mastor

  • 1365
  • 14
  • 3
  • 0
  • evvelsi gün

kız-erkek öğrenci aynı evde kalamaz

gün geçmiyor ki geçmişimiz, şimdimiz ve geleceğimizle ilgili ağzımızı kelimelerle doldurmak zorunda kalmayacağımız bir açıklama yapılmasın. yüreğimizi sıkan, geleceği karartmaya çalışan.

2004 yılında yanıma taşındı. evimiz iki oda bir salondu, tipik öğrenci evi. odalarımız vardı bizim. ayrı ayrı ders çalıştığımız, çekilip kitap okuduğumuz. fakat akşamları beraber uyuduk çoğu kez.tartıştığımız zaman odalarımızda yataklara çekildik. öyle gizli saklı işte yapmadık. onun da ailesinin haberi vardı benimkilerin de.

tam dört yıl bu evde yaşadık. beraber yemek yaptık, beraber temizlik yaptık. ağladık, güldük, bir filme beraber gözlerimiz doldu da o gece yatağa öyle girdik, öyle uyuduk. evet seviştik. ateşle barut yan yana durur mu , dünyanın belkide kadın ve erkeğe verdiği en büyük ödülü defalarca yaptık. kurallara uygun, gençliğimizi bile bile.

apartmandaki komşularımız olaya imrenerek bakıyordu nişanlandığımızı duyunca. ne güzel, birbirimizi tanıyarak evlenecektik, ne güzel çağdaşlık. biz böyle görmediğimiz halde, biz bunu toplumun izni doğrultusunda yaptığımızı zannetmediğimiz halde. bir de üsküdar ' da yaptık bunu, öyle cihangir , taksim' de de değil. muhafazakar toplum naraları attığınız dönemlerde bunun doyasıya yaşandığını düşündüğünüz üsküdar' da, hem de 4 yıl.

buruk ayrıldık bu apartmandan, küs. onca yıllık komşularımızın bir çocuğu vardı, babasıyla bir arabanın camımızın önüne park edilmesi mevzusu. sabırla, sukunetle, konuşarak çözmeye çalıştığımız, uyuduğumuz odanın içine sabahın köründe egzost kokusunun bastığını tatlı dille defalarca anlattığımız halde olmadı, bir gün kapının önünde tartışıvermişiz bu aile ile. o anne, bize çağdaşlık, ne güzel birbirinizi tanıyarak evleneceksiniz diyen anne, o kırmızı ve nefretli gözlerle " şu çocuk sizin geceleri gürültünüzden yıllarca uyuyamadı" diyerek yanında uzun boylu, çocuğunun arkadaşı esmer adamı gösteresiye kadar. halbuki o işi en sessiz yapan bir çifttik, neredeyse uyurmuş gibi. duvarların inceliğini bildiğimizden.

o an hayatımda bir insandan hiç o kadar nefret etmemişimdir. linç edildiğimi, yaşadığım toplumun bir linç toplumu olduğunu hiç o kadar hissetmemiştim. çevreye saygı, komşuya saygı, çöpünü koyduğu yere kadar saygılı insanlar olduğumuz halde, bir arabanın park edilme mevzusunda anlaşamadığımız bir aile ile tartışmamızda bizi vurabilecekleri, bizi üzebilecekleri tek yeri bulmuşlardı : sevişiyorlar- öyle tahmin ediyoruz- ve evli değilller.

2009 da taşındık. 2009 eylül' de evlendik. çok mutlu bir evliliğimiz var. birbirimiz tanıyarak evlendik. muhafazakar toplumunuzun kurallarına çok ters bir şekilde yaşadık sevgililiğimizi. birbirimizi muhafazakar toplumunuzun dayattığı kuralların çok ama çok dışında tanıdık.

ben mutluyum, ailem mutlu, ailesi mutlu, eşim mutlu, kedim köpeğim mutlu. her akşam eve mutlu gidiyorum. karıma hala daha sevgiyle sarılıyorum. onu her hücresine kadar tanıyorum.

siz birbirini tanımadan evlenen bireyler yaratıyorsunuz muhafazakar toplumunuzda. kadınla erkeği sadece sevişen birer varlık olarak görüyorsunuz. beraber yaşamayı sadece cinsellik olarak görüyorsunuz.

yanıma taşınmasının nedeni parasızlıktı. öyle sevgiliyiz birlikte yaşayalım evciliği değildi. onun da ev arkadaşı yoktu o sıra benim de. o da kirasını ödeyemeyecekti ben de. tedirgin ve tedbirli başladık beraber yaşamaya. öyle hemen evlenmedik. öyle hemen sevişmedik. sevişmek için sadece onun için yatağa girmedik.

gördüklerimiz çok farklı biliyorum da gördüklerinizi bir dakika görmeyi çok isterdim. görmedikleriniz neler diye anlayabilmek için.

devamını okuyayım »
04.11.2013 19:08