şükela:  tümü | bugün
  • size fusi'yi anlatmak istiyorum biraz.

    fusi kırk yaşını devirmiş, şişman, annesiyle yaşayan, mesaisi belli tekdüze bir işte çalışan, her cuma aynı thai lokantasına gidip aynı yemeği yiyen, hep aynı radyo programını dinleyen, dinlediği radyo programından şarkı isteyen, ikinci dünya savaşına meraklı ve savaş oyunu maketleri kuran, küçük küçük askerleri tankları büyük sabırla boyayan ve bu rutinler etrafında yaşayıp giden sessiz, çekingen ve kocaman bir adam. senin, benim, toplumun "başarı" olarak adlandırdığı çoğu adımdan sınıfta kalmış biri. yaşına rağmen hala bağımsızlığını ilan edememiş, iyi bir iş edinememiş, zengin olamamış, kendine ve vücuduna iyi bakamamış, onlarca sevgili eskitmemiş, evlenmemiş, çocuk sahibi olmamış... biri yani. ama tüm bu başarısızlıklarına rağmen; onu dışlayan, eleştiren, onunla alay eden, aynı topluma en ufak bir kötülükte bulunmayan bir insan. sevdikleri için çabalamaktan vazgeçmeyen bir insan. olmayan çıkarlarını, hırslarını, egolarını bir yana koyup, kocaman adımlar atabilen bir insan...

    peki sizce, gerçek başarı hangisi şimdi?

    noi albinoi ile tanıyıp sevdiğim dagur kari altı yıl aradan sonra, sinemaya fusi ile dönmüş. iyi ki de dönmüş. ta izlanda'dan kalkıp, buralara kadar gelip, içimize dokunmak kolay iş değil zira.
  • 94 dakikalık, 2015 yapımı film.

    8 / 10.

    filmin orijinal ismi fusi. 1973 doğumlu yönetmen dagur kari hangi akla hizmet filmin piyasa ismini "virgin mountain" olarak seçti ( ya da seçilmesine göz yumdu), bilinmez. virgin mountain ismi hem koca yürekli karakterimizin kafalardaki algısını küçültüyor hem de filmin dramatik bütünlüğüne uygun değil kanımca.

    her neyse, yapıma dönecek olursak basit ve sade ama başarılı bir şekilde sunulmuş bir hikaye ile karşı karşıyayız. 43 yaşında halen annesi ile yaşayan, kendine has hobileri ve ilgi alanları bulunan bir "adamın" yaşamından bir kesit sunuluyor ve sunum biçimi izleyiciyi genel olarak merak ile takip ettiren, karakterle empati ve sempati kurduran bir stile sahip. zaman zaman duygusal olarak da gerçekten etkileyici.

    sonuç olarak, farklı memleketlerden güzel hikayeler izlemek isteyen sinemaseverlere kesinlikle tavsiye olunabilecek, izlerken aile, toplum, arkadaşlık ya da tercih edilmiş yalnızlık konularında da akla fikirler getirebilecek güzel bir iş.

    her eve imdb

    --- spoiler ---

    ben fusi'yi bir loser olarak değil, becerikli, güvenilir, hamarat, güzel hobi sahibi güzel yürekli bir adam olarak gördüm. böyle adamlar dünyada daha fazla olsaydı muhtemelen daha güzel bir gezegende yaşıyorduk. neyse şimdi...

    --- spoiler ---
  • 34. istanbul film festivali'nde ülkemize gelen dagur kari yapımı sımsıcak, salyasız sümüksüz aşk filmi. aşkların güneşli mevsimlerde yaşanmadığı, tek taşların konuşmadığı, sonunun garanti olmadığı, aşkın isteyen herkese garanti olduğu cennet muadili ülkeden sıcacık bir film.

    (bkz: virgin mountain)

    böyle naif filmlerin çekilmesi üzer beni hep. gitti güzelim bir kitabın yazılma olasılığı.
  • kötü insanların ve kötü aşıkların insana sağladığı faydalar üzerine güzel bir film.
  • bittiğinde uzun süre yerinizden kaldırmayıp düşüncelere daldıran filmler vardır ya tam olarak o film bu film işte.

    fusi gibi erkekler, onun gibi yalnızlıkla, çıkmazlarla uğraşır durur. en fedakarlar, sana en iyi gelecekler bu adamlardır ama karşı taraf için sadece bir yara bandından ibaret kalır, yara iyileşince sökülüp atılmaya mahkumdur çoğu.
  • bu filmde çok fazla güzel sahne var ama asıl olarak beni yakalayan iki gerçekçi sahnesi vardı. ilki, fusi'nin kadının evinde süt içmesinden sonra arabası ile evine dönerken yüzünde beliren 'artık her şey benim için de yoluna giriyor, mutlu ve aşık oluyorum' gülüşüydü.

    ikinci ise kadınla artık hiç bir şekilde olmayacağını gördükten sonra körükten uçağa binen insanları izleyip kadının da seyahati çok sevdiğini hatırlamasıydı. hatta o zamana kadar yer hizmetlerinde çalışan fusi ilk defa böyle bir sahneye bakıyordu. hatta yola çıkmak ve mısır'a gitmek için orada karar veriyordu. yola çıkmalıydı ve hayat devam etmeliydi. son sahnede yüzünde beliren o tebessüm de buna işaretti.

    hepimiz hayal kırıklıklarımızı hatırlatan o küçük detaylarda durup, bi an kalmıyor muyuz? bugün kütüphanede gördüğüm bir kitabın, beni alıp aylar sonrasına götürmesi ve tebessüm ettirmesi de bu yüzdendi. hayatın içinde hatırlara hep bir yerlerde. bazen bir havaalanı, bazen bir tren istasyonunda.
  • bir bardak süt gördüğümde aklıma fusi ve bizim büyük yalnızlığımız gelecek.

    dünya bu insanlar var olduğu için güzel.

    (bkz: izleyin)
  • --- spoiler ---

    film boyunca bizim deve çocuk istismarı davası açılmasından korktum. onun dışında çok güzel bir film.
    --- spoiler ---
  • yutulamamış lokma gibi biten film.

    dev saflıkta bir adamın dünyasında ılık bir gezinti,

    güzeldi...
  • film iki tane çözülemeyen sorun üzerinde insanı tatlı tatlı düşündürüyor. birincisi destek olmayı seven insanların (iyi insanlar da denebilir) hep mi kullanılması sorunu. ve tabi yanlış anlaşılması. ikincisi de tombik insanların hep mi; her yerde mi dışlanıp tşk geçilmesi sorunu. aslında tatlı tatlı değil acı acı düşündürüyor yalan attım başta çünkü fusi çok tatlı.