa nerelerden gelmiş, sabah akşam halı, perde demeden evi temizliyor ediyor, boğaz havasını bir içine çeksin de belki müge anlı izlerken bana laf sokmaz cefakar anam." dedim kendi kendime. aslında bunalmış bünyelerimizi rahatlatmayı düşünmüştüm. denemeye değerdi.

çıktık evden, akşam güneşiyle boğaz güzel bir ikili olacaktı çünkü. boyacıköy durağında indik. saat akşam 7 suları, güneş denizle 15-20 derecelik bir açı yapıyor, fsm köprüsü arkamızda, emirgan sahilinde yürüyoruz. hani sütiş ve sabancı müzesinin olduğu tarafa doğru. ben annemin fotoğrafını çekiyorum, annem beni, ben onu çekiyorum, o da beni... böyle ilerliyoruz, sıkılınca da selfie yapıyoruz. ışık muazzam, o 25 yaşındaymış gibi çıkıyor, ben de eh işte normal halimden biraz daha iyi çıkıyorum*. derken ben bunalmaya başladım, çünkü artık sadece ben onu çeker hale gelmiştim, istanbul annemi bozmuştu, sabah akşam evi temizleyip bizim mis gibi bir ortamda yaşamamız için fedakarlık yapan o kadın gitmiş, yerine bencil bir kadın gelmişti. ve ben bundan hiç hoşlanmamıştım.

"eh yeter be," dedim, "tamam güzelsin!" diye devam ettim. durumun farkına vardı, "biraz da ben seni çekeyim." dedi. moralim tekrardan düzelmişti, istanbul'un kendisini derinden etkilememiş olmasına çok sevindim. köprüye sırtımı dönerek fotoğraf çektirecektim ama karanlık çıkıyordu. ben de biraz yan durdum, bu sefer de güneş gözüme gözüme geliyordu, ama olsundu. o sırada annem "ooo çok yakışıklı çıkıyorsun." dedi. yazık dedim kendi kendime, demek ki her anaya, evladı sahiden hep en güzeldi. çünkü güneş ışınlarının ağzımı burnumu yamulttuğuna çok emindim; anneme inanmadım. annemin sözünden yaklaşık 1,5 saniye sonra bir adam "çünkü yakışıklı, o yüzden yakışıklı çıkıyordur." şeklinde gereksiz bir şekilde konuya dahil oldu. adamı göremiyordum, kimdi bu münasebetsiz? "emirgan'da bile rahat bırakılmıyoruz be kardeşim, şöyle analı oğullu takılamıyoruz, istanbul ne bozulmuş be..." dedim kendi kendime. şaka şaka, böyle demedim ama 3.kişinin laps diye dahil olması birazcık şaşırtmıştı ve birazcık da utanmıştım. genelde iltifatları sadece annemden aldığım için onun söyledikleri bünyemde herhangi bir etki yapmıyordu artık. ama dayının olaya dahil olması tüm hesapları karıştırmıştı, orta doğu'da kartlar yeniden dağıtılıyordu anlayacağınız.

annem de ben de şaşırmıştık. ışıktan ötürü adamı da annemi de net olarak göremiyordum. 1-2 saniye daha dikilip poz vermeyi sürdürdüm, dayıya tepkisiz kaldım. sonra havalı bir şekilde ellerimi cebime koyarak yanlarına gittim. annem kibarca adama gülümsedi, ben de kendisine aynı kibarlıkta teşekkür ettim ama böyle ezile büzüle. adam da "allah bağışlasın." dedi gülümseyerek ve yanımızdan ayrıldı.

yanlarına gidince adamın kim olduğunu anında anladım tabii. nasıl anlamazdım ki... yüz yüze bakışarak geçirdiğimiz 4-5 saniyede rasim öztekin'in oynadığı tüm roller beynimde dönmüş ama ben hiçbir şey diyememiştim. bence iyi ki de dememişim, çünkü muhtemelen kendisine "yapma, fazla dikkat çekiyorsun." diyecektim.

devamını okuyayım »
06.04.2017 00:10