şükela:  tümü | bugün
  • bazen de eger surterken cok siki tuttuysaniz elinize yapisirdi. elinizde catir cutur ederdi. ben kucuktum, ellerim tombik tombik oldugu icin yapisirdi hep. abim elime vura vura dusururdu onlari.
  • cok guzel kokar yaa... kokusu hala burnumda.
  • güzel bir kullanım çeşidi de yerde üstüne taş koyup,bu taşın üzerinde 360 derece dönmekti.bu şekilde hem taş üstünde fıldır fıldır dönmenin,hem de ayağımızın altında çatapatın aksiyonunu hissetmenin hazzını yaşardık.bayram günleri mahallede rus yıldızlar bale takımı idman yapıyormuş havası oluşmasına sebepti.
  • basarili sonuç alabilmek icin pürüzlü bir yere sürterek ates almasini saglamak gerekir. akil erdirmesi zor olsa da çok hos bir kokusu vardir. geride kalan çocuklugumla birlikte ortadan kalktigini sandigim, ancak bugün tunalihilmideki erzincan mandira ile emek kuruyemisçi dükkanlarinin arasindan girilen pasajdaki kirtasiyede görünce almaktan geri duramadigim, aksam olunca bir kuytuda patlatacagim eglencelik.
  • fevkalade eğlenceli bir nevi oyuncak.

    çocukkene* her gün şekere çikolataya verilecek parayı uğruna feda edip bir sürü alınan. sonra bilumum farklı ve kimi zaman dehşetengiz yollarla kullanılan hede. söz konusu yollar* arasında; üzerine basıp kaymak, bir nevi fitil mekanizması yapıp sonra "ehe ehe patlayacak hepsi patlayacak ehe" diye beklemek ve maalesef bunu karınca yuvalarında özellikle de kaynaştıkları yerlerde tekrarlamak vardır.*

    bir de bizim orada bunlara "çıtır pıtır" denirdi nedir acaba dandik miydi bizim hedeler? daha sonra bakkal değiştiğinde şöyle bir dialog geçmiş idi:

    - melaba biz çıtır pıtır alcas!
    - ha o ne ya?
    - hani... hani bööle pıtır pıtır eder ya...
    - ööhhmmm... ha anladım var var çatapat var! vereyim?

    (akabinde çocuklar "çatapat" denen şeyin çok büyük olduğunu düşünüp korkar ve alt sokaktaki bakkaldan "çıtır pıtır" almaya devam ederler*)
  • yere sürtünce çıt çıt çıt şeklinde daha efendi şekilde yanardı, biraz kıvılcım çıkararak, ama sert bi yüzeye koyup üstüne taşla vurunca çaaat diye patlardı. bu şekilde patlatmak daha kısa süreli bir eğlenceydi, duvara sürtmek daha uzun sürerdi.

    bi kağıt şeridin üstünde damla şeklinde on tane falan olurdu.

    ayağının altına alıp yolda yürürken ayağını yere sürterek ses ve kıvılcım çıkaran insanlar da vardı bi de..
  • bayram günleri öğlene doğru babaannemlerin evinin duvarının londra metrosu'ndan hallice bir ağa sahip olmasına sebebiyet veren şey. şimdi düşünüyorum da nasıl bi oyuncakmış bu yahu. günümüzde evden dışarı burnunu çıkaramayan bilgisayar bebelerinin anneleri babaları çocuklarının elinde çatapatla sağı solu çizdiğini görse nası dehşete düşerlerdi kimbilir..
  • bayram harçlıklarımı çatapata yatırırdım. en çok da üzerine bir mermer parçası koyup dönmeyi severdim taş üzerinde. kıvılcımlar saçarak dönmek, evet çok şahaneydi. bir de kızkaçıran vardı ama onu pek tasvip etmezdim. çatapat masum ve eğlenceliydi.
  • ıslatılıp ele sürüldüğünde fosforlu yeşil renk verir, karanlık yerlerde elleriniz ampul gibi olur, neşenize neşe katar. işte bu nedenle diğer çocuklar bunları patlatırken biraderle ben ağzımıza atıp tükürükle sulandırdıktan sonra tükürüp avcumuza yayardık. sonra gelsin ampul eller... verilmiş sadakamız varmış.

    (bkz: cocukken yapılan salakliklar)
  • ölen evlatlarımıza öncelikle rahmet dilerim ama yeni nesil obez ve salak olunca her şeyi yiyecek sanması oldukça normal bir durum.

    bizlerin zamanında ( 1985 doğumluyum) obez'lik yoktu.