telaki

  • mangal yürekli rişar (522)
  • 705
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

akilligelisim

tahminimce, bir zamanlar gofret beyin'in başına gelenleri yaşayan yazardır kendisi.

pek çoğumuz, mezkur yazarın kaleme aldığı komik hikaye ve tespitleri hem gülerek hem imrenerek ("kıskanarak" yazacaktım vazgeçtim) okurduk. kendisinin şöhreti öyle bir noktaya gelmişti ki, bir ara her yazdığı mutlaka en beğenilenler listesi'ne giriyordu. bu da bir bakıma, tek amacı en beğenilenler'e girmek olan bir güruh için "haksız rekabet" demekti; zira kendisinin her yazdığı listeye girecek kalitede değildi; fakat bir kere hayran kitlenizi oluşturduktan sonra gerisi çorap söküğü gibi geliyordu. neticede gofret beyin'e yönelik eleştiri ve salvolar arttı ve gofret de dayanamadı, sözlüğü bırakıp gitti. böylelikle, yaptığı komikliklerle bilhassa cins-i latifin dikkatini çeken birinden daha kurtulmuş oldu cins-i kesif ahalisi.

akilligelisim kardeşimizin başına şu an için gelen de yukarıdaki hikayeye çok benziyor; sonu benzemesin (amin). kendisine naçizane tavsiyem, olumsuz eleştirilere değer vermemesinden ziyade, olumlu tepkileri çok önemsememesi yönünde olacak; çünkü olumlu tepkileri çok önemseyen birisi, kendisini "eleştirilemez", "yaptıkları sorgulanamaz" bir seviyede görebilir. elbette lafım burada yazarın kendisine değil; ancak bu dünyada ben şahsen eleştirilmeyen bir insan bile görmedim. bir devlet büyüğümüzün (!) buyurduğu gibi "eleştirilmek bu işin doğasında var." mevlana'dan, rahibe teresa'ya; martin luther king'den gandhi'ye ve belki daha önemlisi peygamberlere kadar herkes eleştiriliyor. biz değil miyiz (inananlar için konuşuyorum), yeri geldiğinde yaratıcı'yı bile eleştiren?

ekşi'de genel olarak "celebrity" kıvamına gelmiş kişilerin yazdıklarını okuduğunuzda (yine burada yazarı tenzih ederim), yazdıkları içerisinde bir sürü mantık hatası, hislere dayalı yazılmış gerçeklikten uzak argümanlar, bilgi yanlışı vs. bulabilirsiniz. fakat bütün bu eksikliklerine rağmen bu kişileri popüler yapan sebeplerin başında, bu tür kişilerin bir benzerinin sözlükte bulunmaması geliyor. halbuki, o yazarların çok daha iyi "versiyonlarını" (daha bilgili, argümanları daha sağlam, bakış açısı daha bütüncül ve geniş vs.) bu fakir bizzat gördü, hem de kaç kez. heyhat, bu saydıklarımın hiçbiri sözlüğe takılmıyor. dolayısıyla, sözlük yazarlarının bahtına düşen de eldekilere "abdurrahman çelebi" muamelesinde bulunmak oluyor. hangi sözlük yazarlarından bahsediyor olduğum aldığım terbiyeye ters, ki kıskanıyor da değilim; çünkü bazıları benim ilgi ve uzmanlık alanımın dışında kalem oynatıyorlar. ama bu onların sözünü açtıkları konuyu hiç bilmediğimi göstermediği gibi, yanlışlarını görmeme de engel değil.

lafın özü şudur ki, bu kardeşimizin bildiği yolda ilerlemesini isterim haddim olmayarak. bir gün buraları terk edecekse de eleştiriler yüzünden değil, başka sebeplerden ötürü bırakması daha hoş olur.

devamını okuyayım »