şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
680 entry daha
  • sistemi bahane ederek işine geldiği gibi davranan kılpaçinoların ülkesi.

    öğrenci yurdunda kalıyorum. diyafon yok anasını sattığımın yurdunda. kargocu geliyor "diyafonu bulamadık, kargonu postahaneden al" diye posta kutuma not bırakıyor. posta kutuma telefon numaramı bırakıyorum "ya beklediğim koli 20 kilo, nası taşıyayım, içeride bekliyorum arayın kurbanınız olam, en olmadı kapı önüne bırakın sorumluluğu kabul ediyorum ben." yine o notu bırakmaktan geri durmuyor ipne. bizim ülkedekiler bizi evde bulamıyor buradakiler diyafonu bulamıyor.

    temizlikçi var. tuvalete mutfağa iki paspas atar çıkar. camın önündeki tozlar napolyon’un isvicreyi isgalinden kalmadir*. sorarsan benim iş tanımımda camları silmek yok der. sabahın köründe gelir, temizliği olabilecek en gürültülü şekilde yapar. rica edersin arada başka kattan başla, olmaz çöp poşetlerini yukarı çıkarmakla uğraşamam der. "başlama sırasını rica edince değiştirmeli." diye kontrat yapmak lazım hanfendiyle. (bu iyiymiş yine, arkadaşın temizlikçisi kızı uyandırıp odadan kovup temizliyormuş.)

    katı iki fransız bir de zenciyle paylaşıyorum. fransızlar iyi de, zenci saat 1'de geliyor yurda eh anasını dışarıda geceboyu saat satıyor sanki. * geliyor yemek yapmaya başlıyor. tencere gürültüsüne uyanıyorum ben de evet. söylüyorum, tamam yapıp gideceğim diyor, onun yemek yapmayı bitirmesini bekliyorum. zenci gece, temizlikçi gündüz skiyor uykuyu. yurt amirine şikayet etsem bir şey yapmıyor mail atıyor anca. adam parasına bakıyor. zaten adam yurtta değil ahaha. yurt başıboş tamamen.

    komik olan bu ülkede akşam 10'dan sonra gürültü yapmak yasak, duşa bile giremezsin diyenler var. arkadaşlar okulun yakınındaki bir plajda muhabbet ediyorlardı. saat 10:00'da tepelerinde polis bitti kimse uyarı bile vermeden. 400$ ceza kestiler adamlara. en sonunda ben de zenciyi satıp gerçek isviçreli olacağım.

    tabii binanın eski olduğuna ve türkiye'deki yeni yapılmış yurtlarda ses yalıtımının çok daha iyi olduğunu söylemekte yarar var. git normal dairede yaşa diyeceksiniz. odam 16 metrekare ve 870$ ödüyorum!! yurt okulla şehir merkezinin tam arasında, göle 5 dakikada iniyorum, okula bisikletle falan gidiyorum. kampüste yurt bulmak kolay değil, odalar da küçük zaten. şehir merkezinde ise ufacık odalara / stüdyolara eşşek gibi para ödüyorsunuz. düşünün yani durumu, benim yaşadığım yer iyi bile. insanlar gelmeden önce yer bulamayıp airbnb'de falan kalıyor.

    not: $ = frank.

    yurttan bağımsız sistem muhabbetiyle ilgili aklıma bir tane daha hikaye geldi, onu da yazayım. altı arkadaş konsere gideceğiz. önce dört kişi buluştuk, konser salonunun önündeki bara gittik. sadece tek bir şey içip muhabbet edeceğiz diye küçük bir masa verdiler tamam dedik. sonra iki arkadaş daha geldi sığamadık. yandaki altı kişilik masada iki kişi oturuyordu. onlar türktü, bizim muhabbeti gördüler, yer değişelim dediler teşekkür ederim.

    garson geldi ve "siz yemek yemiyorsunuz ama, yemek yiyecekseniz o masada oturabilirsiniz." diyip bizi kaldırdı ya la. anlattık onlar değiştirmeyi kabul etti diye, üzerine bir yığın dil döktü yok konser varmış doluluk bekliyorlarmış bilmemne. alt üstü elimizdekileri bitirip gideceğiz on dakika sonra kapılar açılıyor zaten. barın sahibiyle konuştuk ama o da personelini arka çıktı. kötü değerlendirmeler bırakacağız dedik elinizden geleni ardına koymayın dediler. tüm bu muhabbetin fransızca mösyölü madamlı son derece kibar bir şekilde geçtiğini de belirteyim.

    bu ülke dünyanın en gelişmiş ülkesi ve türkiye'dekinden çok çok daha huzurlu yaşıyorum. ama başkaları da huzurlu yaşıyor. ve senin bunu bozmaman için ellerinden geleni yapıyorlar. :)

    edit: bu arada sürücüler son derece saygılı ve kurallara uyuyorken bisikletçiler dandun geçer burada, yaya geçidi falan dinlemezler. kaldırıma geçip arabalara sağlayanları bile vardır. nasolsa plakaları yok, mobese ceza yazamaz. sistem mi? onu arabalar düşünsün.

    edit2: sistemin şaşırdığı durumlardan da bir örnek vereyim. tren için indirim kartım var. bir kere yurt dışına çıkmak için cenevre'ye gidiyordum trenle. fazlalık yapmasın diye indirim kartımı yanıma almadım nasolsa bakmıyorlar sorarlarsa da hesabımda indirim kartım gözüküyor onu gösteririm dedim.* zaten kontrol bile olmuyor. kontrolün olacağı tuttu, indirim kartını da sordular. dedim yanımda değil ama bak sisteme kayıtlı, aplikasyonda var. adam "ama benim sistemde yok." dedi. kendi appini gösterdi ve harbiden gözükmüyordu. başka bir indirim kampanyası gözüküyordu, o indirim kampanyasından yararlanmak için indirim kartının olması lazım. bunu dedim "bilemiyorum artık." dedi. ceza yazdı, bunu al şimdi tren istasyonundaki vezneden paranı iade al dedi. tamam dedim.

    adam meğerse bana ceza kesmemiş, yeni bilet kesmiş. dolayısıyla tren istasyonlarındakilerin cevabı "e biletin var işte sıkıntı ne anlamadım" oldu. en son müşteri hizmetlerine telefon açtım dedim sizin kontrolcü paramı aldı geri vermiyor. kadın kaç para ödediğimi sordu, hepi topu 10$ ödediğimi duyunca içinden "ulan 10$'ın tatavasını yapıyor manyak" diyip "tamam sen bize mail at şu referans koduyla vereceğiz paranı geri." dedim tamam. paramı bekliyorum hala. 10$ az para değil, bir tavuk döner dürüm yeniyor o parayla burada :) şaka değil gerçek.

    başka bir ülkede "ben kartımı evde unuttum, cezanın geri ödenmesini talep ediyorum." diyemezsin kolay kolay, devlet almasını bilir vermeye gelince ölü taklidi yapar. yani ülkede bir sistem var evet, türkiye'yi bırak komşu ülkelerden bile kat kat ilerideler. ** ama bu sistemin dışına çıkmıyorlar. herhangi bir insiyatif almıyorlar kesinlikle. sistem şaşırdığında da işlerine göre yorumluyorlar. karşıdakinin ne düşündüğünü önemli değil. niye böyle yaptın derlerse sistem böyle diyip geçebiliyorlar çünkü.

    2020 mart edit: 10$'lık tavuk döner parasını iç ettiler. ayrıca artık $ = frank değil euro = frank. corona sağolsun.
325 entry daha