şükela:  tümü | bugün
  • ucuz, pratik, basit ve çok miktarda kahve yapmaya yarayan alet. bir diğer adı ise otomatik drip kahve makinesidir.

    bu makineler percolatorlardan esinlenilerek geliştirilmiştir. çalışma mantıkları neredeyse aynıdır. makineye ihtiyaç duyulmasının sebebi ise percolator, suyun kaynamasını sağlardı ve bu kaynamış su 96-97 santigrat derecede olduğu için kahvedeki acı tatları ortaya çıkartıyordu.
    (bkz: percolator/@ridefort)

    elbette bu istenmeyen bir durumdu ve bunn şirketi ilk filtre kahve makinesini restaurantlar için üreterek yeni bir dönemi başlatmış oldu. aynı zamanda geleneksel bez filtre yerine kağıt filtre kullanmaya da başladı. bu makineyi ilk defa evlere sokan marka ise mr. coffee'dir. bu markanın arkasında ise vincent marotta vardır. marotta yaptığı makinenin isminin duyurulması için yollar arıyordu. bir cumartesi sabahı telefon rehberinden numarasını bulup efsane beyzbol oyuncusu joe dimaggio'yu aradı. marotta, reklam kampanyası için oynamasını istediğini söyledi. dimaggio ise bi golf turnuvasından mr. coffee makinesi kazandığını hatta şuan kız kardeşinin şuan o makine ile kahve yaptığından bahsetti. dimaggio ilk başta ilgilenmediğini söylese de sonrasında marotta onu reklamlar için ikna etti ve mr. coffee, dimaggio sayesinde büyük bir marka değerine sahip oldu.

    yahu ben suyun tanktan kahveye akışına dair birkaç cümle yazacaktım yine tutamadım kendimi. neyse çıkış hikayesi bittiğine göre artık teknik konulara geçebilirim.

    anlatmaya başlamadan önce bir tane resmin elimizde olması işleri kolaylaştıracaktır(filtre kahve makinesi). başta da bahsettiğim üzere çalışma prensibi percolator'a benzer. su ısınır, yukarı çıkar ve kahveye dökülür, filtreden geçip sürahide birikir. peki makinenin altında ısınıp nasıl yukarı çıkıp kahveye dökülür?

    üzgünüm yanlış tahmin, bir pompa yok. aksine oldukça basit ve ucuz bir mekanik sistemle çözülmüş bu problem. şöyle ki resimde görüldüğü gibi su tankına koyulan ılık su yer çekimi etkisi ile ısıtıcı elemana doğru bir borudan akar. ısıtıcıya gelmiş olan bu su ısınmaya başlar, ısındıkça basıncı artar, baloncuklar çıkarmaya başlar. bu da suyun boru içerisinde kahve yönüne doğru yükselmesini sağlar. suyun ilk yükselmeye başladığı yükseklikte de tek yönlü bir valf bulunur. bu valf suyun yukarı çıkışına izin verirken aşağı inmesini engeller. böylece kaynamış olmayan bir sıcak su elde edilmiş olur. ve bu sıcak su yavaşça kahvenin üzerine akar. sonuç olarak güzel bir kahve demlemesi olur ve ortaya lezzetli bir kahve çıkar.

    bu tarz makinelerde bence en iyi sonuçlar kaliteli bir kağıt filtre ile elde ediliyor. çeşit çeşit her bütçeye uygun yüzlerce filtre kahve makinesi var. hoşunuza gideni alıp bol bol kahve içebilirsiniz. ayrıca 1-2 ayda bir kirecini çözmeyi de unutmayınız. (bkz: descaling/@ridefort)

    afiyet olsun!
  • filtre kahve demlemeye yarayan, esasında kahveyi yapmayı bilen için french pressten çok da farklı bir fonksiyonu olmayan elektrikli küçük ev aleti.

    yıl 1990 küsur. babam da tam hatırlamıyor ama sonları diye tahmin ediyoruz. bir sebeple babam almanya'ya gidiyor. orada insanlar kahvaltıyı kahveyle yapıyorlardı diye anlattı bize sonralarda. bizim neyimiz eksik onlardan düşüncesiyle ülkeye dönüş yaptıktan sonra orada gördüğü gibi bir filtre kahve makinesi edinerek eve getirmiş. tabi ne filtre var evde ne de makineye koyacak kahve. bu alet geçtiğimiz kışa kadar çoğu evde katı meyve sıkacağının kaderinden bile daha kötüsünü yaşayarak -o alet en azından alındığı ilk birkaç hafta kullanılır, hiç olmazsa pazar kahvaltısına bir portakal falan sıkılır onunla- mutfak dolaplarının tepesinde kutunun içinde kalmıştır. bizim evde önceden öyle çok bir 'kahve içelim hadi' kültürü yok idi. ta ki ev ahalisinin bir kısmı diyet yapmaya karar verene kadar. o zamanlar okul sebebiyle kardeşimin de benim de uyanık kalmamız gerekiyordu. arkadaşlarımın tanımıyla zift kahve içmeye başladık. french pressler alındı, ona özel kahveler çektirildi vs. başta tabi sarsıyor bünyeyi ama içtikçe alışıyorsun.

    işte geçtiğimiz kış sevgili kardeşim evde yaklaşık 20 yıldır kutusunda saklanan filtre kahve makinesini farketti. kağıt filtre falan edinildi o alet için.

    mide problemlerime, uykusuzluk derdime rağmen kahve içmeyi severim ve içerim. çeşitli kahveleri illaki denedim. gurme değilim. kendimce bir damak tadım var. ama hiç o kadar güzel kahve içmedim diyebilirim. alet resmen nuh nebiden kalma. hani bir kaza olur da demliği falan kırılırsa bir daha sittin sene yedek parça falan bulmak mümkün olmayacak. * zaten o yüzden gözümüz gibi bakıyoruz ona.

    sonuç olarak, yıllardır gözümüzün önünde duran ziyafeti görmemişiz.

    kahve güzeldir efendim, içiniz.
  • filtre kahve makinesi yerine kaliteli bir french press öneririm.
  • markası önemsizdir. filtre kahve makinaları arasındaki fark lezzet değil sıcaklık oluyor. lezzeti belirleyen şey kahve. parayı makina yerine kahve öğütücüye gümün.