şükela:  tümü | bugün
  • doktorların kendini fizyoterapist zannetmesi gibi anlamsız bir varsayım. bir fizyoterapistin kendi vasfı kendine yeter. kendini herhangi bir şey zannetmesi evvela mantıklı değildir çünkü o zaten fizyoterapist olarak başlı başına bir şeydir.

    fizik tedavi ve rehabilitasyon pozitif bir sağlık bilimi olarak fizyoterapistlerin bulduğu yöntem ve tekniklerle bugünkü halini almıştır. ve hala yine fizyoterapistlerin üzerine kafa yorduğu yeni yöntem ve tekniklerle gelişmektedir. dünyada fizik tedavi yaklaşımları alanında yeni yöntemler geliştirenler (onu sıcak,soğuk uygulamalar ve masajdan öteye taşıyanlar) doktorlar değil fizyoterapistler olmuştur.

    ps: türkiyedeki fizyoterapistler mesleki otonomi, ve hakları bakımından dünyayı 60 yıl geriden takip ediyor. (işte buna sevinebilirsiniz)
  • fizyoterapistlerin aslında tıp fakültesine puanı yetmeyen ezik bir grup yardımcı sağlık personeli olmasından kaynaklanan durum.
  • (bkz: alan harper)
  • maalesef böyle bir durum vardır. şöyle açıklayayım.

    şimdi bir öğrenci düşünün öss'ye hazırlanan. hedefi tıp okumaktır bu kişinin. ancak sınavda heyecanlanır ya da yeterince çalışmamıştır vb. sebeplerle o puan beklediğinden düşük gelir ve bu kişi bir sene daha beklemek istemediği için " aaa fizyoterapi ve rehabilitasyon diye bir bölüm varmış. oha maaşları da iyiymiş. iş garantiliymiş." diyerek yazar. iş yazmakla bitmez ancak. okurken içinde kalmış olan doktor olma hevesi ara ara gün yüzüne çıkar ve bazen kendisini doktor olarak tanıtabilir. vardı bizim de böyle arkadaşlarımız. diğer insanlar sorarlardı "falanca sizin bölümde değil mi? bize tıp okuduğunu söyledi ama."

    gelelim asıl hadiseye. bir fizyoterapist eğitimini alırken çok zor şartlardan geçer. idealist hocalar idealist öğrenciler görmek ister karşısında. bundan dolayı bir fizyoterapist adayı hemen hemen her şeyi bilmek zorundadır. fizyoterapistlerin çalıştığı alanlara bakarsak birçok tıp dalı olduğunu görürüz. bunların hepsinin anatomisini, içerdikleri hastalıkları ya da sendromları düşününce; üstüne bir de rehabilitasyonları eklenince 4 yıllık fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümünden mezun olmuş bir kişinin bilgisinden şüphe edilemez. ama bunlara rağmen doktor mudur? hayır. fizyoterapist türkiye'de tanı koyamaz. tanısı konulmuş durumların rehabilitasyon programını belirler ve uygular. ama hepimiz insanız. doktor bir hata yaptığında - tanıyı yanlış koyduğunda- bu hatasını düzeltecek ilk kişi yönlendirdiği fizyoterapisttir. bunu da aldığı eğitim sayesinde yapar.

    peki insanlar neden fizyoterapistlerin kendisini doktor zannettiğini düşünür? galiba evde hobi olarak latince kas, damar, sinir, hastalık adı ezberlediklerini düşündükleri için. çünkü birçoklarına göre fizyoterapist; masaj yapar.
  • özel tıp fakültelerine "en az" 30 küsur binle girdiğini düşünen dünyadan bir haber bazı insanların kafalarında oluşturdukları bir yargıdır.fizyoterapist neden kendini doktor zannetsin kuzum? kaldı ki, gördüğü görüştüğü bir insandan yola çıkıp böylesi bir genel yargı oluşturmak nasıl bir cesaret aklım almıyor.zamanında 22 binden girmiş olan bir birey olarak; fizik tedavi uzmanının dünyada sayılı ülkelerde olduğunu hatırlatmak isterim.eee ne demişler; doktorlar hayat kurtarır, fizyoterapistler o hayata anlam katarlar.edit:22 binle devlete giremedim.
  • doktorların kendini ilah sanması ile aynı mentalitede ve gerçekdışı bir iddiadır.
    ancak hastaların iyileştirilmesinde fizik tedavi doktorundan daha fazla fonksiyonlarının olduğu gerçeği gözardı edilemez.
  • kendini doktor zannetmeyen mi var memlekette allasen. diyetisyenler doktor, fizyoterapist doktor, diş doktoru olup da mesleği sorulduğunda doktor diyen tipler tanıyorum, psikologlardan kendini doktor diye tanımlayan var, birkaç da veteriner attır araya, doktorlar zaten doktor herkes doktor kısaca. sonra doktorların götü niye kalkık? lan oğlum sen kendi mesleğini savunsana ne iş yapıyorsan onu söylesene. fizyoterapist, psikolog, diş hekimi, veteriner desene şunlara. sen kendi mesleğinin adını kullanmayıp doktor dersen doktor da ''ben heralde çok bir bok yapıyorum baksana herkes benim ünvanımı almaya çalışıyor'' deyip götü tavan yapar tabi.
  • zamanında ortalama bir üniversitede tıp fakültesini kazanabilecekken, fizyoterapiyi hacettepe'de okumayı tercih eden bende asla olmayan durum. malum, doktor olmak isteseydim zaten olurdum.

    ezikliğimiz ile ilgili duruma gelince, bizim mesleğe bok atmadan önce işini doğru yapmayı öğrensen, tek derdin döner sermayeden aldığın pay olmasa; hastana kazandırdığın fonksiyonu düşünsen; ama yok illa ki o pastadan pay alacam ben derdindesin. döner kat sayım zaten fazla sizden çünkü ben teşhis koyuyorum. ben en büyüğüm sağlıkta, gerisi hep yardımcı eleman ve ezik. order yazmaya kalkmasan bana minicik rehabilitasyon bilginle; o zaman yüz felcine su içi elektrik stimulasyonu yazmazsın, rezil etmezsin kendini. ampute bireye uzun yürüme cihazı yazmazsın. biz fizyoterapistler olarak sınırımızı çok iyi biliyoruz; peki ftr hekimim siz biliyor musunuz?
  • kesinlikle yalan iddia. eğer bir hekim veya bir hemşire şu ifadeleri kullanıyorsa bir bok bilmiyordur. ona ana avrat sövün ve ortamdan çıkın.

    1:tanı koymak istiyorlar.
    2:ilaç yazmak istiyorlar.
    3:ftr hekimliği kaldırılsın istiyorlar.
    4:anestezi teknisyeni anestezi doktoru olsun, radyoloji teknisyeni radyolog olsun,diş teknisyeni diş hekimi olsun....(fizyoterapistleri teknisyen olarak empoze etmeye çalışırlar).
    5.doktorculuk oynuyorlar.
  • oysa gercek hayatta teknisyenler doktor olsun isteyen hekim olmadigi gibi kendini hekim sanan tip disi calisanlar da pek yoktur. muhtemelen her iki tarafa da dahil olmayan bir delinin kuyuya attigi tasi cikarmak icin toplanirlar olsa olsa. yoksa merak etmeyin, herkes yillarca egitimini aldigi ve uzerine calistigi mesleginin hangi meslek oldugundan haberdardir. ister teknisyen olsun ister antropolog bu boyledir. (aksine pek rastlamadim.) kimsenin kimseyle alip veremedigi yoktur aslinda.
    son olarak herhangi bir ortami terk ederken karsinizdakine ana avrat sovmenizi onermem. disaridan cok itici gorunuyor.