mert dayanir

  • azimli
  • mangal yürekli rişar (502)
  • 1966
  • 1
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

recep tayyip erdoğan

suriye’yi kendine dert edinerek neredeyse başımıza iş açacak olan.

iyi, hoş da...
neden batı trakya türklerinin, bulgaristan türklerinin, ırak türkmenlerinin, iran da azeri türklerinin, doğu türkistan da yaşayan soydaşlarımızın sorunlarıyla ilgilenmez? ermenilerin işgali altındaki karabağ’ı neden görmezden gelir? hatta şu an suriye türkleri için ne gibi çalışmalar yapıyor? neden onları dünya kamuoyunun gözüne sokmaz? türk oldukları için mi?

kafatasçı damgası yemeden hadi onları geçelim.

demokrasi adına, özgürlük adına, dünya baharı adına somali, sudan, kuzey kore, vb gibi yerlerde halkını inim inim inleten diktatörlere neden hadlerini bildirmez? foreign policy dergisine göre, bu gün dünya genelinde 40 ülke diktatörlükle yönetiliyormuş. diktatörse alın size diktatör, hem de bir sürü. seç, beğen, al. sadece islam dünyasında değil tüm dünyada prim yapmak, demokrasi havarisi ilan edilmek için bulunmaz fırsat. sadece türkiye değil, bütün dünya seninle ve kongrelerde uygun gördüklerinizle gurur duysun istemez misin? yoksa oradakiler insan değil mi?

anasını satayım oldu olacak, tüm ülkeyi mülteci kampına çevirelim de, o insanları da koruyalım bari. hak etmiyorlar mı?

verimli ve terbiye edilmiş topraklar için sadece suriye’de gübreleme faaliyetlerinde bulunmak küçük düşünmektir, senin büyük düşünmen lazım, değil mi ama? öyle farazi 2023, 2071 falanla olmaz. ortaya somut bir şeyler koyman lazım. ona kalırsa ben 2923’ü bile kurgulayabiliyorum. yeri gelmişken konuyu bir fıkra ile şöyle süsleyebiliriz;

baba erenler bir ırmak kenarında çamurla bir şeyler yaparken oradan geçen biri ne yaptığını sorunca;
-insan yapıyorum. deyivermiş. adam sinirlenmiş;
-bre densiz, bilmez misin ki insan yapmak sadece allah’a mahsustur.
-bilirim, bilirim de rızkını vermedikten sonra ne olacak? yap yap salıver.

egemenlik haklarımızı ihlal eden suriye ye haddini bildirmek elbette ki en doğal hakkımız. ama bu dışarının icazetiyle değil, biz istediğimiz için ve istikrarlı olduğumuz için olmalıydı. aynı kararlılığı muavenet zırhlımız vurulduğunda ve askerimizin kafasına çuval geçirildiğinde de göstermeliydik ki kararlı ve tutarlı olduğumuz bilinsin idi. insanlarımızı bir gemiye doldurup israil’in kucağına kurbanlık koyun gibi bırakmamalıydık ve sonra da üzerinden değişik hesaplar yapmamalıydık gibi geliyor bana. yoksa yanılıyor muyum?

hiç beğenmediğimiz (halen de öyle) tansu bile, zamanında kardak kayalıklarında beklenmedik şekilde basiretli davranmıştı. gördüğüm kadarıyla siz ondan daha hacimlisiniz. ne yani o kütlenin içinde bir yumruk büyüklüğünde yürekte mi yok? inanmam valla.

ara sıra kalabalıklara hitap ederken, hep giydiğin kefenden bahsedersin ya.
anladık, sen 300 yakın korumanın arasında kefenle geziyorsun da, hiçbir korumaya sahip olmayan bu millete de kefen giydirmen gerekmiyor ki canım.

edit: de, da

devamını okuyayım »
04.10.2012 19:50