şükela:  tümü | bugün
  • bu sabah hanedanın ortak malı gibi herkesçe kullanılan elden ele dolaşıp herkesin istifade ettiği gazetelerden birinde okudum. git gide yalnızlaşıyormuşuz. geçen yıla göre 100 bin kişi daha artmış yalnız yaşayanların sayısı ve bu sayı 3.5 milyona ulaşmış. yalnızlar en çok tunceli' de en az ise diyarbakır da varmış. tam da ailemden ayrılıp yalnız yaşamayı ilk defa bu kadar ciddiyetle düşündüğüm şu günlerde böyle bir haberin karşıma çıkması ilginç bir durum. bari gazetenin ismini de yazayım okumak isteyen olur belki. güneş gazetesi.
  • bir insanın bir başlıkta yalnız yaşamaktan kastın hane olarak yalnız yaşamak olduğunu ve açılan başlığın istatisliklere dayanan nesnel bir haber bilgisi olduğunu anlamaması ne kadar kötü bir durum. ya da anlamak istememesi ya da daha kötü bir şey olmuş olabilir. zahmet edilip o kadar şey yazılması bir de. sadece yazmak için yazmaktan daha kötü bir durum !
  • bati dunyasinda 70’lerde sanayi devriminin bir sonucu olan tuketim toplumu profilinin ortaya cikardigi bir problemdir ve her gun daha da artmaktadir.

    yalnizlik özendirilen bir olgudur. zira yalniz insan en cok tuketen insandir. calisir kazandigini sadece kendi icin harcar.

    yalniz kalmaniz icin bir cift kulaklik size yeter. muzigi acar ve kendi dunyaniza gecersiniz. su yazdigim cumlenin ana temasini olusturdugu onlarca reklam filmi sayabilirim size.

    gercekten de gittikce yalnizlasiyoruz. cunku kendimizden baska kimseye ne tahammulumuz var ne de zamanimiz. kendimiz icin kazanip kendimiz icin daha fazla nasil tuketebiliriz temali hayallerimiz var.
  • geleneksel/modern/postmodern boyutların içiçeliğinin ürettiği yeni nesil şizofrenik bünyelerde hiper yalnızlaşmanın kol gezdiği zamanlardayız.

    ki, peyami safa geleneksel/modern ikiliğinin, modernleşmenin materyalist ve bireyci etkilerinin bireyleri gelenekselden koparırken anlam kaybıyla aynı odaya hapsettiğinin, yani kısaca dönüşümün trajik tekerlek izlerini aile ve bireylerin yalnızlaşmasını henüz 1940'ta yalnızız romanında irdelemişti; bu gayet saf bir dönüşüm eleştirisi ve gelenekselliğe ağıt romanı sayılabilir. günümüze uyarlaması, ağır muhafazakarlaşan toplumda iki yüzlü dindarlık örüntülerini de hesaba katmak gerekiyor yeni yalnızlık biçimlerinde. çok daha çetrefilli dinamiklere haiziz artık.

    mesela aradan geçen 80 yılda olan biten distopya romanlarını teker teker doğrular, tik ata ata ilerler vaziyette. şimdiki hiper ve ötesini doğuran bağlam, insanlıktan ve doğadan feci bir kopuşa işaret ediyor.
  • evet kimseye tahammül edemiyoruz gerçekten. fakat haklı sayılırız aynı zamanda. yani haklı olan sen ben o biz siz onlar değil; hepimiz haklıyız. zamanın şartları hepimizi haklı kılıyor.
  • bence bu şikayet edilecek birşey değil haa koyuyor mu o zaman herkes kendini eleştirecek herkes iyi olduğundan ötürü yalnız olabilir mi? demek ki sen kötüsün, bir başkasının yalnızlığına sebepsin
  • (bkz: şükrü erbaş)
    (bkz: koşaradım)

    --- spoiler ---

    gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
    ne bir ortak sevinciniz kaldı sizi çoğaltacak
    ne bir içten dostunuz var acınızı alacak unuttunuz nicedir paylaşmanın mutluluğunu;
    toprağı rüzgârı denizi göğü
    o her zaman bir insanla anlamlı
    tükenmez bir hazine gibi kendini sunan doğayı
    unuttunuz, gömülüp günlük çıkarların
    ve ucuz korkuların kör kuyularına
    daraldıkça daraldı dünyaya açılan pencereniz.
    fırlayıp ilk ışıklarıyla günün dağınık yataklardan
    koşaradım gidiyorsunuz işinize değişmeyen yollardan
    kurulmuş saatler gibi günboyu çalışıp tekdüze
    uzayan gölgelerle koşaradım dönüyorsunuz evinize.
    ne kadar uzaksa bir felaket sizden o kadar mutlusunuz
    unuttunuz başkalarının acısını duymayı küçük çıkarların büyük kurnazları
    alışverişe döndü tüm ilişkileriniz, hesaplı, planlı
    sevgileriniz ayaküstü, ilgileriniz koşaradım
    unuttunuz konuşmayı kendinizi vererek düşünmeden bir başka şeyi, içten yalın dürüst
    dışa vurmayı duygularınızı
    unuttunuz, neydi bir ince söze yakışan en güzel davranış.
    gittikçe yalnızlaşıyorsunuz insan kardeşlerim
    -ki bu en büyük kötülüktür size-
    yıkanmıyor bir kez olsun yüreğiniz yağmurlarla
    denizler boşuna devinip duruyor bir çarşaf gibi
    gerip ufkunuza mavisini, çiçekler her bahar
    uyanışın türküsünü söylüyor da görmüyorsunuz.
    sizin adınıza dünyanın pek çok yerinde insanlar dövüşüyor ellerinde yürekleri birer ülke
    anlamıyorsunuz inançlarını bir kez düşünmüyorsunuz.
    ömrünüzü güzelleştirecek bir şey almadan hayattan
    bir şeyler bırakmadan ardınızda gelecek adına
    koşaradım tükeniyorsunuz insan kardeşlerim
    koşaradım
    duymadan bir gün olsun dünyayı iliklerinizde..

    --- spoiler ---
  • ben hep elli liralık yalnız olduğum için, koymayan durum.
  • bu kadar yanlızlık ancak tahsille mümkün...
    velhasıl ziyan olduk, ziyadesiyle..

    light in babylon - kipur (kemerlerinizi bağlayın)