şükela:  tümü | bugün
681 entry daha
  • pace and space sisteminin ne olduğunu bilmeyenleri gösteren karşılaştırma. işte bunlar hiç coaching'e önem vermemekten. zira sahada gördüğü oyunu değerlendirecek durumda değil bu arkadaşlar. sadece sayı olup olmaması ile ilgileniyor. pace and space sistemi run and gun sistemi ve grinell'in eksikliklerini gideren sistemdir. temelinde de bu iki sistemi alır. grinell ve run and gun sistemi ilk şutun doğru şut olduğunu düşünürken pace and space sistemi mümkün olduğu kadar hızlı şekilde doğru şutu bulmak üzerine kuruludur. bu buradan nereye geliyoruz? 1980'lerde nba'de moda olan run and gun, ki şu an övülen nba oyun hızı 1980'lerin herhangi bir senesinden daha hızlı değildir.
    https://www.basketball-reference.com/…ba_stats.html

    nba'i de diğer yorumculardan öğrendiğiniz için anca ezbere konuşursunuz.
    1980'lerdeki en düşük sezonun hızı 98.3 iken, bugün size harika gelen oyun 97.2'e çıkabiliyor.

    daha sonra pistons ve jordan era ile beraber ortadan kalkmıştır. insanlara 1990'ların oyunun keyifli gelmesinin sebebi budur. özellikle phil jackson'un chicago'su mümkün olduğu kadar az pozisyon ile oynamaya ve oynatmaya çalışmıştır. zaten yüksek verimliliğe sahip triangle offense'ın bu kadar tutmasının sebebi de oldukça yavaş ve tamamen doğru pozisyon odaklı oynanmasıdır. bu dönem nba'de coaching'in popüler olduğu dönemdir.
    daha sonra mike d'antoni ile beraber 2006 yılında tekrar nba'de ön plana çıktı run and gun ve onun eksikliğini gidermek adına yapılan sisteme pace and space, ya da diğer adıyla small ball diyoruz. bu sistemin özelliği, oyuncuların sürekli hareket etmesinin yanında her oyuncun asgari düzeyde topu yere vurabilme becerisi olmasıdır. neyse bu bilgisizliği giderdikten sonra asıl soruya cevap verelim. avrupa'da small ball oynayan bir takım yok. daha önce de denildiği gibi avrupa'daki oyuncular zira yetenek olarak düşük oyuncular. avrupa basketbolunda 2 metre üzeri olup topu yere vurmayı başarabilen çok az isim var. bu sayı nba için dahi oldukça az ve bu oyuncuları her zaman yetiştiremezsiniz. dolayısıyla önümüzdeki 10 yıllık periyod içerisinde nba'den run and gun ve uzantılarının dönemsel olarak tekrar silineceğini tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok. o zaman geldiğinde, bugün oynanılan oyunu harika bulanlar, oyunu sıkıcı bulacak. ben ve benim gibi düşünenler ise bu o oyunun kaliteli olduğunu düşüneceğiz.
    yukarıda ismi verilen mike d'antoni bu sistemi kendisi bulmamıştır. yani yukarıdaki entry eksik bilgi içermektedir.
    bu arada run and gun'ı tek keşfeden ismin mike d'antoni olduğunu söylemek yanlış olur burası ayrı.
    mike d'antoni bu sistemi kendi oyunculuk döneminde bu oyunu oynayan milano'da keşfetmiştir, ve o milano takımı takriben 40 senedir aynı sistemi uygulamaktadır. mike d'antoni aynı zamanda milano'nun başında da aynı sistemi uygulamıştır. hatta ve hatta sadece milano değil; bologna, treviso, siena ve roma takımları da dönem dönem de olsa buna katılan takımlardır. zaten boyu 2.0'dan uzun olup topu yere vurmayı bilen oyuncu sayısı italyanlarda her zaman daha fazla olmuştur.
    zaten bundan 22-23 yıl önce, ki belli ki basketboldan haberi yok bu kişilerin ama efes ile finalde oynadığı için belki haberi vardır, fucka ve bodirogalı milano'yu izleyen aslında bugün izlediği oyunun avrupa'da nasıl oynandığını görmüş olması gerekir. ki o dönem takımın başında 'her oyuncum 2.0 üzerinde olsun, hepsi topla haşır neşir olsun' düşüncesine saplantılı şekilde bağlı, ki bunu fenerbahçe'de dahi yapıp semih'i 3 oynattı, olan tanjevic vardı.
    koçlar değişti ama düzenleri değişmedi. yani neymiş avrupa'da bunu oynayan takımlar zaten çok uzun yıllardır var. daha sonrasında ise anthony parker ve sarunas jasikevicius önderliğinde bu sistemi uygulatan bir diğer isim de pini gershon'dur. maccabi ile 2 euroleague şampiyonluğu kazanmıştır.
    bu iki takım hala daha bu sistemi oynamaya çalışıyor. milano koçlarını buna göre seçerken, maccabi ise zaten pini gershon'un akıl hocalığında koçları seçerek bu oyuna zorlatıyor.
    milano ve maccabi tel aviv bu ligin her zaman en fazla pozisyon sayısı olan takımı fakat bu sistemi oynatmak için aldıkları oyuncular, özellikle amerikalı oyuncular, fundamental denilen şeyden bihaber oldukları ve savunma yapmayı beceremedikleri için ligin her zaman en çok sayı yiyen takımların başında gelir. aynı zamanda çok fazla sayı atarlar, ama bunlar 30 avrupa maçında bir şey ifade etmez. yani bir maçta rakibi 30'a yatırırken, diğer maçta 30 sayı fark yiyebilirler.
    sanılanın aksine çok uzun yıllardır avrupa basketbolunda olan bir sistemdir run and gun ve bunun en başarılı uygulayıcısı olan mike d'antoni de bunu avrupa'da öğrenmiştir.
    bunun yanında nba'in oyun düzenini avrupa'dan aldığını söylemek yanlış değildir. zira ne kadar yetenekli oyuncu grubuna sahip olursanız olun bunları takım olarak oynatabilmek avrupa basketbolunun uzmanlık alanıdır. bu bağlamda tarihin en iyi koçlarından biri olan san antonio spurs'un koçu olan gregg popovich bunu defalarca söylemiştir. kendisi ıvkovic ve obradovic'ten etkilenen bir koçtur. zaten nba genelinde en fazla avrupa'da oynayan oyuncuya değer veren de kendisidir. avrupa basketbolu takipçisidir.

    kendisine göre avrupalılar çok zaman ders vermiştir. ve avrupalılar amerikalılardan çok daha iyi oynamaktadır. burada mevzu olaya koç gibi bakmaktadır. sizin sandığınızın aksine koçlar için avrupa basketbolu cennettir.
    http://www.fibaeurope.com/…66z0.articlemode_on.html

    diğer temsilcileri colangelo yönetimindeki toronto ve atlanta hawks'dır. zaten bu takımlar da kadrolarına avrupa'da oynayan oyuncu almayı tercih eden takımlardır.
    bu da normaldir. sadece p&r savunamadığı için, evet o müthiş(!) savunma prensipleri sahaya konulan ligin oyuncuları p&r savunmayı dahi bilmiyordu, 5 sene boyu paspas olan amerikan ulusal milli takımı, ki 2006 yılında rezil olan takımda sonraki dönemin superstarları oynuyordu. lebron, wade, paul, bosh, carmelo, howard gibi isimler; diamantidis ve spanoulis'i durdurmamıştı.
    o gün amerikan takımının koçunun açıklaması için;

    http://www.espn.com/…/wbc2006/news/story?id=2568543

    "we have to learn the international game better," u.s. coach mike krzyzewski said. "we learned a lot today because we played a team that plays amazing basketball and plays together."

    keza bir önceki şampiyonada kendi evinde reggie miller, michael finley, baron davis, ben wallace, paul pierce gibi isimler bodiroga tarafından duman edilmişti.

    hatta bodiroga tek başında daha sonra da duman etmeye devam etmiştir savunma nedir bilmeyen bu nba yıldızlarını.

    https://www.youtube.com/watch?v=dqezmpkdqt4

    (bkz: el latigo)

    ha aynı bodiroga nba basketbolunu manasız bulduğu için nba'den istenmesine rağmen bir defa dahi gitmeyi düşünmemiştir. hatta bunu örneklendirirken "nba'de 40 maç da kaybetseniz kimse bunu umursamaz fakat ben bunu umursamadan duramam" demiştir.

    2006 sonrasında yüzlerce avrupalı koç ve antrenörü istihdam etmiştir, sırf p&r savunabilmek için.

    edit: risingson benim de atladığım bir şeye değinmiş. evet nba "stretch 4" ve "point forward" nedir bilmezken, avrupa basketbolundaki uzunlar "stretch 4" oynuyordu. zira alan savunması kavramı temel savunma düzeni olduğu için her oyuncunun orta ve tepeden şut atabilmesi neredeyse her avrupalı oyuncu için standart bir özellikti. keza aynı şekilde yugoslav ekolünün bir gereği olarak uzun oyuncuların topa yön verme yeteneğinin fazla olması gerçeğinden yola çıkarak nba takımları "point forward" nedir bilmezken avrupa'dan bu oyuncuları almaya başlamıştı.
    bu yüzden de gene bu 2002-2006 arası ve sonrasındaki dönemde nba'deki avrupalı uzun oyuncu sayısı artmıştır.
255 entry daha