mezzanine

  • 306
  • 0
  • 0
  • 0
  • 5 ay önce

eşkıya

türk sinemasinin son dönem yakaladigi basari dalgasinin belki de ilk örnegi sayilabilecek modern bir masal eskiya basit olarak iki erkegin hikayesini anlatiyor. toplumun farkli siniflarindan (alt/varos- köylü), farkli yörelerinden (bati-dogu), farkli kültürlerinden (sehir-köy) gelen ve farkli zaman dilimlerinin (genç-yasli/1960-90) deger yargilarini tasiyan bu iki erkek baran (eskiya) ve cumali modernitenin uçlarini biledigi onca kutuplasmaya ragmen filmin masalsi anlatimi içinde duygusal bir yakinlasma içine girerek bir baba-ogul iliskisi kurmayi basariyorlar. bu anlamiyla eskiya moderniteye ve onun temsil ettigi tüm degerlere, rasyonaliteye, ikili kutuplasmalara ve tüm bunlarin ‘temsilcisi’ erkeklige karsi duygusalligi, göz yaslarini, sinirlarin ortadan kalkabilecegi mesajini, klasik tanimlamalariyla bir nevi ‘kadinligi’ öne çikarmis ve alisagelmis siniflandirmalari yikmis görüntüsü vermekte. ancak yine ayni sekilde eskiya’nin bir önceki dönem yesilçam filmlerindeki sert erkek portresinden farkli bir portre çizmesine ragmen yerine yeri geldiginde aglayabilen, duygusallasan, yeri geldiginde ise siddete basvurmaktan kaçinmayan alternatif bir erkek imaji getirdigi, bu sekilde alisagelmis siniflandirmalari yikmak yerine yenisini getirdigi de düsünülebilir.
eskiya’nin klasik dönem türk sinemasindan ayrilan bir diger özelligi de hikayesini anlattigi iki erkegi bunca zitlasmalar içinde betimlemesine ragmen ikisini de ‘kaybedenler’ arasindan seçmesi. toplumun alt tabakalarindan bu iki erkek, daha çocukluklarinda travmatik olaylar yasamis (cumali’nin yasadigi cinsel taciz, baran’in babasinin öldürülmesi ve daga kaçmasi), sevdikleri tarafindan kazik yemis, buna ragmen hayata küsmemis, devam etmek istemis ve bunun için toplumun yasak saydigi yollara bulasmak zorunda kalmis bireyler ve bu iki erkege de hayata devam istegi veren neden ise asklarinin objesi olan iki kadinin varligi. bu açidan bakildiginda eskiya filmindeki öncelikli kadin karakterler erkegin ask objesi olmaktan öteye gidemeyen ve sergiledikleri ‘uygun’ veya ‘uygun olmayan’ davranislariyla erkegin hayatini degistiren, bu sekilde de seyirciden begeni toplayan veya onun nefretini kazanan figürler olmaktan öteye gidememekte. filmin ‘iyi’ kadini keje sevdigi erkek onu seven bir diger erkek tarafindan jandarmaya ihbar edilince filmin ‘kötü’ erkegi ile evlenmek zorunda kaliyor, ve bu noktadan itibaren bir daha hiç konusmuyor. boyun egen, gelecegini degistirmek adina hiçbir sey yapmayan, bunun yerine kimi cezalandirdigi belli de olmayan bir sekilde susmayi tercih eden keje temsil ettigi toplumsal degerlerin ‘basarili’ bir örnegini veriyor, bu haliyle de film izleyicisinin takdirini kazanmis ve ‘iyi’ kadin sifatini hak ediyor. keje’nin bu basarisinda önemli bir rolü de sehir hayatina ve moderniteye sagladigi uyum oynuyor; yeri geldiginde askini ve terk etmek zorunda kaldigi eski degerleri hatirlayabilmis yeri geldiginde ise modern türk kadininin temsil etmesi gereken kodlari –baran ile bankaya gittiginde giydigi modern takim örneginde oldugu gibi- üzerine geçirebiliyor. tam karsisinda duran ‘kötü’ kadin emel ise gelecegini degistirmek adina ‘konusmus’, çevresindeki insanlari amaci ugruna kullanmaktan çekinmemis, bu özellikleri ile erkek egemenligini bir tehdit olarak algilanmis ve ‘ölmeyi’ hak ediyor. film boyunca ‘iyi’ ve ‘kötü’ olarak çizilen bu iki kadin erkeklerinin yalnizca hayatlarini sürdürme nedeni olarak kalmiyor, ayni zamanda ölüm sekillerinin nasil olacagina da -baran’in oldugu gibi ‘destansi’ ya da cumali’nin ölümü gibi ‘bok yoluna’- etki ediyorlar.
filmdeki bir diger kadin figür önceki ve sonraki daha bir çok türk filminde de görülebilecek bir tipleme olan ‘iyi’ kalpli fakat bir sekilde ‘kötü’ yola düsmüs ‘namuslu fahise’ karakteri. ‘vücudumu alabilirsiniz ama ruhumu asla’ seklinde gayet hastalikli sayilabilecek bir sloganin uzantisi olabilecek bu karakteri, diger türk filmlerinde de oldugu gibi bu filmde de seyircinin vücudunu kullanis biçiminden bagimsiz olarak degerlendirmesi istenmis, hatta toplum tarafindan yüceltilmis bir analik rolü de atfedilerek oldukça steril bir karakter yaratilmis. bu sterillik, bir nebze de olsa bozulacagini sandigimiz, vücudunu baran’a ‘hediye’ olarak sundugu sahnede modern masalin bas kahramani baran’in “bana çok degerli bir sey veriyorsun ama bunu kabul edemem.” seklindeki tek esli, askina, kadina özellikle de vücuduna saygili, ‘toplum tarafindan istenen’ erkek tiplemesine uygun olarak verdigi cevabiyla daha da güçlü bir hale geliyor. sonuç olarak eskiya diger masallar gibi ‘kadinlik’ ve ‘erkeklik’, ‘iyi’ ve ‘kötü’ karsitliklarini bir biçak gibi fakat birçok masaldan farkli olarak bunu kahramanlari degil de anti-kahramanlari kullanarak ayiriyor.

devamını okuyayım »
06.04.2005 22:45