şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
1766 entry daha
  • edith piaf; bir sürü destek mesajı aldık ve her biri için hepinize çok teşekkür ederiz. yalnız olmadığımızı bilmek, biraz olsun empati yapabilen ve okuduğunu anlayan insanların varlığını görmek bizi çok mutlu etti.

    şiddeti meşrulaştırma ve masumlaştırma çabasında değilim. bu konuda yapılan eleştirileri samimi bulmuyorum.

    gel bakalım sevgili sözlük gel.
    bugün sana boşanmayı bir türk erkeğinin gözünden anlatacağım.
    yahu bir dur!
    bir dinle önce sonra söylersin kimin haklı olduğunu, sen yapma bari.
    on yıldan aşkın bir süredir tanıdığım bir arkadaşıma ait bu hikaye, gel bakalım.

    kişiler hakkında kısa bir bilgilendirme vereyim, arkadaşım hakan 10 yaşından beri yaşamadığı zorluk, sıkıntı kalmamış, hayatın sillesini suratının tam ortasına yemiş, sahip olduğu her şey için savaşmak ve mücadele etmek zorunda kalmış, problemli bir aileden gelen ve bu doğrultuda ‘bir ailede nelerin yapılmaması gerektiğini’ iyi bellemiş, eşine sadık, çevresi tarafından sevilen ve saygı duyulan tahsilli bir arkadaşımız.
    eski eşi yıldız hakkında söyleyebileceğim çok fazla bir şey yok, biraz bencil, biraz şımarık ve küstah, ailesi tarafından el bebek gül bebek büyütülmüş, rasyonellikten biraz uzak birisi. çok anlamsız öfke nöbetlerine falan girer ve hayatı fevri davranışlar üzerine kuruludur, sinirlen-yak yık-pişman ol ve özür dile döngüsü hiç şaşmaz.

    ana karakterimiz, arkadaşım hakan ve şuan boşanma sürecinde olduğu yıldız 8 yıllık sevgililik ve nişan süreçlerinden sonra geçen yaz evlenme kararı aldılar, 8 yıl boyunca hem ‘her an her şey olabilir’ kartını cebinden çıkarmadan hep biraz tetik üzerinde ilişkiyi sürdüren hakan ilişkinin bu doğrultuya evrilmesi neticesi ile kartları açık oynamaya karar verir ve maddi manevi her şeyini yıldız’ın üzerine kurmaya başlar, yıldız’ı hayatının merkezine koyar ve adeta kendisinin hiç görmediği mutlu aile tablosunu kendisi çizmek için kolları sıvamıştır. iş imkanlarından dolayı hiç kimseyi tanımadığı bir şehire gider, sıfırdan bir düzen kurmaya başlar, cebinde düzgün bir birikimi olmadığı halde sevdiği kadın için varını yoğunu ortaya koyarak koparır bir şeyleri hayattan, ömrü zaten çarpışarak geçmiştir, hem bu sefer motivasyonuda sağlamdır, ben bir ev kurayım, ikimiz buraya başımızı sokalım, dünya yıkılsa dahi biz birbirimizi kollarız kafasındadır.
    velhasılı gittiği şehirde iş bulan, ev düzenini oturtan hakan eşini de yanına alır ve belirli bir çevrenin katılımıyla geçtiğimiz yaz düğünü gerçekleştirirler ve hakan’ın düzeni kurduğu şehire taşınırlar.
    çiftimiz artık büyüdükleri şehire kıyasla çok daha büyük, devasa popülasyona sahip bir yerde, adeta kurtlar vadisindedirler.
    hakan’ın oldukça uzun çalışma saatleri ve yorucu iş temposuna kıyasla kızımız yıldız epey uzun bir süre çalışmadan evde oturur, kah iş bulamamakta kah bulduğu işlerdeki şartları beğenmemektedir. bu arada ufak ufak pürüzler çıkmaya başlar evlilik hayatında, yıldız’a ağır gelmiştir bir evin sorumluluğunu almak. hem bütün gün evde oturmak, hem daha iyi şart ve imkanlara sahip olmak hem de hakan’ın kendisine ev işlerinde yardım etmesini istemektedir.
    bu tür konulardan çıkan pürüzler neyse ki yıldız’ın işe başlaması ile son bulur gibi olur ama gibi olur işte. yeri geldiğinde günde 18-19 saat çalışan hakan’dan hep biraz daha fazlasını istemekte olan yıldız’ın tavrı sözüm ona maddi bağımsızlığını kazanması ile birlikte bazen iyice coşmakta, başkalarının önünde hakan’ı azarlayabilecek kadar küstahlaşmaktadır. lakin hakan bu ilişkide mantığı temsil ettiğinden ve genel olarak sakin bir yapıya sahip olduğundan dolayı hem alttan alarak hem de bugünlerin illa ki geçeceğini düşünerek eşini kırmak istemez, her seferinde onu sakinleştirip karşısına alarak olayları mantık çerçevesinde kendisine açıklar, bu şekilde yıldız belki bin kere özür dilemiştir hakan’dan.
    tam bir amber heard ve johnny depp tarzı ilişkiye geçiş yapan çiftimiz evlilik hayatları yıldız’ın çalıştığı yerdeki bir erkeğin kendisi ile şımarık ve laubali mesajlaşmalarının hasbelkader hakan tarafından fark edilmesiyle ciddi bir çatırdama yaşar.
    büyük bir tartışma vuku bulur, aileler gelir ve kendileri ile görüşülür, boşanma lafı ortada dolanmaya başlamıştır zira yıldız ortada bir şey olmadığını iddia etse bile evli bir kadının “naber fıstık” diye mesaj alması hoş bir şey değildir, muhatap kişisi bu mesajı atacak haddi kendinde görmemeli, görememelidir.
    uzun süren tartışma ve konuşmalardan sonra yıldız gene özür diler, göz yaşları döker ve daha dikkatli davranacağının sözünü vererek hakan’ın güven oyunu alır.
    lakin ilişkinin üç temel ayağından birisi olan güven hasar almıştır bir kere.

    bu olayın üzerinden 2 hafta geçtikten sonra hakan çevre illerden birisine gider iş için ve orada konaklayacaktır, gün ortalarında yıldız ile konuşur, gece konuşur ve mesajlaşır, hakan’a söylediğine göre yıldız evde kedi ile ilgilenmekte, bir şeyler okumakta ve bir şeyler izlemektedir.
    belli bir saatten sonra karşılıklı olarak iyi geceler dilenerek yatılır. ertesi gün hakan eve gelir ve günlük hayatlarına devam ederler, bunu takiben iki üç gün içerisinde yıldız’ı işe uğurlayan hakan evde tek kaldığında can sıkıtıntısından icloud’a sarar, fotoğraf albümlerine bakarak eskilere dalmaya başlar fakat bir anda gördüğü bir fotoğraf ile beyninden vurulmuşa dönmüştür. hakan’ın şehir dışına gittiği gün evde olduğunu söyleyen yıldız, aralarında kendisi ile laubali bir ilişki olan eril şahısın da bulunduğu bir grup ile dışarı rakı içmeye çıkmıştır. defalarca özür dilemesine rağmen bu kadar kısa süre içerisinde bir yalanlar zinciri oluşturmuş, bunu büyük bir soğukkanlılık ve vicdansızca yönetmiştir yıldız.
    hakan fotoğrafı gördükten sonra ufak çaplı bir sinir krizi geçirerek yıldız’ı beklemeye başlar, yıldız eve geldiğinde karşısına oturtarak durumu kendisine belirtir. yıldız’ın açıklaması insanı çileden çıkartacak cinstendir;
    - “kızarsın diye söylemedim.” der yıldız.
    bunu duyan hakan adeta çıldırarak yerinden fırlar yıldız’a bir tokat atar ve masanın üzerinde bulunan bıçağı eline alarak;
    - “neden bana bunu yapıyorsun? ne yapayım kendimi mi öldüreyim? seni mi öldüreyim?” diye yıldız’a bağırır.

    bu cümlenin ardından yıldız kendisini bir odaya kapatır, polisi arar. can güvenliğinin olmadığını ve şiddet gördüğünü telefonda belirtir. oldukça kısa bir süre içerisinde polisler eve gelerek hakan’ı yaka paça karakola, yıldız’ı hastaneye darp raporu almaya götürürler. belli belirsiz bir tokat izi doğrultusunda yıldız darp raporu alır, ifade verir ve silah ile tehdit edildiğini belirtir.
    bu sebeple hakan geceyi nezarette geçirir ve sabahın erken saatlerinde savcılığa götürülür. ne ifade alan polis, ne fezlekeyi yazan komiser, ne savcı, ne hakim hiçbirisi hakan’ın suratına dahi bakmamaktadırlar.
    kendisini açıklamasına izin dahi verilmemekte sanki terör suçlusu gibi muamele görmektedir bu adam. yıldız’ın tüm söylemleri net doğru olarak kabul edilerek süreç ilerletilir, hakan resmen yargısız infaz mağduru olmakta nikah masasında imzayı attığı günü sinkaflı küfürler ile anmaktadır.
    velhasılı hakan şimdilik denetimli serbestlik alır, kendisine yurtdışı çıkış yasağı verilir, herhafta karakola imza vermeye gitmekte ve şuan ailesinin yanında olan ve boşanma süreçleri devam eden yıldız’ın eve gelip “hakancığım siktir olup gider misin bu evden?” deme ihtimaline “hayır gitmiyorum burası benim evim” cevabını veremeyecek olma durumunu düşündükçe sinirlenmekte, hukuk, adalet, yargı, kadın erkek ilişkileri ve evlilik müessesesine kallavi söylemlerde bulunmaktadır.
    hakan mağdurdur sayın sözlük, hakan pozitif ayrımcılığın, linç kültürünün, toplumun kendisine yüklediği sıfatların mağdurudur, hakan bu olaylardan sonra bir daha asla kimseye güvenemeyecek bir daha asla eskisi gibi bir heyecan hissetmeyecektir, hakan’ın bir parçası el birliği ile koparılıp şehir çöplüğüne atılmıştır, hakan bunların kıymetini hiç anlamayacak bir güruhun temsilcisi ile mutlu bir aile kurmak adına köpek gibi çalışıp, eşek gibi kendisinden taviz veren binlerce türk erkeğinden birisidir.
    sürekli ortalığı ayağa kaldıran psikolojik şiddet aktivistleri, dernekler, sivil toplum kuruluşları neden erkeği el birliği ile boğmaya çalışmaktadırlar?
    21. yüzyıl dünyasının sarı öküzü erkektir sayın sözlük ve dünya bu sarı öküzün boynuzları üzerinde durmaktadır. bu gerçeği istediğiniz kadar red edin.
    dünya biz dönmüyor desek de dönüyor!
  • hakan kardeşimize allah kurtarmış demekten başka bir şey düşmüyor. lakin tokat atmasını doğru bulmadım, direkt boşanabilirdiniz. hem olay çok yanlış hem de karşı tarafın eline koz vermiş oluyor böylece.

    evlilikte en önemli noktanın saygı olduğunu düşünüyorum. karsi tarafin da ayni kendisi gibi bir birey olduğunu idrak edemeyen, her şeye hakkı olduğunu düşünen, hep haksızlığa uğradığını sanan, hayatın onu özellikle seçerek kötülükler verdiğine inanan ve mutluluğu için başkalarının hayatlarına/yaptıklarına ihtiyaç duyan, bu gerceklesmediginde istedigi olmadigi icin olay cikartan bir insanın başkasıyla bir hayat geçirmesinin yolu yok. boşanmak kaçınılmaz oluyor.

    geçmiş olsun.
  • bu dönemin kadınları; bencillikleri, aç gözlülükleri, doymazlıkları, sürekli ilgi beklemeleri, anneleri tarafından dolduruşa gelmeleri vb gibi sebepler evde kalmaya, söz nişan atmaya, boşanmaya mahkumlar.
    sorsan kendi ayakları üzerinde duruyorlar.
    keşke sadık ve güvenilir erkeklere yaslanmayı tercih etseydiniz de yuvanızda çocuklarınızla kocanızla huzurluca olsaydınız.
    60-70’lerinize geldiğinizde halinizi ve üzerinde durduğunuz ayaklarınızı tahayyül ediniz.
    erkekler gidip eş buluyor ikinciye ama sizler annelerinizin gazı ile ailelerinizin şımarıklıkları ile 50-60-70’lerinizin karanlık yalnızlığına doğru yelken açmışsınız haberiniz yok; hala kendi ayakları üzerinde duruyom muhabbeti yapıyorsuz. ayrıca üzerinde durduğunuz ayaklar sizin ama seviştiğiniz kucaklar başka başka adamlar oluyor. iyi mi bu! çok mu güzel çocukları ile mutlu bir anne olmak varken babalarının yanında?
    neyse herşeyi anneniz babanız öldükten ve yaşınız 50 olunca anlayacaksınız.
    not: bu yüzden evlenmiyorum sırf, korktum bu karılardan
  • zordur. ilk boşanma ise hele. dünya dar gelir, hayat anlamsızlaşır.

    sonraları ise daha kolaydır. geçtiğimiz ay üçüncü kere boşandım. benim için artık alışkanlığa döndüğünü fark ettim. üç kere boşanmış bir kadın olarak toplumun bana bakış açısını şeyedim afedersiniz. onun dışında her şey güzel.
  • o fotoğraf ve mesajla boşanma davası açmayacak kadar akıl tutulması yaşayan bir erkeğin kısa süre sonra donunun alınmasıyla devam edecek süreci konu alan bir yazı dizisi.

    heyecanla takip ediyoruz.
  • on yildan sonrasini okumadim, şu giriş nedir kardeşim ya değnekçi gibi. okursam siksinler o kadar tilt oldum. dünyadaki en haklı en mağdur insan olsan okumam o hikayeyi. karşı taraf haklı direkt :) ayrıca biz niye haklıyı haksızı seçiyoruz. aile mahkemesi miyiz amına koyayım.
  • yildiz gibi bi sekizinci sinif orospuya bu kadar yuklu vizite odedigi icin hakan bunlarin hepsini fazlasiyla haketmistir, bence fetocu diye de iceri alsinlar ve hic salmasinlar. dunyanin basina ne geliyorsa yildizlarin vizite ucretlerinden geliyor.

    sikmisim naifligini, sakinligini. kalkin acikca soyleyin vizitesi yuksek olmayinca sik kalkmiyor, eziklenmeyi anadan ogrenmisim vazgecemiyorum diye.
  • hakan nasıl bir insansa, yıllarca sükunet ve mantık abidesi olmuş ama sadece bir anlık sinirle (!) bıçak çekecek birine dönüşmüş. sinirle bir şey fırlatmış dese anlarım da hem tokatı basıp hem de bıçağı çekmek normal insan işi değil üzgünüm, yemedik.

    tanım: eşlerin birbirilerinin davranışlarından memnun olmadığı durumlarda şiddet uygulamak yerine başvurmaları gereken yöntem.
  • boşanan kadın/erkek arkadaşlarımdan gördüğüm kadarıyla -her ne kadar isteyerek boşanmış olsalar da- insanı derinden etkileyen ve benim gördüğüm örneklerde insanların hayatlarında yaklaşık 6 aya mal olan bir süreçtir boşanmak ama kadın/erkek farketmez kendisini mutsuz eden eşinden hiç vakit kaybetmeden ve çevre baskısını düşünmeden mümkün olan en kısa sürede ayrılmalı ve bahsettiğim 6 aylık süreci en kısa sürede atlatarak mutlu olacağı günlere odaklanmalıdır, alışkanlıklarına değil
58 entry daha