yarimporsiyonaydinlik

  • delikanlı (432)
  • 675
  • 31
  • 11
  • 1
  • bugün

türkiye'de etin pahalı olmasının nedeni

kaynak

türkiye'de çok et yendiği için et krizi çıkmıyor. hükümetin "gelir arttı, lüks tüketim tavan, herkes et yiyor, durduramıyoruz" laflarına rağmen ortalama bir avrupalı nın yarısı kadar et yiyoruz. (buna tavuk eti dahil. kırmızı ette oran 4'te bire düşüyor) yani vatandaş gerçekten et yiyemiyor ve buna rağmen et krizi çıkıyor.

neden? sebebi basit:
"arz çok düşük".

yani et üretimimiz o denli az ki, bu kadar düşük olan tüketimi dahi karşılayamıyor. yani asıl sıkıntı "eti üretememek".

peki kökeni göçebe hayvancılıktan gelen bizler, neden et üretemiyoruz? genlerimiz mi bozuldu?

evet, biraz da öyle oldu ama gerçek sebepler farklı. 2 taneler:

1-) "mera" yok.
2-) "et ithalatı" var.

aracıların fahiş karları üretici eti 1 yıl emek harcayıp, 23 lira maliyet ile üretip, kilosu 27 liraya aracılara satıyor. aynı eti, o aracılar, bir gün içinde 45 liraya bize satıyor. kuzu bıçak fiyatı ise koyunculukla uğraşan kalmadığı için 43 tl ye kadar çıktı

bilinçsiz yapılan hayvancılık: öğretmenin, mimarın, doktorun, mühendisin çoban olmaya meyletmesi.

hayvancılığın zor bir meslek olması: öyle bir meslek ki, 1-2 değil, yılın her günü bok temizliyorsunuz. üstelik insan boku değil. elinizi bir koyunun vajinasına sokup, ters dönmüş kuzuyu zarar vermeden çıkarıyorsunuz.

hayvancılığın sosyokultürel algısı: çoban, sığır, inek, öküz, hayvan, sürü, malak, davar, camış, koyun...... vs gibi hayvancılık ile ilgili her kelimenin, türkçe'de aynı zamanda bir hakaret, aşağılama sıfatı olması mesela. yol boyunda koyun otlatan bir çobana olan bakış açınız nasıldır? ön yargılı değil mi?

meran yoksa" eğer, hayvanlarının açlıktan ölmemesi için beslemek zorundasın.
yem fiyatları da bu memlekette (çok afedersin) kol gibi. 1 tonu 1 milyar. sen bu pahalı yemi hayvana verince, hayvanın eti de hali ile pahalı oluyor. "pahalı yem = pahalı et". dünyanın en basit denklemi bu. kaçınılmaz sonuç yani. mera yoksa, hayvana yem vermemek gibi lüksün yok. ölürler.

et pahalı diye "ithalatı açmak". o zaman ne oluyor? o pahalı yetiştirilmiş hayvan değer kaybediyor. normal şartlar altında zaten kazancı düşük olan zor bir iş, ithalat sonrası zarar ettirmeye başlıyor.

sonuç: üretici mefta. çok ciddi zarar ediyor. aldığı para ile yem borçlarını kapatamıyor. en iyi ihtimal kar etmeden kapıyor defteri. boşa hamallık yapıyor anlayacağınız. nihayetinde üretimden çekiliyor. çünkü kimse bedavaya çalışmaz. bir kimse, bir işi ne kadar severse sevsin, bedavaya yapmaz. yapamaz. ınsanların sorumlulukları var.

(bkz: 10 yilda 600 bin ciftcinin uretimi birakmasi)

üretimden her çekilen üretici, üretimin daha da düşmesine neden oluyor. ıthalat yeniden gündeme geliyor.

ithalat ile et sorununu çözmeye çalışmak ise, "cüzam yarasını fondötenle, pudrayla" kapatmaya çalışmak gibi. sorunu o anlık örtüyor belki ama gerçek sorun, tam olarak orada, üstelik büyüyerek bekliyor.

işte bu yüzden her yıl şiddeti değişen et krizleri yaşanıyor bu memlekette. yer yıl!.. üstelik et ithalatı açık iken.

ve eski bakan eker zamanında çıkıp şu açıklamayı yapabiliyor: “hayvancılıkta cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdık.”

güler misin, sabaha mı bırakırsın.

devamını okuyayım »
28.03.2018 04:46