şükela:  tümü | bugün
  • ikinci el film festivali kapanış partisi kapsamında, 21 şubat 2009'da babazula konseriyle, konser organizasyonları da başlıyor. oyuncular ve yönetmenler de partide bulunacak. kadro süper: barış bayraktar, can kılcıoğlu, cem özer, deniz duygu vural, derviş zaim, erkan can, ezel akay, fadik sevin atasoy, gökçe pehlivanoğlu, güven kıraç, halim ercan, hüseyin karabey, mehmet ali arslan, murat akser, nejat işler, nilüfer açıkalın, özcan alper, saadet işıl aksoy, selim demirdelen, suzan kardeş, tan tolga demirci, zeki demirkubuz.

    diğer organizasyonlarını takip etmek için: http://www.eskiyenibar.com/
  • ankara sakarya caddesinde tam da net piknik'in karşısında bulunan,zannımca yeni açılmış bir mekan. her çarşamba ( eskiden her perşembe nefes'te çıkan ) karafaki bayıla bayıla izlenebilir, dinlenebilir. bi de yalan gerçek 12 mart 2009'da portecho'nun sahne alacağı yer imiş..miş..miş..

    edit: eski samimiyetini yitirmiştir. sanki, nasıl şimdi "ah bir zamanlar gölge vardı limon vardı.. " geyiği yapıyorsak bir iki vakte aynı özlemi eskiyeni için duyacakmışız gibi geliyor. parayı bulan kafayı bulamıyor. yazık.
  • nefes'in eski çalışanlarının açtığı mekan; eski adı eskiz'di. böylece adına dair net bir bilgi elde etmiş olduk.
  • nefes tayfasından dokuzunun birleşerek açtığı iki katlı mekan. üst katta eski kırkbeşlikler alta katta da canlı müzik var. müziği sevmeseniz bile çalışanları için gidersiniz, öyle tatlılardır ama sigara dumanına ne nefes'de ne getto'da ne de burada çözüm bulabilmişler. gecenin ilerleyen saatlerinde gözünüz yanabiliyor. bunun dışında mekanda sürekli pek de piyasa işi olmayan müzisyen ve grupların konserlerinin düzenlenmesi çok iyi.
  • 11 haziran 2009 perşembe'den başlamak üzere, mare nostrum müzik topluluğu ile, 2 haftada bir, sırayla "ankara'da 5 akdenizli duygusu" konserleri yapılacak burada. programı kısaca şöyle:

    i. kıyılara gezinti
    akdenizli şarkılar
    egeden ispanya'ya içkiler ve mezeler
    11 haziran perşembe, 21:00 - 23:00

    ii. özel bir napoli akşamı
    napoliten aşk şarkıları
    italyan şarapları / bir napoli tabağı
    25 haziran 2009 perşembe, 21:00 - 23:00

    iii. sirtaki ve rembetiko gecesi
    bu yakadan buzukili havalar
    rakı ve uzo ile ege mutfağı
    9 temmuz 2009 perşembe, 21:00 - 23:00

    iv. flamenko'nun ateşi
    dans - ispanyol mezeleri ile sangria
    23 temmuz 2009 perşembe, 21:00 - 23:00

    v. adalardan şarkılar
    sicilya ve girit'ten akdenizli duygular
    sicilya şarapları, girit tabağı, ada akşamları
    6 ağustos 2009 perşembe, 21:00 - 23:00
  • sakarya'da nefes'ten ayrılan bir ekibin açtığı, çok da iyi ettiği, güzel müzik, dolu dolu dans ve mutlaka tanıdık birilerine rastlanan bar.
  • vâkıa: sosyal bilimci akademisyenler için yeni cazibe merkezi, piyasa ortamı, cıvır membaı, sosyalizan gerdan kırma platformu.

    buraya takılanların birçoğu güzel insandır, bilirim; lakin insan soramadan da edemiyor: nedir bu mükerrer kimlik takıntısı? sırf ideolojik yakınlık, ahbaplık uğruna yalınkat ve indirgenmiş bir tüketim paternine angaje olmak da neyin nesi? yok, kastım "eeöö solcusunuz ama o konvers ayakkaplar kapitaliz şeyi, o paralarılan israil rerörerö"sü değil, sümme hâşa. ama düşün şimdi; kendini handiyse kültürel tekçiliğin konformizmine kaptırmış bir güruh mu üretecek hoşgörüyü? müşterek ilgi sahalarının bu denli birbirini tekrarladığı ve yahut birbirine yakınsadığı cemaat-vari yapılar kurup da, ortada tam da bunun aksi bir niyet (kültürel heterojenlik?) olduğunu söylemek aşikâr bir çelişki değildir de nedir?

    halbuse benim tahayyülümdeki 'sol' kimlik, hudutları böylesine kesin ve belirli olan birtakım kıstasları önşart kabul etmeyen, mutlak ve bölünemez birşey değildi.

    "işin aslı öyle değil. sen yanılıyorsun, her birimiz aslında ideolojik eğilimlerimizden münezzeh farklı türden kültürel donanımlara, türlü çeşit zevklere sahibiz ama mevzu birlik-beraberlik oldu mu müşterek paydada bir olup halaya durmaktan geri kalamayız." diyebilirsin. ama o ortama muteber, hali hatrı sayılır defalar girmiş birinin "kusura bakma aağbi ama buradan feci şekilde öyle görünüyor ve öyle görünmesi senin bir türlü kitleselleşememenle çok ama çok alakalı" demesini de yadırgamayacaksın.

    70'lerin parkalı-bıyıklı devrimci kültünü yeni yeni de-mistifiye etmişken, buna benzer mükerrer kalıpları yeniden üretmenin alemi nedir allasen?

    herneyse; people who bought this also bought these:

    (bkz: bandista)
    (bkz: boğazlı kazak)
    (bkz: asistan ceketi)
  • malesef tuborg ile anlaşmalı...
  • çarşamba, cuma ve cumartesi geceleri alper fidaner'in 45'likler çaldığı mekan. evet aynen nefes te olduğu gibi.

    mekanın özellikleri pek yazılmamış benim dikkatimi çeken birkaçını sıralayayım.

    - servis kesinlikle çok hızlı. mekan hıncahınç dolu olsa bile biranız en geç 5 dakika içinde geliyor. ama maalesef tuborg satıyorlar ki bence bu en büyük sorunları *

    -gene mekan ne kadar dolu olursa olsun servisin kalitesi düşmüyor. kalite derken 5 yıldızlı bir restorandan bahsetmiyorum tabii ki. kendi standartlarının altına düşmüyorlar asla. misal rakı söylediniz. garson danseden ve hatta gecenin bir vakti agd olmuş 200-300 kişilik bir grubun arasından 20'lik tekirdağ, buz, birkaç şişe su ve beyaz peynirle sizi mutlu ediyor.

    -mezeleri yok denecek kadar az. ama olan da çok kaliteli oluyor.

    stresli gergin günün/haftanın ardından kafayı dağıtmak için ideal.
  • kapısında çıplak ayaklı bir adam bekliyor buranın. kapısında derken oranın bir çalışanı. özellikle bar'a gelince çıkartmıyor ayakkabılarını, artık her nereden geliyorsa bütün yolu ayakkabısız, terliksiz, çorapsız yürüyor. rasta saçları, özellikle yırtılmış tshirt'ü, altına giydiği eşofman ve tabi ki çıplak ayaklarıyla farklı bir yaşam tarzı ve felsefesine sahip olduğu kesin ama biraz abartmış gibi geldi. belki de hava sıcaktı.