şükela:  tümü | bugün
  • kafa tasina bakarak insanin karakterini ve zekasini inceleme
  • sezara buyuk capta yapilan islem
  • insanın insanı anlama çabasının geçirdiği evrelerden biri, ondokuzuncu yüzyılda az buz değil, delice kabul görmüş şimdi gülünç gelen pseudo science'dır.
    franz joseph gall nam viyanalı bir şahsiyetin ürünü olan phrenology'i kafatasından karakter analizi şeklinde özetleyebiliriz. altında yatan teori, kafanın her bölümünün belli alanlarla ilgili işlevleri yüklenmiş olmasıydı. bu bağlamda, kafanın içinde bir bölümün büyük olması kişide o alanın gelişmiş olduğuna kanıt sayılıyordu. phrenologistlerin yaptığı elleriyle kafatasındaki girinti ve çıkıntılara bakmak, sonra da bunun phrenologistlerin son çıkardığı kafa haritasına göre bu insanda hangi özelliklerin az, hangilerinin çok gelişmiş olduğunu saptamaktı. bu kafa haritasında hafıza, dil, mekanik yetenekler, müzik kulağı gibi az çok mantıklı özelliklerin yanında, ukalalık, cinayete yatkınlık, sadakat, allaha inanma, hırsızlık gibi hakikaten neşeli kısımlar da vardı.
    phrenology'e ne oldu? 19. yüzyılın ortasından itibaren açıkçası hor görülmeye başlandı, phrenologistler bilgilerini aktaracak hevesli yeni nesillere ulaşamadılar (bakın yine de british phrenological society yalnızca 1967'de kapatılmış).
    bütünüyle reddetmek istemem yine de phrenology'i. onların kafa dediklerine beyin diyen bilimadamları bugün beyindeki belirli alanların belirli işlevlerden sorumlu olduğunu biliyorlar. diyeceğim o ki, hor görmeyelim phrenologistleri, içinde yaşadıkları zamanın şartlarını gözden kaçırmayalım, onlar da insandı hem sizin gibi, benim gibi, değil mi?
    bu entryi yazmayı aklıma getiren entry için (bkz: zekanin kafatasiyla dogru orantili olma olasiligi)
  • - 18.yy'ın ortalarından 19. yy'ın ortalarına kadar avrupa ve amerika'da çok yaygın olan bir beyin bilimidir.

    - bu bilim dalıyla uğraşan frenologlar kafatası biçiminden ve kafatasındaki yumrulardan kişiliğin çözümlenebileceğini savunmuşlardır.

    - kafatasının, altındaki beynin yapısına göre biçimlendiğine ve beynin farklı bölgelerinin belirli kişilik özelliklerinden, beceri ve yeteneklerinden sorumlu olduğuna inanmışlardır.

    - örneğin, şakakların büyüklüğünün kişinin müziğe yatkınlığı konusunda, kafatasının alt kısmının biçiminin ise kişinin nasıl bir anababa olacağı konusunda bilgi verdiği düşünülürmüş.
  • garip olan su ki, hegel, phanomenologie des geistes'de buna uzunca bir bolum ayirir ve ballandira ballandira anlatir durur. muhakkak ki, hegel'in tek yanilgisi, cagin en guvenilir bilimsel yaklasimi olarak gordugu phrenology degildir. fakat, insan yine de, cogu kez mutlak bir sey olarak algiladigimiz bilimin, aslinda ne kadar degisken oldugunu dusunmekten kendini alamiyor. bu vesileyle, bir kere daha kuhn amcaya tesekkur ediyoruz, bize bilimin yalnizca şık modellemelerden olustugunu gosterdigi icin.
  • başının şeklinden kişinin karakter özelliklerinin ve suça eğiliminin belirlendiğini iddia eden pseudoscience
    (bkz: kafatasci)
    (bkz: pseudoscience of craniology)
  • otomobillerin fren sistemlerini incelemek suretiyle arabanın karakterini ve kalitesini belirlemeye çalışan bilim alanı. fakat son zamanlarda elektronik kontrol sistemlerinin de frenleme olayının içine bir hayli girmiş olması nedeniyle bu alanda çalışan kişilerin işleri zorlaşmıştır, yakın zaman da bu ekol da tarihe karışabilir.
  • hala tam olarak tarihe karışmamış olan yanılgı. geçenlerde beyin üzerine bir film çekmesi gereken iletişim fakültesi öğrencisi bir arkadaşımın "beynin farklı bölgeleri ve onların işlevleri üzerine beş bölümlük bir şey yapacağız" dedikten sonra beyinde belli bir alana lokalize edilemeyecek olan utangaçlık, aşk gibi fonksiyonların beynin neresinde olduğunu sormasıyla anladım ki bilimin gelişmesine olan katkısını yaptıktan sonra çoktan tarihin sayfalarına "bir zamanların komik düşüncesi" olarak geçmesi gereken bu teori hala bazıları için gerçekleri açıklamanın bir yolu. tüm dünya neuroscienceın altın çağını yaşarken, biz insanlarimızı ancak bu kadar eğitebiliyoruz. ne olur kimse bana biyoloji derslerini kastederek "bu bilgi gerçek hayatta ne işime yarayacak" demesin. sanırım hangi fakülteden olursa olsun bir üniversite mezununun doğayla ilgili böyle temel bilgilere sahip olmasını beklemek abartı olmaz. bir doktor olarak karşılığında ben de sosyoloji, edebiyat ve felsefede temel kavramları seve seve öğrenmeye hazırım.
  • kimilerine* göre franz joseph gall, kendisinin organoloji dediği bir görüşle frenolojiye temel oluşturmuştur.
    gall, her yeteneğin beyinde belli bir bölüm (organ) tarafından idare edildiğini öne sürmüştür (organoloji).
    frenoloji de, daha gelişmiş olan yeteneğe ait organın daha büyük olacağı varsayımından yola çıkmıştır ve daha çok gall'in takipçileri tarafından geliştirilip savunulmuştur.

    (bkz: emotional brain)
    (bkz: joseph ledoux)
  • koca kafalılık öyleyse neden prim yapmaz da gerizekalılığı ifadede bir nevi öfemizm görevi görür? kendine hayrı olmayan skindirik bir kuram/bilimmiş frenoloji.

    ilk aklına getirip de coşan, coşanı görüp de ne olduğunu sorarak ona inanan salaklara bir dur diyen çıkmamış belli.

    "arthur'un kafayı bak, o ne öyle be kelek karpuz gibi" demiş biri, arthur saflıkları,sakarlıklarıyla ünlü biri olduğu için herkes kafasını sallayarak bu tahkir eden fikri sahiplenmiş. sonra arthur'un kafasına benzer her kelleden yola çıkıp başlamışlar tipoloji oluşturmaya.

    " rafael'in ki de arthur gibi ama onun tam arkada bi tümsek var. belli ki oradan kurtarıyor. yoksa onun da mal olması işten bile değil", gibi yorumlar sel gibi akmış.

    bir allah'ın kulu da "beyefendi siz delirdiniz elleham. kafanın şekliyle aklın ne alakası olabilir" diyememiş çünkü "yürü git lan koca kafalı" , "bas git meşe kalası" gibi kafa ebadına referans veren bilimsel saptamaların kurbanı olacağından korkmuş.

    vay bana vaylar bana. ne dahiler, ne zekiler kafası yeryüzü şeklini andırıyor diye toplumdan izole edilip eğitim hakkından mahrum bırakılmış.

    "çok güzel bestelerim var saygıdeğer cladius, dinlemenizi rica ederim"
    "oğlum o elindeki arp. çalınır. o kabak irisi kafayla kırarsın onu sen. hadi git. insan gibi biri gelsin"

    vallahi sinirden delireceğim.