şükela:  tümü | bugün
172 entry daha
  • bir yandan bu şekilde ölümünü kabullenemezken bir yandan da "ona böyle işinin başındayken veda etmek yakışırdı" diyorum kendi kendime. yıllarını verdiği, çok sevdiği fakültesinde...

    her şeyden önce harika bir insandı. birçok öğrencisinin onun derslerine koşarak gitme sebebi anlatacaklarından ziyade cemil hocanın kendisiydi. her dersinde tıbbi anlamda öğrencilerine kattıklarını anlatmaya zaten hiç gerek yok. tıklım tıklım derslerinde amfide ayakta kalmamak için erken gitmeye çalışırdı herkes. ayakta kalanlar, merdivenlerde oturanlar olurdu. ne güzel günlermiş.

    vizitlerinde türkiye'nin her yerinden tanı alamadan gelmiş, komplike hastalara en hızlı şekilde tanı koyar ve tedavisine başlardı. her girdiği odada hastalara tek tek hal hatır sorardı. fiziksel temastan kaçınmazdı, elini omzuna koyardı, yanağından makas alırdı, sarılırdı. pozitif enerjisi o ortamda dalga dalga yayılır, önce hastalarına, ordan asistanlarına ve öğrencilerine geçerdi. bir odadan diğerine geçerken koridorda birden durup haftasonu izlediği bir filmden bahsederdi. bazen bir anısını anlatırdı. bunların hiçbiri ölümden sonra kurulan abartılı cümleler değil. o ortamda bulunurken de onu aynı hayranlıkla izlerdik. bütün çapalılar anlar ne demek istediğimi.

    kabullenmekte en çok zorlandığım şey, normalde binlerce insanın uğurlayacağı bu büyük adamın sessiz sedasız gidecek olması. böyle olmamalı. salgından sonra bile olsa topluca veda etmeliyiz ona.
    nur içinde yatsın değerli hocamız.
84 entry daha