şükela:  tümü | bugün
  • ikide bir referans gazetesi olmasi iddiasinda bulunan ama bu noktadan cok ama cok uzakta olan zaman gazetesinin haftada bir fethullah hocadan bahsetmeden duramayan ertugrul ozkok ozentisi yayin yonetmeni.
  • ayse arman soruyor: ne kadar zamandır bıyıksızsınız?

    ekrem dumanli yanitliyor: 91’den beri. kaytan bıyıklı bir ülkücü hiç olamadım, işin doğrusu bu
  • cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer için "türkiye cumhuriyeti’nin en şiddetli ekonomik krizine sebep oldu." diye cümleyi hala sakız gibi çiğneyebilen bir adammış. "kahvedeki adam bile utanır da söylemez bu cümleyi" diyeceğim ama yadırgamamak lazım diğer söyleyenleri de düşününce: (bkz: #9345355)

    http://www.zaman.com.tr/…6&bl=yazarlar&trh=20060828
  • eski fatih universitesi hocasi metin bosnak'a son alev alatli nin sansurlenen yazisi konusundan dolayi asagidaki gibi bir e-mail atmis zaman gazetesi genel yayin yonetmeni:
    "senın soyadın bosnak ama sutun bozuk bosnak olamazsın mutlaka sende sırp kanı olmalı. cunku gazeteyı ve benı baska gazetecılere jurnalleyen adam olsa olsa o cocugu olur… senınle gorusecegız kahpeleık yaparak yalan yanlıs bılgı servısı yaparak profosorluk yapılmaz. sen namuslu bır adam olsan hıc tanımadıgın bır ınsan hakkında ve bılmedıgın bır konuda jurnal calısması yapmazsın. yureksız ve serefsız bır adama mesaj atma gıbı bır mecburıyette bıraktın"
    http://www.superpoligon.com/haber/1169
    cemaatin agzindan eksik etmedigi hosgoru konseptine cok uygun bir e-mail olmus.
  • sübyancı-tecavüzcülerle, 3 karılı patronlarla dolu rengarenk bir gündem varken uzmanlık alanına girmeyen 1 mayıs ile ilgili yazısıyla nefretimi kazanmış gazete çalışanı. bugüne kadar kapatma davasına, türban yasağına vs karşı olan bünyemde gerek yakın oldukları iktidarın gerek medyasının tavrını görünce u dönüşü yaptırmıştır. bundan sonra yaralı parmağınıza işemem.
    http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=683647
  • "bugün istanbul'da bir damla kan akarsa, sorumluluk başta disk olmak üzere bazı sendikalara aittir. çünkü ne kanun dinliyor sendika şefleri ne nizam. devlet diyor ki: "1 mayıs'ı taksim'de kutlamanız doğru değil; çünkü elimde ciddi istihbarat bilgileri var. (...) bugün 1 mayıs. devletin en üst düzeyden uyarısına rağmen taksim inadında ısrar eden disk, laf anlamaz haliyle risk alıyor. onca uyarıya rağmen anlamsız bir inat yüzünden üzücü bir olay yaşanırsa ve provokatörlere fırsat verilirse bunun adı sendikal terör olur. bunun hesabını da hiç kimse veremeyecektir."

    1 mayıs 2008 günü yazdıkları bunlar ekrem dumanlı'nın.

    dumanlı'nın geçmiş bütün yazılarının özeti ise şu: "çarpık devlet, tu kaka cumhuriyet, daha fazla demokrasi, devlet çetelerin güdümünde, devlet mütedeyyin kitleyle barışsın, laiklik gak guk..."

    ama işçiler sokağa çıkınca, emekçiler taksim'e yürüyünce hemen saflar sıklaşıyor, belli oluyor. devlet birden "kerim, iyi, güzel, anlayışlı, babacan" oluyor. o laiklik, demokrasi hop buhar oluyor. ekrem dumanlı devletin diliyle konuşuyor.

    insan biraz sınıfının adamı olur be.
  • sozluk yazarlarini takma isim kullanip ona buna kufretmekle itham ettigi yazisinda 2.5 yil gec olsa da ceza takma isimli sarkicinin sozluge kufretmesinden bahsederken sunlari demis:

    "adamın canına tak etmiş olsa gerek ki kalktı ekşisözlük'e bastı küfrü."

    "öteden beri devam eden genel bir rahatsızlık, sivri dilli bir sanatçının dobra dobra ifade edilen isyanıyla gün yüzüne çıkmış oldu."

    bir arkadasi da demis ki: "onlar da hakediyorlar be kardesim"

    sonra da eklemis:

    "ceza'nın hakareti alkışlanacak cinsten bir tavır değil kuşkusuz; ama isyanı üzerinde düşünmek gerekiyor."

    kendisi tarafindan "canina tak etmisligin yansimasi" ve "dobra dobra ifade edilen isyan" olarak, cok sevdigi arkadasi tarafindan da "onlar da haketmis" seklinde goklere cikarilan "kufur"un daha da ileri gidip alkislanmamasindan memnuniyet duyuyoruz zira bir o eksik kalmis gorunuyor.

    ama bu michael scott'vari celiskilerle dolu komik yazinin su yuzune cikardigi en vahim gercek sarkici ceza'yi takma ismiyle benimseyip kufre itenin isyan oldugunu anlayan ve onu bu isyana iten gerekceleri sorgulayan dusunceli ve maasli kose yazarlari mevcutken, garip sozlugumun binlerce yazarinin vaziyetine alt tarafi bir "neden?"i lutfedecek kimsenin cikmiyor olmasidir.

    turkiye'de bin tane siradan insan olacagina bir tane sarkici olmanin, taninmisligin ve nufuzun oyunun kurallarini nasil degistirebildigine nadide orneklerden birini vermistir. tesekkur ederiz.
  • turk internet hukukunda bosluk yoktur tam tersine gereginden fazla doluluk vardir. tek bir video yuzunden tum youtube'e erisimin engellenebilmesi turunden bir fazla doluluktur bu.

    kendisinin bahsettigi "muhatap bulamamak", "hukuki haklara riayet edilmemesi" gibi sorunlarin da hicbiri eksi sozluk'te yoktur, -yine- tam tersine fazla fazla mevcuttur. (bkz: iletisim)

    hukuk "kufur yayinlanmamasi"ni gerektirmez. isteyen en yakinindaki mizah dergisini acip bakabilir. sahislara kufur ve hakaret eksi sozluk'te nice gazeteden cok daha kati bir formda yasaktir. isteyen denesin.
  • hassas konularda, eger es dost arasinda konusmuyorsa, her daim edilgen eylemler veya araci kisiler kullanarak dolayli yoldan laf soktugu iddia edilen gazeteci.

    denilene gore, bu gorusun ekrem dumanli formatinda hali soyle ifade ediliyor:

    "sokaktaki insan, bu adamin, hassas konularda, eger es dost arasinda konusmuyorsa, her daim edilgen eylemler veya araci kisiler kullanarak dolayli yoldan laf soktugunu soyluyor."

    bu hitap tarzi ile, olasi butun iftira, hakaret davalarinin atlatilmasi muhtemel "deniliyor". zira, herhangi bir sekilde bu nereden cikti, veya bana bunu nasil dersin dendiginde, ben gazeteceyim, duydugumu da mi aktarmayayim yani diyebilir, diyor bizim sokaktakiler.

    bu yazi tarzi ile basetmenin yolunun ne oldugunu sordum gecenlerde bizim mahalledekilere. onlar da, ugrasma allah'indan bulsun dediler.

    bunlar tabii ki, yazanin gorusleri olabilir veya olmayabilir. duyulan aktarilmaktadir sadece.