madeath

  • 1013
  • 0
  • 0
  • 0
  • 11 yıl önce

can tanrıyar

''can tanrıyar seksidir. richard gree seksidir tom cruise seksidir..''

böyle diyordu kepenk dinçöz bir gazeteye verdiği röportajında bilmem kaç senelik sevgilisi hakkında. aynı petek dinçöz ibraam datlıses hakkında iki kelam edince de o çok seksi bulduğu sevgilisi tarafından yumruk yiyordu. yumruk bildiğiniz. hani şu pantera'nun vulgar display of power albümünün kapağı aklınıza gelsin. zan bey, ancak kadınlara şiddet uygulama hususuna oldukça alışkın bir insandı. boşandığı eski eşini de gayet rahat biçimde dövdüğünü söyledikten hemen sonra ''namaz da kılıyorum'' diyerek yine gönülleri fethediyordu. kendi sefkilisi zan beyin birileriyle fingirdeşirken resmi çekilirse o resmi çekene yada bulana ottuz bin dolar ödül vereceğini de söylüyorken ''nedense'' zan beyden bir türlü ayrılamayacağını da cümle aleme duyuruyordu. öyle ya, ibrahim erkal'la birlikte olduğu zamanlarını anımsadığımız bu şirin manken, birdenbire mikrofonu kaptığı gibi söylediği karaoke şarkılarda detonasyon evreninden nadide örnekler vermek için zan beyin cesaretine mazhar oluyordu. orhan abimiz de beterin pardon betekin sesi için ''güzel'' yorumunu ağzının kenarıyla yaparken zan beyin yüzünde yeşil dolarlar beliriyordu.

her işi yapmıştır gençken zan bey. barmenlik, tuvalet temizleyiciliği, garsonluk var bu işler içinde. gerçi sonradan, bu yaptığın işlerin intikamını toplumdan misli misli alacaktı. üstüne de para alacaktı ama olsun. özel kanallar pörtlediği vakit zan bey ''televizyonda iş var'' diyerek özel televizyonlara abandı. kameramanlık bile yaptı. kendi deyimiyle o zamanlar ''içki masalarının en iyi mezesi'' idi. kolay tüketilebilir olanı deneyimlemek onun gençliğiydi. orta yaşları ise bu deneyimleri ürünlere dönüştürmekle geçecekti. basit bir spor magazin programı, kompelalar, akın seller, arif erdem'in zor anları gibi unsurlar insanlara masumca sunulurken program ''daha çok'' para getirsin denilerek yapılan teleöeh, programın muhabiri olan ancak sonradan programın sahiplisi olan zan beye ''daha çok'' para ve itibar getirecekti. o hiç bir sanatçıyı beğenmiyordu. ''halk'' ne isterse onu getiriyordu. seren serengil canlı yayında ''istediğinizi yayınlıyorsunuz diğerlerini dışlıyorsunuz'' diyerek ekranlara çıkma aşkını zan beye dile getirirken zan bey ''çok işim var uğraşamam bunlarla'' tavrıyla yine on puan alıyordu.

o artık istediğini istediği şekilde gösterebilen bir medya göstergeçiydi. sevmediği biri olursa onu istediği gibi yerden yere vurabilir, çok sevdiği ''ibrahim bey'' e rest çekebilir, petek dinçöz'ü 19 yaşındayken alıp ''yetiştirip'' büyyük bir star haline getirebilirdi. isterse, kendi sevgilisine bile torpil geçmediğini onun eski görüntülerini ekrana verip rezil ederek ispatlayabilir, isterse kaya çilingiroğlu'nun 3 senedir beraber olduğu o zamanlar ferrari feraye diye bilinen feraye tanyolaç'la ilişkisini bu 3 sene boyunca yayınlamayıp sonra ne olduysa yayınlayınca kıyametler kopabilirdi. hakaret davaları, ekran önünde atışmalar, işin içine kadınlar da demeç verme yarışına girdi miydi tamamdır. ''sanatçıların albümlerini nasıl yaptığını halk dinlemek istemiyor. özel hayatını dinlemek istiyor'' derken yaptıklarının sorumlusu olarak halkı göstermekten de beis görmüyordu. halk ne isterse onu yaparımcılık, halka sunulanı örtemiyordu lakin. halk dediği zümre de tüm bu yayınlara tepkiliyken bile reytinklerr tepede görünüyordu.

sonra bir dövüp bir sevdiği, evde kuzu dışarda assolist egolu betek dinçözle ekranlar karşısında yettmiş milyonun önünde evlendi zan bey. öyle güzel bir düyün oldu ki, beyaz o gece gelecek reytinkleri düşünerek aldığı hazzın etkisiyle ellerini ovuşturmaktan avucunun içindeki derileri yüzecekti. ancak bu gösterim, arkasında ali kırca'nın seks kasetinin gösterimiyle ilgili gelişen türlü oyunlardan dolayı şoftividen atılması söz konusu olan zan beyin bir hamlesiydi sadece. o iyi bir aile babasıydı. seneler boyunca aynı kadını seven bir tek eşliydi. etrafında onnca kadın varken kimselere bakmazdı. ama röportajlarında betek beni tehdit etti, onla beraber olduğum ilk zamanlarda çook ünlü insanlarla ilişkilerim oldu bunları açıklamakla beni tehdit etti derken kıs kıs gülüyordu. şimdi ise zan bey bu şoftivi macerasının faturası olaraktan 17 milyon ytl'lik tazminat talep ediyor. bu parayla tam 34 var mısın yok musun yarışmacısı 500.000 ytl kazanabilir düşünebiliyor musunuz??? bu parayı ''hakederek'' kazanan zan bey, hakkını arıyordu. üstelik de transfer olacağı diğer kanalı da garanti altına almayı ihmal etmiyordu. ''daha çok'' kelimesinin çincesini alnına dövme olarak yaptırabilirdi artık.

dezenformasyonun ve halkı cahilleştirmenin en kolay yolu olan ''halk bunu istiyorumculuk'' zan beyin ustası olduğu bir konuydu sonuçta. halk, kim kimi bafilemiş bunu bilmeden yaşayamazdı sonuçta. onlar, ''sanatçı'' diye adlandırılan ancak sanatın binlerce yıllık tanımından fersahlarca uzaklıktaki duruşlarıyla malzeme olan, birer piyondular. zan bey, gerekirse ekrana kendi çıkar, maskarasını sürer, ağlar da ağlardı. o, en tipik tanımıyla ''halktan'' biriydi. sahte ahlakçılığın yaygınlığını görerek bu açıktan faydalanan bir uyanıktı sadece. ancak hakkını almayı da bilirdi. yarattığı etkinin sosyolojik açılımı tarif edilemez boyutlarda. kendisinin yarattığı kültürün hali hazırda hazırlayıcıları ise kendisinin varlığına elbette ki alkış tutuyor. o ise, her zamanki naifliğiyle kibarca bize gülümsüyor, alıyor udunu eline, yine insanları ''neşelendiriyor''. tıpkı eskiden içki masalarında yaptığı gibi..

devamını okuyayım »