şükela:  tümü | bugün
14 entry daha
  • fabrika kurulacağının haberi 1959'da yayılmaya başlayınca bu 7.000 nüfuslu balıkçı kasabasında bir heyecan dalgası eser. öyle ya fabrika bu. kim bilir kaç yoksul köylüye, işsize geçim kapısı olacaktır.

    derken 1961'de türk-amerikan sermayesi işbirliğiyle şantiye çalışması başlar. tesislerin inşaat işlerini süleyman demirel'in türkiye temsilciliğini yaptığı ve ona ileride lakap (morrison süleyman) olacak olan morrison şirketi yapmaktadır.

    bu küçücük kasabaya iş bulurum ümidiyle birkaç ay içinde binlerce insan akar. kalacak yer yoktur. kiraladıkları ahırlarda kalanlar, mezarlıkta, parkta yatanlar, hatta kahvecilerin para karşılığı kiraya verdiği sandalyelerde sabahlayanlar... tabii yiyecek de yoktur. en başta kasabada çıkan ekmek yetmemektedir kimseye.

    morrison'da işe girmek, dahası girdikten sonra işte kalmak ayrı bir derttir. aracı bulmadan, rüşvet vermeden imkânı yoktur şantiyede çalışmanın. ha bir de sağlık kontrolünden geçmek gerek. ellere bakılır kuvvetli ve nasırlıysa, dişlere bakılır çürük yoksa tamam yarın sabah gel denilir. gel denilir ama morrison kaçın kurasıdır... 30 günlük deneme süresi vardır. işe giren çoğu gariban bu sürenin bitiminde artık bizimle değilsin denilerek atılır. nasılsa sırada bekleyen o kadar çok insan, nasılsa bitecek o kadar çok deneme süresi vardır ki...

    belediyenin günde yarımşar ekmek vermeye başladığı bu bîçare kitle yavaş yavaş seslerini yükseltmeye başlar. derler ki ya bize doğru düzgün bir iş verin ya da yol parası verin memleketimize gidelim. vaziyet bu derece vahimdir açlar ve işsizler için. hasbelkader iş sahibi olanların durumu da farklı değildir aslında. güvencesizlik, ağır çalışma şartları, düşüğün düşüğü ücret...

    ağustos 1962'ye gelinmiştir. üç ay kadar önce, 3 mayıs 1962'de ankara'da açların yürüyüşü yapılmıştır. türkiye yapı-iş federasyonu artık burada da bir şeyler yapılması lazım geldiğine kanaat getirerek miting yapma kararı alır. burada unutmadan açların yürüyüşü'nü de teşkilatlandıran bu saygın sendikacı ekibini saymak lazım galiba: tahir öztürk ("fukara tahir"), abd’li sendikacı john thalmayer, ismet demir ("yalınayak ismet"), özer er, hikmet kuşhan, fikri yıldız, ali kara, uğur cankoçak ve necmettin giritlioğlu…

    sendika miting kararı alır almasına da dönemin çalışma bakanı bülent ecevit bu miting kararını "tahrik" olarak görür ve der ki "türk halkını ürkütücü birtakım taşkın davranışlara türk işçisini teşvik ve tahrik etmek çabası içindedirler." konuyla ilgili bir başka beyanında da "morrison mümtaz bir şirkettir," diyecektir.

    bu arada abd'li sendikacı john thalmayer'a ayrıca değinmek lazım. bu uluslararası sendikacının türkiye sendikal hareketine eğitim, örgütlenme, mücadele yöntemleri vs. konularında ciddi katkıları olmuş. ereğli hadisesinde de devrede olunca morrison şirketi hükümete bu adama mani olun minvalinde epey tazyikte bulunmuş o sıralar. sonucunu da almış elbette.

    miting, bütün engelleme çabalarına, jandarmanın mitinge katılacak olanları kamyonlara doldurarak ereğli'nin onlarca kilometre dışına götürmesine rağmen 12 ağustos'ta yapılır. memleket sathında epey de ses getirir.

    sendikacı john thalmayer'a dönersek... mitingden birkaç gün sonra hükümet tarafından vize tarihi uzatılmayacak ve sınır dışı edilecektir. zira morrison mümtaz bir şirkettir.

    işin ilginç bir başka tarafı siyasal tarihimizde morrison lakabının süleyman demirel'den önce bülent ecevit'e takılmış olmasıdır. mesela o günlerde vatan gazetesinde karikatürist eflatun nuri, üstünde dolarlar bulunan bir ecevit çiziminin altına 'morrison ecevit' ibaresini koymaktaydı.

    sonra sonra toplu iş sözleşmesi için masaya oturulduğunda sendika temsilcisi fukara tahir'in karşısında işveren (morrison) temsilcisi olarak süleyman demirel vardır. demirel için kötü bir gün olur. zira yapılan sözleşme sonucunda işten atılanlar geri alınacak, sosyal haklar iyileştirilecek, ücretler yükseltilecektir...
5 entry daha

hesabın var mı? giriş yap