pera

  • 205
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

muhteşem yüzyıl kösem

izlemek için heves ettiğim halde kösem sultan'ı canlandıran oyuncunun karakteri yansıtamamasından dolayı hevesle izleyemediğim dizi. :((
oysa halime sultan'ı canlandıran oyuncudan ne güzel bir kösem sultan olurmuş değil mi?

beren'in neden bu kadar berbat oynadığına dair bir yorum da benden: beren saat'i şuana kadar hatırla sevgili ve aşkı memnu'da izledim yalnızca. hatırla sevgili'de o kadar berbat bir oyunculuğu vardı ki dönem dizilerini çok sevdiğim ve diziyi çok izlemek istediğim halde diziyi resmen canlandırdığı karaktere irite olmaktan izleyemedim. çok yapmacık, evin prenses kızı tarzı bir oyunculuğu vardı ve bu bana göre aşırı iticiydi. fakat o zamanlar çok genç ve tecrübesizdi, öte yandan belki de yönetmen vs yanlış yönlendirmişti. sonrasında aşk-ı memnu ile muhteşem bir dönüş yaptı, oradaki oyunculuğuna hayran kaldım. gerçekten oradaki oyunculuğu değme iyi oyuncunun oynayamacağı kadar iyiydi. o noktadan sonra kendi çapımda beren saat'i iyi oyuncu ilan ettim. casting ekibinin de beren saat'i bihter gibi şuh bir karakteri çok iyi canladırmasından dolayı kösem için iyi bir tercih olacağını düşünmelerini anlayabiliyorum. ama sadece kafalarına yatmasının sebebini anlayabiliyorum, nasıl böyle bir hata yaptıklarını hala anlayamıyorum.

hepimiz bihter'i yaşadığı yasak aşktan dolayı kafamızda şuh ve güçlü bir karakter olarak canlandırdık. aslında değildi. aslında bihter bir ergendi. annesiyle sürekli kavgalı, annesine kızgınlığından sevmediği bir adamla evlenen, aynı hırsı, öfkeyi yasak aşkı behlüle yansıtan bir ergen. çok güzel olduğu ve çok güzel surat astığı için göremedik belki de ergenliğini. dizideki gerçek kadın, gerçek şuh karakter firdevs yöreoğlu'ydu. onu da ayrı sevdik zaten, bitmek bilmeyen neşesi (çevirdiği entrikaları saymazsak) gerektiğinde takındığı olgun tavırlarıyla kadınlık nedir gösterdi herkese. bihter öyle değildi ama hep bir isyan halindeydi. neticede isyanlarının sonuç vermeyeceğini öğrendiği noktada hayata isyan etti ve intihar etti. son intikamını böylelikle almış oldu.
şimdi beren saat'i kösem'de izliyoruz. kösem ziyagil diyoruz kendisine. neden? dizideki kösem nasıl bir karakter? olması gereken kösem nasıl bir karakter? senaryodaki karakter mi net değil? oyuncu mu çok kötü oynuyor? çözemiyoruz. bulanıklaşıyor herşey. herkes yazmış ve insanların hakkı var. o çelimsiz bedende bir sultanı oynamak kolay değil. ama yalnızca bu da değil. casting ekibi çok yanlış bir şekilde beren saat'in zamanında "güçlü" bir kadını başarıyla oynamış olmasından feyz alarak kendisini kösem olarak seçmiş olabilir. ama sorun şu ki bihter reyiz güçlü bir karakter değildi. firdevs yöreoğlu güçlüydü mesela, nebahat çehre'den çok iyi bir valide sultan oldu zaten. kösemse ergen olarak kaldı. şuan tek yaptığı ona buna bağırmak ve isyan etmek. aynı bihter gibi haksızlıklara gelemiyor (kendisine göre haksız buduğu şeylere tabii) ama bihter'in aksine bağırdığında ne kadar erkeksi duruyor.. oysa bihter ona buna çemkirdiğinde en azından kadınsıydı. kösem kadınsı bile değil, o çelimsiz haliyle "güçlü olacam hırslı olacam, ama aslında iyi kalpliyim ben" diye kasmaktan adeta hormonlarıyla başa çıkmayı henüz öğrenememiş 14 yaşında bir erkek çocuğunun anasına babasına bağırması gibi etrafa saldırıyor.
şimdi söyleyin bana, ahmet böyle bir kadını neden sevsin? bu sinirli ergene nasıl bir aşk duysun? biz seyirci olarak onların aşkına nasıl gıptayla bakalım ya da nasıl kendimizi özleştirelim?

kösem'in güyaa aslında kalbi iyi. mesela osman'ı himaye altına alması, melek'e olan sevgisi. ama hepsi sakil duruyor. hürrem'de durmuyordu mesela. diyelim hürrem bir şehzadeyi himayesi altına aldı. şehzadeyi gelecekte kendi planları doğrultusunda kullanacağını seyirciye belli ederdi. gizlisi saklısı yoktu. sevgisiz bir insan da değildi, severdi de şehzadeyi. ama kendi öz şehzadeleri için himayesi altına aldığı şehzadeyi öldürmesi gerekseydi, başka çaresi olmasaydı üzüle üzüle kıyardı şehzadeye, tıpkı eski sevgilisini kendi elleriyle zehirlediği gibi. çünkü hürrem kendisini kurban yerine koyuyordu. kötülük yaparken, entrika çevirirken bile bunu süleyman için, şehzadeleri için -aslında bunlar için de değil- hayatta kalmak için yaptığını kendisine de seyirciye de bir güzel yediriyordu. hayatın kurbanıydı o. 17 yaşında bin yaş almıştı. kendisine acıyabildiğinden -hırsından gözü dönmediği zamanlar hariç- başkalarına da acıyabiliyordu. kendi acılarından dolayı başkalarının acılarıyla da empati kurabiliyordu. zaman zaman da sadece hırsından, politik doğruculuk adına camiler ya da hayır kurularına bağışlar yapıyordu. neyse o'ydu, kösem gibi yapmacık bir iyiliği yoktu. işte beren saat'in şimdiye kadar izlediğim bütün rollerinde bu var. yapmacıklık. bihter rolünde yoktu sadece çünkü bihter arada yapmacık davrandığında -mesela adnan'a sahte sevgi gösterileri yaptığında- seyirci bu yapmacıklığın senaryo gereği olduğunu biliyordu. bihter adnan'ı kandırıyordu. seyirciyi kandırmaya çalışmıyordu. bu nedenle bir sahtelik oluşmuyordu.

neticede beren saat'ten kösem olmazdı. burada yazılanların aksine timur savcı bunu gördü. beren saat'i kösem olarak istemedi. herhalde ısrarlar neticesinde ikna edildi. şimdi ne kadar haklı çıktığını görüyordur zannediyorum.
bundan sonra ne olabilir? beren saat'in bundan sonra da bu rolün altından kalkabileceğini düşünmüyorum. bence rollerde bu kadar kasmasının sebebi gerçek hayatta da rahat bir insan olmaması. nasıl görünüyorum kaygısı. kendisini rahat bırakamaması. meryem üzerli'de bu hiç yok. hülya avşar'da da. canları nasıl istiyorsa öyle davranıyorlar. biri biraz şımarık, diğeri biraz saftrik, ama ikisi de patavatsız, özgür ruhlu, duyguları yaşamak ve yansıtmak konusunda cesurlar. bastırılmış tarafları oynadıkları rollere yansımıyor.
diziyle ilgili yapılacak en iyi şey bu sezon boyunca bu oyuncuyla devam etmek, sonrasında tarih ilerledikçe artık canan erdüger mi olur kim olur bilemiyorum, başka bir oyuncuyla devam etmek. diziyi izlemeyi tamamen bırakamıyorum, netice de çok sevdiğim muhteşem yüzyıl'ın devamı. müzikler, kostümler hepsi ayrı yerden vuruyor. bu durumda bana yeni kösem gelene kadar sabretmek düşüyor. ama daha önceki entrylerde yazarların belirttiği gibi kösem karakteri bu beceriksiz haliyle hürrem sultan'ın tacını taktığında içimiz yanmıyor değil. hele hele süleyman ve hürrem'in büyük aşklarının biricik sembolü "hürrem" yüzüğünü de parmağına takarsa (ki takıcak) içimizden iyice kendisinin sık sık yaptığı gibi isyan etmek gelecek.

devamını okuyayım »
11.03.2016 11:51