sesege

  • 3142
  • 96
  • 22
  • 0
  • dün

adsız sözlük

1999 yılında pena'yla* gözlerini dünyaya açan ekşi sözlük, ''arkadaşlar bakın böyle bir şey kodladım; arada uğrayın e mi?'' denilerek, tamamıyla ricalar üzerine ilk kullanıcılarını edinmiş. sadece 15-20 kişinin bildiği site, akşamları can sıkıntısının giderildiği, başlıklara ilk entry'lerin girildiği, alaycı bakış açılarının geliştirildiği keyifli bir yer olmuş. sedat mehmet'e, mehmet de cem'e önermiş sözlüğü...

bilgisayarın pahalı bir oyuncak olarak görüldüğü, internetin her evde olmadığı o yıllarda sözlük, en okumuş, en donanımlı yazarlardan şık bir kadro oluşturmuş. ekşi sözlük'ün herkesçe bilinmemesi, küfürlü ve mizahi entry'lerin bu küçük çevre içinde kalması ''sözlük'' kavramına sonradan erişilmesi güç bir lezzet katmış.

1. ve 2. nesil yazarlar asla tahmin etmemişler ileride bu kadar popüler olacaklarını. kısa kısa tanımlarla, birer ikişer cümlelik yorumlarla atmışlar başlıkların temellerini. sonradan gelen nesiller, artan yazar sayısı, okur sayısındaki artış, yazarlar arasında ''öne çıkma/sivrilme'' duygusunu tetiklemiş. adı konmamış bir yarış başlamış sözlükte. herkes en iyi bildiği konuyu, en uzun yazılarla yazmış. korkarak değil, gönül ferahlığıyla basmış aynı zamanda şükelaya. önem vermiş emekçiye. verdiği bilgilerle beğeni toplayan yazarlar nick altı entry'lerle taçlandırılmış. (bkz: lacrima/@ssg)

ilk sözlük bağımlıları da o dönem doğmuş. entry kütük numaralarını ezbere söyleyen psikopatlar. :)) şaka yapmıyorum. adam hoşuna giden entry'lerin entry kütük numarasını söylüyor şak diye. ben biliyorum amk! tabii o zamanda 40 milyon tane entry yok.

bir ara yazar alımları durdurulmuş. kapı önüne yığılan okurların içeriye alınmaması büyük bir yankı oluşturmuş gençler arasında. ilmek ilmek dokunan sözlük sayfalarının içeriği, yorumlama farklılıkları, gırgırın tadı mıknatıs gibi çekmiş diğer insanları.

ilk sözlük olması, rakipsiz geçen 7 yıl, eğitimli yazarları ile ekşi sözlük, taklit edilerek ulaşılması imkansız bir yapıya erişmiş. adsız sözlük de ekşi sözlük'ü baz alan, ''ya tutarsa!'' diye yola çıkılan sözlüklerden biri. uzun entry girmenin de ötesinde, uzun entry okumaya üşendiğimiz şu dönemde sıfırdan bir sözlük inşa etmeleri tek kelime ile imkansız. neden mi? çünkü yapılmışı var.

bilmediğiniz bir kelimeyi 864 sayfalık türk dil kurumu sözlüğünden mi bakmayı tercih edersiniz yoksa 3-5 sayfalık bir sözlükten mi? aradığını bulabilmek değil midir önemli olan? ''en sevdiğimiz müzisyen hakkında acaba ne demişler'' deyip müzisyenin adını soyadını yazıyorsunuz, daha başlığı açılmamış.*

sözlük yazarlığını işçi arılara benzetirim. sen getirirsin, o getirir, öbürü getirir. önce petekler oluşur. sonra o petekler doldurulur. para arının değil, sözlük sahibinin cebine girer. yazdığını kitlelere ulaştırmak, yazdığın şeyin beğenildiğini görmek, yazarlar arası sohbet, okurken düşünüp düşünürken gülmek, insanları sözlükte tutar. ekşi sözlük'le kıyaslandığında 'okyanusta damla' olan adsız sözlük, an itibariyle ''kendi çapında pasta''dır.

ekşi sözlük'teki tüm entry'ler, nick'ler değiştirilerek adsız sözlük'e taşınsa dahi, ekşi sözlük'ün popülaritesine yine ulaşamazlar. ekşi sözlük alışkanlıktır. bulaşıcı bir hastalıktır. kana karıştığında bağımlılık yapar. 12 yıldır entry girmeyen o yazar var ya, evet evet o yazar, attığınız mesaja geri dönüyor abi. vazgeçmiş olsa da yazmaktan, bil ki buralarda. emin ol. istifa eden moderatörlerin tamamı ve tüm o kızgın yazarlar* bir şekilde buralardalar. anılar var çünkü babacığım. sohbetler var. eskiden bir yazarın kitabı falan çıktığında ''olay'' butonundan duyuru yapılırmış ''x yazarın kitabı çıktı! çok hoş'' diye. adamlar tanışıp kaynaşıp ''ekşi dergi''yi çıkarmışlar. birbirlerinin düğünlerine katılmışlar. yüzlerce fidan ekmeye gitmişler amk! içmeye gitmişler! festivallerde köpürtmüşler. insanların ekşi sözlük çatısı altında kaynaşması yılları içine alan bir olay. işte bu yüzden çok zor yeni sözlüklerin işi.

vapurda çayımı yudumlarken iki yaşlı avukatın sohbetine istemeden kulak misafiri oldum. elimde çay. eşsiz istanbul manzarasına bakar gibi yapıp bildiğin sohbeti dinliyorum. karaköy'ün kapanmış genelevlerini, zürafa sokağı, arkasındaki liseyi, okula giden ebeveynlerin yaşadıklarını konuşuyorlar. gülmemek için zor tutuyorum kendimi. sohbet muhteşem. ''ekşi sözlük'te okudum'' dedi avukatlardan biri. şaşırdım. yapılan tespitlerin doğruluğunun şaşırtıcılığından bahsediyorlardı. bırak sosyal medya düşkünü genç insanları, dedem yaşındaki iki kültürlü insan da ekşi sözlük'ü konuşuyordu. işte buydu diğer sözlüklerin erişemeyecekleri nokta. denetimsizliği beni delirtse de yine de çok seviyorum ekşi'yi. adsız sözlük mü?*

devamını okuyayım »
11.02.2014 01:00