157172 entry daha
  • lisedeyken hoşlandığım kız facebook açmış nihayet (lise biteli epey sene olmuş) daha geçen yıl evlenmiş olduğunu görünce çok şaşırdım, benim kendisine olan sevgim yüzünden okulu bırakma derecesine gelmiş birisinden bahsediyoruz. var gerisini sen hesap et.

    {[yakın arkadaşının hatıra defterine yazdığım ev telefonundan evi arayıp da anneme şikayet etmek nedir vicdansızın kızı]} her neyse. insan ister istemez merak ediyor, acaba bu kadar beklemesinde benim de bir emeğim, dahlim, etkim veya hasarım oldu mu diye?

    umut sarıkaya’nın yakın gelecek isimli yazısı geldi aklıma. sahi ne yapmıştı bunca zaman? o da benim onu düşündüğüm kadar beni düşünmüş müydü? yoksa hayatının iki yılını yaşanmamış sayarak arkamdan yıllarca küfür mü etmişti? düşünün ve mezuniyet törenine listede benim ismim de yazılı olduğu için hayatında sadece bir defa yaşayacağı bu güzelim hatıradan bile vazgeçmiş birini hayal edin.

    sevdik, sevdalandık, kör düğümle bağlandık ama bir türlü olmadı, olamadı. o hasan’ı severmiş meğer. ama hasan kendisini sevmezmiş. (hasan da kim biliyor musun. inan ki abartmıyorum. bülent serttaş’ın bıyıkları at. saçı da siyah değil hafif kumral yap, yüzünün iki yanağının üzerine de komple sivilceler serpiştir iki gün soğuk depoda beklet ki o ruhsuz bembeyaz rengindeki yüzünün tonuna ulaşasın. o derece diyorum sana. her neyse gönlün kanat çırpıp konacağı yeri secememesi diyeyim)

    ortak noktamızın “geçtim düşler sokağından bir gece vaktiydi, sevdiğim başka sevenim başka” nakaratından oluşmasına sebebiyet veren pınar’ın beni sevmesi ve benim de ona karşı kendisinin bana hissettiklerini hissetmiyor oluşuma sevineyim mi sen söyle ne yapayım? pınar’a da bir şey diyemezsin seviyor yani. sevme beni pınar diyemem. (pınar tutunacak tek dalı ama belli etmek istemiyor ehehehe)

    şaka birkaç yana da. bugün senin geçen yıl evlendiğini öğrendim. inan bana çok sevindim çok da mutlu gözüküyordun, mutluluklar dilerim bir ömür. lisedeki arkadaş grubumuza fotoğrafını atıp da tanıyan arkadaşların bana davaro filmindeki replikte olduğu gibi “zaten bir şeye de benzemiyordu ama biz senin kalbin kırılmasın diye bir şey demiyorduk” dedikleri için de üzgünüm. aslında seni beğenen tek kişinin ben olduğuma da üzgündüm yıllarca ama ergenliğime verdim hep.

    bir ayna şarkısıyla sana veda etmek istiyorum. “mutlu ol yeter ki gittiğin yerde benden sonra gelen yıllar, seni benden alsalar bile..” (hiç benimle olmadın ama şarkı böyle.. her neyse)
  • "yüreğimin tam ortasında büyük bir yorgunluk var. asla olamadığım kişi beni üzüyor, ondan bana kalan anılardan neye olduğunu anlayamadığım bir özlem kabarıyor. umutlara ve kesin inançlara çarpıp düştüm, benimle birlikte bütün batan güneşler de düştü."
    muhteşem bir insansın pessoa.
  • çekip gitsem kimse yokluğumu fark etmeyecekmiş gibi
  • 35 yaşında, pazar günümü play stationda spiderman oynayarak geçirdim. oysa muhasebe çalışmam gerekiyordu. yakında, eminim ki hokkalı eğitim ücretini ödeyen şirketim mırın kırın etmeye başlar.

    yalnız ne güzel oyunmuş be.
  • o şimdi ne yapıyor
    şu anda, şimdi, şimdi ?

    okulların tatile girmesiyle birlikte bunca zamandır özlediği oğluşu ve minnoşu ile hasret gideriyordur muhtemelen. daha geçenlerde çok zaman var diyorduk ama zaman geçti gitti.
  • sevgilim olsun ve aynı evi paylaşalım isterdim.
  • kendimi hiç bu kadar yaşlı hissetmemiştim. ve yaşıma hiç bu kadar içlenmemiştim. zamanın bize oynadığı küçük oyunlar bir hayli öfkelendiriyor. yanlış zamanda yanlış dönemde ortaya çıkmış küçük güzel çocuk uzun bir aradan sonra bana güzel hisler tattıran güzel insan yaşın küçük itirafın etkileyiciydi.
  • yüz kere de düşsem, yine de başkalarına çelme takan bir insan olmayacağım.
    ben kazanan değil, insan olmak istiyorum.

    geceye, geleceğe, önüme çıkacak her türlü şeye bir not niteliğin de bu da burda dursun.

    bir de sana notum var tabi; ben senin o bencil, kendinden başka hiç bir haltı önemsemeyen( ki 4 yıl oldu seni görmeyeli ama eminim sen hala aynısındır. ) sana rağmen insan olmaya devam edeceğim.
  • anlamazdan gelmekle, vicdan arasındayım.
  • cuma-cumartesi günü odtü’de 14.sü düzenlenecek olan aykut kence evrim konferansına gitmeyi her şeyden çok istiyorum ama kimse sorsam gelmeyi kabul etmiyor kibarca hayır demeye çalışıyolar. tek başıma gidebilmem çok mümkün gözükmediği için muhtemelen haftalardır hayalini kurduğum konferansa gidemeyeceğim:(
43015 entry daha