olmayanaergi

  • 3793
  • 0
  • 0
  • 0
  • 9 yıl önce

tedariksiz anlarda misafire bisküvi almaya gitmek

seksenli yillarda, yanisi, cocukkene (en cok) yaptigim eylemlerden biri idi.
haliyle piskuit idi bu. kit imkanlari verimli kullanan ailelerin stogunda fazladan bulunmamasi pek de anormal degil idi hani. hem fazlasi nemlenir, tadindan da feragat ederdi bunun.

anneler bu is icin bicilmis kaftan olarak evin buyuk oglunu secerler (hesap kitap bilir, cabucak da gelir dusuncesi ile zaar); malumdur, misafir ansizin da gelse, sozlesmeli de gelse bir sekil bu ihtiyac gundeme gelir idi.

evin raflarinda eksikligi hissedildiginde kas ve goz isaretleri ile isin el - mecbur gonullusu mutfaga cekilir, orta kalitelisinden, kaymaklisindan, olursa da eger, petiborlusunden bir siparise, yel yepelek yelken kurek tembihler esliginde yol alinirdi.

mazi bellegimde canlanan cumleler asagi yukari soyle bisii idi:

« gordun mu babani. gecen aksam yemis cogu biskuvileri. kalanlar da misafirin onune konmaz. hadi bir kosu bakkala gidip de yarim kilo, eger uygunsa 1 kilo karisik ( kakaolu ve de kremali demekti bu) biskuvi aliver oglum. icine birazcik da tuzlu biskuvi ile gofret de karistiriversin bakkal amcan»

tabii ki bu cumleler annenin bir sekil kendini huzura ulastirma gayesi ilen kurdugu kelamlardan ibaret idi.

piskuit alelacele alinir, gizlice eve sokulur, sanki kirk yildir mutfakta nobet bekliyormus edasi ile misafirlere servis edilir idi.

isin en ilginc yani ise, bu tur bir tedarigin sonradan yapildigini cumle alemin bilmesine ragmen herkesin tecahul-i arif turkusu soylemesi idi.
eee, ne de olsa, gun olacak, devran donecek, eti petibor cay bardagi icine bu sekil girecektir.

devamını okuyayım »