şükela:  tümü | bugün
  • bütün hevesi yerle bir eden erkek modeli.

    malum bu devirde delikanlı gibi kavga edecek adam bulmak artık çok zorlaştı. ya bıçağı takıyor götoşlar ya da kurşunluyorlar. eskiden dövsem de dayak da yesem kavga sonrası 5 saat apışıp uyuyunca pamuk gibi uyanırdım. artık sürekli agresifim. çünkü kavga edemeyip hep içime atıyorum.

    neyse yine çok uzattım. konuya geleyim:

    dün sabah saatlerinde benden belki biraz genç bir elemanla tramvay iniş-binişi davasına takıştık. bir durun da inelim önce, burdan geçemiyor musun, geçemiyorum sen bekleyeceksin derken o sihirli cümleyi duydum bir anda. "akşam 6'da burda ol. bir değerlendirelim bakalım kim bekliyor :)" dedi.

    en sevdiğim cümle modelidir. "çıkışta kapışalım, kapının önünde bekle, kızları eve götürüp geliyorum" vb cümleler. hani ulu orta dalmayalım. kız varsa sen de delikanlı adamsın halden anlarsın. bırak da kızı evine götüreyim de sonra halledelim işimizi veya lisede hocalar görmesin disipline gitmeyelim. yoksa kavgadan kaçtığımız yok, edebimizle kavga edelim cümlesidir bunlar. nasıl söyleyeyim; kaybedecek bir şeyleri olan adam cümleleridir. asıl kavga da bunlarla olur zaten. şimdi yine işini kaybetme korkusu olan biri akşama görüşelim diyor. hiç hayır der miyim?

    neyse bu anları gösteren film şeritleri falan geçtikten sonra kafamda 2 dakikada 'akşam 6'da diyerek diş gösteren bir gülümsemeyle işime geçtim.

    akşam saatleri yaklaştıkça bende gerilim giderek tırmanmaya başladı. işten çıkıp eve geçtim. malum kavga edeceğim, hazırlanmam lazım. gittim en eski, rengi atık, incelmiş tişörtümü bulup giydim. sokak çocuğuyuz icabında.

    geçtim tramvay istasyonunun oraya, elemanı bekliyorum. bu sırada gözümle etrafı kesiyorum. "şurası boş gibi burda mı girişsek yok ya şurası daha mı iyi yoksa" falan diye.

    uzaklardan bir eleman belirdi. aslında ben miyobum ama saçları havada olduğundan elemanı tanıdım. yanışmamışım adam tam bir delikanlı! adam dahi toplamamış. yavaş adımlarla yürüyerek geliyor. "gel ulan gel. önce inenleri beklemeyi öğreticem size tek tek" diyerek içimden gaz veriyorum kendime.

    eleman iyice yaklaştıkça gördüm. elinde bir paket var, ağzına sürekli bir şeyler atıyor. cem yılmaz tabiriyle 'janjanlı-civcivli' bir paket. ne yazıyor lan onda?

    çii-kii-lop.

    çikilop mu? çikilop ne ola ki? lan kavgaya elinde çikilopla mı geliyorsun alem delikanlısı??? bizim zamanımızda daha havalı görünmek için içmeyenler bile elinde-ağzınsa sigarayla gelirdi. napıcan dumanıyla rakibini mi ekarte edicen? sanki başımıza yoshimutsu bezemenk. ama ne biliyim abi. çikilop'tan daha iyiydi sanki yine de.

    adam: a bombi:b
    a: ne var? ne dayılanıyordun sabah?
    b: (hayır yapamıycam. elinde çikilop olan birine vuramam) kusura bakma birader. sabah gerginliği işte.
    a: yok yani sabah gayet sana yol da verdim
    b: haklısın ya gereksiz uzadı. neyse.
    a: aynen sıkıntı yoksa dağılalım.
    b: aynen

    a: (elindeki civcivli paketi uzatarak) ister misin?
    ...