sazan nuri

  • 434
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 ay önce

reddedilen erkek

ilk reddedildiğimde 10 yaşımdaydım*. serpil, gayet güzel sarışın yeşil gözlü bir kızdı. ilkokulda aynı sınıftaydık evlerimiz ise çok yakındı. hem komşuyduk hem de sınıf arkadaşı. küçük ve masumca duygular beslemiştim kendisine. ilkokula her sabah beraber giderdik. komşumuzun erkek çocuklarıyla da aynı okulda ve sınıftaydık ama ben hep serpil'le giderdim. iyi bir arkadaşsın derdi bana onu sevdiğimi bildiği halde. bu arada unutmadan uğruna da kavga ettiğim ilk ve tek kızdır. sınıfın en yaramaz çocuklarından ilkay'ı su kanalına yitip bir güzel patakladığım zaman, benden böyle bir güç gösterisi beklemeyen arkadaşlarım arasında ilkay'ı döven "bok böceği" diye yüceltilmiştim.

ilkokul bitti ortaokula başladık. okulun mesafesi baya uzak olduğu için yine beraber gitmeye başladık okula. baktım ki hayır yok, serpil'e arkadaş gözüyle bakmaya başladım artık. liseyi de beraber okuduk. orta okula da beraber gittik. lise bitince de koptuk birbirimizden. 22 yaşına gelince de evlendi. 6 sene sonra kocası bunu aldattığı için ayrıldılar. kimisi de serpil'in aldattığını söylüyor ama ben pek inanmak istemiyorum.

ortaokula başladığımda 12 yaşımda safinazla tanıştım. işte bu serpil'e göre biraz da sancılı geçti. gevşek ağızlı birisi olduğum için safinaz'a aşık olduğumu herkese söylemiştim. çevremdekilerin "temel reis" espirilerine maruz kaldım sürekli. ıspanak getiren bile olmuştu. düşünün artık geçilen dalgaların boyutunu.

gel zaman git zaman haliyle safinaz öğrenmiş bunu. bir gün hiç unutmam sınıfın pencere kenarına oturmuş, dışarı da kurulan meyve sebze pazarını izliyordum. sınıfta o an benle beraber 9-10 kişiydik. dayımın kızı burcu, 14 yaşındayken kocaya kaçan gül, dersaneden hocası olan adamla evlenen fatma ve safinaz hatırlayabildiğim kişiler.

safinaz, "nuri" diye seslendi arkadamdan "bir bakar mısın"? -"efendim" dedim. - "ben seni seviyorum" dedi. o an neye uğradığımı şaşırdım. bir heyecan ve sevinç dalgası o küçük yüreğimin bir an da dakikada 200 atmasına sebep oldu yemin ederim. fakat pek kısa sürdü tabi bu sevinmem. çünkü 2-3 saniyelik bir es verdikten sonra "ama arkadaş olarak" dedi gayet lakayıt bir şekilde. yanında ki kızlarla beraber öyle iğrenç bir kahkaha ifadesi vardı ki yüzlerinde, bir an sınıfın bütün sesi kesildi kulaklarımda. sadece dışarıdan gelen salatalık, fasulye ve patlıcanların fiyatlarını bağıran pazarcıları duyuyordum.

iğrendim safinaz'dan ve onun arkadaşlarından. öz güvenim sarsıldı, cesaretim kırıldı. sevgiye aşka olan inancım garip bir hal almaya başladı. safinaz, 21 yaşında evlendi. 4-5 sene sonrada boşandı. kocası, memlekette kim var kim yok dolandırıp, cennet vatan ukrayna yolunu tutmuş. haa bak az kalsın unutuyordum. doğum yaptığı gün yolda görmüştüm, akşam doğurduğunu duydum. şaşırdım. demek ki beni görünce kızın sancıları artmış.

safinaz felaketinden sonra sibel diye bir kıza vuruldum bu defa. bunu ilk serpil'e anlattım. o da istersen konuşayım sibel ile dedi. iyi dedim git konuş. kızla konuşmuş o da demiş ki "neden gelip kendisi konuşmuyor. kendisi gelir, konuşursa kabul ederim" demiş. salaklığıma yanayım. öz güvenim ve cesaretim kırıldığı için dalga geçiyor sandım. gidip konuşamadım. sibel'de liseye başlayınca dayımın oğluyla çıkmaya başladı. ben yine yüreğime taş bastım. sibel halen bekar. hiç evlenmedi. nispeten bana biraz daha ilgi duyduğu için paçayı yırtmış görünüyor.

liseye başladık bu sefer. aklını sikiyim dedim lan nuri. bu nasıl bir okul her yer embesil dolu. nasıl geldin buraya. buna rağmen 2 ay kadar ebru diye salak bir kızla çıktım. sevdim ama sevildim mi bilemedim. yani en ergen en sapık olduğum dönemi osbirle geçiştirdim. ebru da 19 yaşında evlendi. mutlu ve iki çocuk annesi.

geldik üniversiteye. üniversite dediğime bakmayın. 2 yıllık meslek yüksek okulu. ilknur'la tanıştık orada da. çok samimi olduk. meğer o kadar samimi olmamak gerekiyormuş bir kızla. aman diyorum gençler. sakın kız kankası olmayın. kanka ayağı, kardeş ayağı falan bunlar ayağa getirir adamı. yaklaşmayın, yakınlaşmayın.

sevmeye başladım ilknur'u ama öyle böyle değil. tanıdıkça, hayatımın kadını gözüyle bakıyordum artık. bir sürü ortak noktamız vardı. mesela o ibrahim erkal, gülşen, ebru gündeş dinliyordu, ben ise; slayer, pantera, metallica. onun için sinema, romantik komedi ve dram filmlerinden ibaretti, ben ise ; gerilim-korku, fantastik, bilim kurgu. onun en çok sevdiği yazar ahmet altan, orhan pamuk, ayşe kulin, benim ise ;ihsan oktay anar, sabahattin ali, j. r . r. tolkien. özetle çok ortak yönümüz vardı *.

yine gel zaman git zaman en sonunda onu sevdiğimi açıkladım. 4 ay konuşmadı benimle. neymiş beni arkadaş olarak görmüş. benim ona bu gözle bakmam çok iğrenç bir şeymiş. ee ibrahim erkal dinleyen bir kızdan da bu beklenirdi. 4 ay konuşmadı sırf bu sebepten. o 4 aylık süreç çok şey öğretti bana. ilknur'a karşı hislerim nefrete dönüşmeye başlamıştı ki annesinin vefat haberi hepimizi sarstı. sınıfça taziyeye gittiğimizde erkeklerden sadece bana sarıldı. gözlerinde iki damla yaşla kulağıma usulca fısıldayarak "iyi ki geldin" dedi. bu kötü olay barışmamıza vesile oldu. ancak ilknur ile eskisi kadar iyi arkadaş olamadık. okul bittikten 2 sene sonra evlendi. bir oğlu oldu. oğlu daha bir kaç aylıkken aylıkken kocası lösemiden vefat etti. gencecik yaşında dul kaldı. şimdi çocuğuyla beraber babasının yanında yaşıyor.

2003 senesinde mynet heavymetal kanalında duygu ile tanıştım. önce arkadaş olduk. sonra benden hoşlandığını söyledi. övünmek gibi olmasın boş bir adam değilimdir. felsefeden, siyasetten, sanattan anlarım. 1 hafta böyle takıldık. resmimi istedi. gönderdim. ayrıldık :)) ama kız haklıydı ağalar. şanssızlığa bakın ki kızın boyu 1.70 ben 1.59 ve kız çok güzel. yalnız o da ilknur gibi davrandı. belli ki kız beni görmeden baya bir bağlanmış umut bağlamış. gördüğü şey karşısında da hayal kırıklığına uğramış . duygu da 6 ay konuşmadı benimle. telefonlarıma, mesajlarıma, maillerime hiç geri dönüş yapmadı. 6 ay sonra ne olduysa bir gün mesaj çekti. uzak şehirlerde olmamız bahanesiydi ama ben biliyorum mesele tipimdi :) neyse daha sonra çok iyi iki dost olduk. sonra bir kaç tane sevgilisi oldu. sevgililerinden birisi ot kullanıyordu ama kültürlü adammış. ayrılmalarının gerekçesini tam hatırlamıyorum ama aldatmıştı sanırım güzelim kızı.

çok uzattım ama anlatılması gerekiyordu bunların. çünkü hangi kızı sevsem ve sonrasında reddedilsem o kız mutlu olmuyor. olamıyor. o kız resmen lanetleniyor sanki.

şimdi 30 yaşımdayım. artık evlenmek falan istemiyorum. istediğim tek şey sevilmek. böyle bir tipim varsa suçlusu ben değilim. tipimin dezavantajlarını lehe çevirmek adına çok okudum, çok izledim, çok dinledim ama az yazdım.
5 ay önce bir kızla tanıştım. lanet olsun ki yine aşık oldum sanırım. kadının tuhaf takıntıları var. hayatın işaretler verdiğine inanıyor. mesela dedikodu yapmaya başladığında, telefon çalarsa veya birisi sözünü keserse devam etmiyor. 2 ay önce açıldım kendisine. o da bana karşı bir şeyler hissettiğini ama tam olarak adlandıramadığını söyledi. ben de anlattım bu başımdan geçen olayları. "eğer beni seversen ya da küçük bir çaba dahi göstersen sana bir ömür boyu bağlanabilirim. çünkü ben yengeç erkeğiyim *. belki de sevildim ama işte bundan tam emin değilim. eğer ki reddedersen, tehdit olarak algılama ama olanlar ortada. elimden gelen bir şey yok"

2 ay birbirimizi tanımak adına sürekli takıldık görüştük. en sonunda kararını verdi. 2 gündür mesajlaşmaktan anam ağladı vallahi. kadın ise her mesajını seni seviyorum diye bitiriyor.

enteresan. bu kadar kolay olmamalıydı.. acı çekmeliydim aslında.

edit: yaş oldu otuz bir :) son örnekte ki kızla ayrıldıktan sonra çulsuzun biriyle evlendi. en fazla 1 sene ömür biçiyorum. lanetimden kurtulamazsınız ;)

edit 2: yaş oldu 35 :) çok mutlular gördüğüm kadarıyla. allah ağızlarının tadını hiç bozmasın :) benim evliliğim ile de bu lanet son bulmuş oldu böylece.

devamını okuyayım »