şükela:  tümü | bugün
190 entry daha
  • korku, sinemada en sevdiğim iki türden birisi.
    korku filmi, insanın yüzer-gezer kaygısını bir yere - somut ama gerçekdışı bir yere, yani filme - bağlayarak insanı paradoksal şekilde, gererek rahatlatır.

    dizinin klişelerle dolu oluşundan zaten dem vurulmuş. klişe genellikle olumsuz imlense de dizideki bu klişeler ve hikayedeki karakter örüntüsü dizinin başarısının müsebbibi bana kalırsa. hikayede korku unsurlarına maruz kalanlar çocuklar. hikayedeki korkuyu temelde onlar yaşıyor, ve korktukları şeyler de çocukluk cağı korkularına uygun şeyler temelde. duvarlardan gelen sesler, tıkırtılar, geceleri gelen karanlık figürler, yatak altları, gıcırdayan kapılar. bunlar çoğumuzun çocukken korktuğu şeyler. dizide de çocukların gözünden bunları izlerken onlarla özdeşim kurup, olanları çocuk gözünden izleyip korkuyoruz. çocukluğun çaresizliği aklımıza geliyor, özellikle nell ve luke yaşlarında, yani korkuların en yoğun olduğu yaşlarda bunlara maruz kalmış çocuklar oluveriyoruz.
    (ara not: izlediği filmin içine giren, dissosiye olma yeteneği yüksek insanlar daha iyi angaje olur izlediğine. korku filminden korkmak için önemli bir şarttır bu)

    çocukluk korkularının en iyi yanı büyüyor ve bunların hayal olduğunu görüyor, korkuları kontrol ediyor olmak. dizide bu da olamıyor, çocukluk korkusu yetişkinliğe de sirayet ediyor. bu da yetişkin olan yönümüzü diziye bağlıyor ve korkmamak için ortada bir neden kalmıyor.

    korku türünü seven ve izlediğinin içine girebilen seyircinin izlemesini şiddetle salık veririm.
196 entry daha