şükela:  tümü | bugün
  • ulan ben de çocukken ayağımı yere sertçe vurup kedileri, kuşları korkutmuşum diye üzülüyordum.

    meğer ne çok ruh hastası, psikopat varmış. yok efendim kertenkelenin sırtını yarıp kanat takanlar, sinek gözü patlatanlar, yarasa patlatıp çığlığını dinleyenler, kaplumbağanın kabuğunu keserle parçalayanlar, köpeğin diline bilmem ne yapanlar ve daha kim bilir neler neler... okurken kalbim sıkıştı.

    şimdi bunları yapan çocuklar burada yazı mı yazıyor? sağda solda bizle aynı otobüse mi biniyorlar?

    vay halimize, diyecek bir şey bulamadım.
  • pişmanlık duyduğum hadiselerdendir. nasıl bir vicdansız varlıksam sokağın kenarında gördüğüm işine gücüne bakan karıncaları elime alır tek tek kollarını bacaklarını koparır sonrasında nasıl hareket ettiklerini gözlemlerdim. bunu yaparken de acı çekip çekmediklerini düşünmez, kendime göre ‘deney yapıyorum’ düşüncesiyle işkence ederdim.
    yaptıktan sonra köpek gibi pişman olup karnıma ağrılar girmişti ‘neden böyle bir şey yaptım’ diye ağlayarak.
    büyüdükçe de aşırı duyarlı ve hassas bir insan olarak evrildiğimden yolda yürürken karıncaların üstlerine basmayayım diye hep yere bakarak yürüyorum.
  • kötü bir niyettim yoktu. temizlensin diye kedimiz daha yavru iken havuzda yüzdürmüştüm. meğerse kedi suyu sevmezmiş. o zaman tabii bilmiyorsun.
  • karincayi kalpli kutuda sakliyordum o 1 tane karincanin tuhaf bir kokusu olmustu sonra.
    top boceklerine comakla hep top haline getiriyordum(bkz: swh)
  • kardeşimin yaptığıdır.
    kendi yolunda giden kediyi kuyruğundan tutup çevire çevire fırlatmıştır havaya kendisi.
    akabinde kedinin kardeşimi tırmalaması, kuduz aşıları, kedinin bulunması, test için beslenip bakılması ve kardeşimin ağzına edilmesi ile bir daha kedilere hiç bir şey yapamadı hödör.
  • canım civcivim. bahçemizdeki salıncakta hergün benimle sallanmak zorunda kalırdı. saatlerce sallardım onu. bir de arka tarafı labirent şeklinde olan bir kapı paspasımız vardı.karıncaları alıp labirente bırakırdım nasıl çıkacaklar diye ama uyanık ibneler labirentte dolaşmak yerine üstünden geçip giderlerdi.
  • karıncaların üstüne veya gittikleri yola gazoz dökerdim (o zamanlar modaydı sanırım herkes yapıyor diye özeniyordum)
    don lastiğiyle sinek öldürürdüm (abimden öğrenmiştim)
    abimle karıncaların üstüne parfüm ve çakmak ile ateş püskürtürdük veya çevrelerine kolonya döküp ateşe verirdik.

    şimdi ise vejetaryenim, ayrıca karınca hobim gelişti karınca kolonileri kurmaya başladım.
  • şerefsiz bir arkadaşım yakaladığı sineklerin kanatlarını kopardıktan sonra kolonya döküp yakıyordu.

    cani pezevenk şimdi hapiste falandır kesin o kafayla normal bir hayat sürüyor olamaz.
  • elime geçen küçük maket bıçağı ile balkondaki karıncaları ortadan ikiye bölerdim.
    :(

    şimdi adım atarken bile dikkat ederim. dünyanın en özel değişik varlıklarından biri bunlar..
  • 7 yaşındayken, riva’da kuzenimle deniz analarını toplardık denizden. su dolu, küçük, oyun kovalarımızın içine koyardık. sonra kumlara bulardık o zavallı hayvanları, parçalardık, her yerini çekiştirerek. yumuşak yumuşaktı... öyle eğlenirdik ki o aktiviteden de.

    not: onların canlı olduğunu bilmiyorduk.