yipyipyip

  • baldan tatlı (633)
  • 766
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

polikistik over sendromu

an itibariyle tam 15 senedir sahibi olduğum evcil sendrom.

hastalık demek istemiyorum zira bence hastalık değil. tanımını öyle yapamıyorum çünkü esasen günlük yaşamı ters yüz eden bir hali yok. 'seninki hafiftir abla' falan diyecek olanlara şimdiden bildireyim en ağır vakalardan biriyim.

ilk regl oluşumla birlikte ortaya çıktı bu arkadaş. hiper düzensiz bir seyir olunca bakıldı edildi, polikistik over'mişiz, tamam güzel. hiç beklemeden doğum kontrol haplarına başlandı ki bu ortaokul yıllarına tekabül etmekte. hem gereklilik olduğundan hem de doktor çocuğu olmanın verdiği normal karşılama sebebiyle ben okulda löp löp yutuyorum hapları, hiç sorunum yok. tabi bir süre sonra pek eğlenceli bir hal aldı bu durum ama oralara girmiyorum neyse...

her polikistik kadın regl dönemini ağrılı geçirir diye bir kural yoktur. ağrılı geçirenler daha ziyade dismenoreden muzdariptir. genelde kanama şiddeti ve süresi polikistik over sahibi olmayanlardan fazla ve uzundur. bu noktada 'vücudum temizleniyor, ohh miss!' düşünce tipini öneririm. işe yaradığı tecrübeyle sabittir.

incecikken bir anda hem ilaçlar hem de kendi özelliği nedeniyle kilo alımına sebep olabilir. ama insülin direnci tabir edilen durum kontrol altına alındığında bu iş kendi kendine düzene girer. göbek bölgesinde yağlanma en sevdiği şeydir fakat kiloyla polikistik over tam anlamıyla doğru orantılır. kilo varsa polikistik over azar, kilo verdikçe düzene girer. kolay kolay kilo verilemez, bu sinir bozabilir, bu anlar için de 'geçmeyecek bir şey değil, insanlar nelerle baş ediyor birader...' fikrini tavsiye ederim. bir süre sonra etkili oluyor kendisi.

gelelim tüylenme hadiselerine...evet çok sinir bozucudur. hatta muhtemelen en kötü yanıdır. insanı canından bezdirir. 'be hey anneciğim babacığım, madem böyle olacaktım niyüçün kız çocuğu oldum?!' dedirtecek kadar çileden çıkarabilir. unutmayınız ki bu hissiyatınızda mahalle baskısı denebilecek abuk yorum ve dalga geçmelerin de etkisi çoktur. eğer sizin başınıza geldiyse sakin kalmaya, yavrunuzun başına geldiyse bizzat şahit olmasanız dahi mümkün olduğunu bilerek subliminal mesajlar vermeye çalışınız.
eğer düzensizliklerin vesaire tavan yaptığı, polikistik hallerin çok aktif olduğu dönemdeyseniz epilasyona falan gitmeyin. hiçbir işe yaramaz, asabınızı daha çok bozar, hiç geçmeyecek ümitsizliğine kapılmanıza neden olur. bünyeye aldığınız lazer falan da yanınıza kar alır. doktorunuzla iletişim halinde olarak, onun önerdiği zamanda gidin ki işe yarasın, sizin de moraliniz düzelsin.
bu süreçte ise sizlere bioder denilen ürünü tavsiye edebilirim. aktif dönemde hem biraz işe yarar, hem de bizzat sizin uyguladığınız bir şey olduğundan psikolojik olarak olumlu etki yaratır.

benim doktorum aynı zamanda ablam gibi bir şey. onda da var polikistik over ve bana senelerce '5 yıl sonra rahat edeceksin, bak gör!' dedi durdu. ben artık 'nerde lan bu allahın belası 5 yıl sonrası, bi gelemedi!' serzenişlerindeyken geldi mübarek 5 yıllar. gerçekten yaş ilerledikçe kendini toparladığı doğrudur. 25 civarı düzelir gibi olur, 27 sularında iyice umut vaat etmeye başlar ve gözlemlerime göre 30'dan sonra süper rahatlayıp, 35 civarında hiç olmamış gibi hissettirir.

yazdıkça yazasım geliyor, bitmek bilmez yaralarım varmış meğer. devam edeyim...

hakkında yapılmış en güzel tanım 'incili kadınlar'dır. tanım sahibinin yazısını şuradan okuyabilirsiniz.

sivilce konusu da problemdir evet. bendeniz şahsen tam 3 kere maksimum dozda roaccutane kullandım fakat hep geri geldi hep geri geldi lanetler. inat edip kullandım aslında, o dönemde kullanma, başa sararsın demişlerdi. gençlik işte, dinlemedim, sonra moralim yerlerde süründü.

en önemli etkenlerden biri inanmazsınız stres. ne kadar enteresan...oysa ki hiç aklımıza gelmezdi yani. koşturmacalı, az uykulu, stresli düzensiz hayatımı bırakıp temiz havalı, pek tatlı, düzenli bir hayata geçince kendi kendine düzeldi bu meret. ilaçsız falan. ilaç kullanmayı bırakalı 2-3 yıl oldu gerçi, ama aralarda ayarı kaçıyordu yine. şimdi sıfır ilaç, on numara over halindeyim. yersem kilo alıyorum, dikkat edersem hoop veriyorum. tüylenme falan filan yok, sivilce derseniz anca asabım bozulursa.

diyeceğim o ki a dostlar; hastalık gibi bakmayınız bu arkadaşa. içinizi ferah tutunuz, her ne kafanıza takılırsa, kendinizi kötü hissederseniz, oram kıllı buram tüylü diye ağlayacak olursanız, göbişim löpür löpür oldu diye üzülürseniz, özetle bununla ilgili her ne sıkıntı yaşarsanız bana bi mesaj çakın yeşillendirin beni. birçok şehirde doktor dahi önerebilirim. artık bende her yol mevcut, yemyeşil yapayım sizi.

öptüm, kib, by.

yıllar sonra gelen edit: gelelim işin doğurganlık kısmına. evet, polikistik overlilerin çocuk sahibi olması biraz daha zor görünür. lakin ne zaman yumurtlayacağınız belli olmuyor olabilir, o nedenle kaza kurşununa kurban gitmemek için dikkat etmenizi öneririm.

ben bu pcos üzerine bir de kendini boğmaya çalışan yumurtalığım nedeniyle iç kanama geçirip o yumurtalığın yarısından oldum. bunun pcosla alakası yoktu yanlış anlaşılmasın. güdük bir yumurtalıkla ve böyle bir geçmişle, haberim olmadan hamile kaldım. o kadar haberim yoktu ki çocuğu antibiyotik sandım. mide bulantıları, manyakça yeme isteği falan antibiyotikten değil bebedenmiş meğer.

yani yıllar yılı duyduğum 'ay polikistik overlilerin de zor bebesi olur ha!' tezini tek atışla çürüttüm. eğer bebe planınız varsa kafanıza takmayın, rahat olun. gördüğünüz gibi olacaksa oluyor yani. doğdu da 6 ay bile geçti. insan gerçekten hayret ediyor hemşireler.

devamını okuyayım »