zdreams

  • 362
  • 3
  • 0
  • 0
  • geçen hafta

loving vincent

güzel düşünülmüş, güzelce de icra edilmiş bir film. vincent van gogh'un gözünden dünyayı görebilme fikri olsun, flashbacklerde çizim tekniğinin değişmesi, kusursuz netlikte oluşu olsun hepsi harikaydı.
tüm bu görsel şölenin yanında bir tarafım gözlerinde kalp oluşmuş, bu renk cümbüşünün koca ekranda yansıması yüzüne düşmüş eğlenirken, diğer tarafım kendi derdimi kederimi bırakıp yalnızlığına, tüm sıkıntılarına rağmen resmi, doğayı, küçük mutlulukları kendine tutunacak, kendini bu darlaşan dünyadan çekip alacak efsunlu eller olarak gören vincent'e üzüldü, hatta o tarafım daha ağır bastı bile diyebilirim.
hayatını, ilk defa lisedeki sanırım -oxford yayınevi basımlıydı- ingilizce kitabımızda okumuştuk. ergenlik dönemleri tabi, sanatçı deliliği deyip geçmiştik ama kitaptaki ayçiçeği resmi, arlesteki oda resmi ve o hediyelik eşya satan dükkanlarda, ucuz fotokopilerle çoğaltılmış çerçevecilerin duvarlarında önceden gördüğüm yıldızlı gece o zamanlar beynime kazınmıştı.
--- spoiler ---
filmde armand moulin ile tekneci arasındaki konuşmada tekneci şöyle diyordu:

"he didn't talk so much. mostly sat around and watching; sometimes painting."

"...and then suddenly it was all silent. he looked so happy that this dirty crow was coming close, he didn't seem to care it ran off with his lunch. and i thought to myself how lonely is this guy that even a thief crow brightens up his day.

hazır spoiler kısmındayken, filmde vincent van gogh'un kaptaki suya elini daldırdığı o kare. o nasıl bir çizimdir.

--- spoiler ---

devamını okuyayım »
07.01.2018 13:51