şükela:  tümü | bugün soru sor
52 entry daha
  • eveeet, sabah geçimsizi dagny ablanızın bu seferki günah keçisi gömlek.

    şimdi ben bu gömlek denen naneyi hayatımın hiçbir döneminde sevmedim, hala da sevmem ve bunun her zaman sebepleri oldu. işte bu sabah, hazır kör bir vakitte uyanıp kendimi angara ayazının ortasında bulmuşken, zaten ofise geldim çay yok ulan neredeyse 5 yıldır yalnız çalışıyorum, kalabalık çalışmaya dair özlediğim tek şey ofise geldiğimde çayın hazır olması. anlayamazsınız.

    yani işte diyorum ki bunun neden sevilmeyecek bir şey olduğunu sebeplerimle oraya koyacağım, artık gerisini siz bilirsiniz.

    dünyada bu kadar kullanıcı düşmanı olup da bu kadar gözde tutulan başka bir şey olamaz. insanlığa dair çok net fikirler içeren bir veri bu. douglas adams bu veriyi bir hikayesinde kullanırsa ayrıca sevinirim teşekkürler.

    hem uniseks, hem de kadınlar için ayrı ayrı kullanışsızlıkları var.

    1. uniseks olanlar

    a. bir kere en başında gelen, tabii ki kirlenme sorunu. bir gömlek yazın bir, kışın ancak iki kere giyilir. çünkü yakası ve manşeti o tek günün sonunda kapkara olmuştur. ha "aman kim görecek oraları" diyebilirsiniz elbette fakat böyle düşünmenizi şahsen tavsiye etmem çünkü lekelenmiş gömlek ter almış demektir ve ter = kokar. farkında olmaz ama mutlaka kokarsınız.

    b. eğer o yakayı manşeti derhal yıkamazsanız, tecrübeyle sabit, öyle bir hafta falan kalırsa o kir, bir daha kolay kolay çıkmıyor. "insan lekesi" hakikaten çok ağırdır öyle çaya kahveye benzemez, ayşe teyze falan kâr etmez. kirlenen gömleği makineye atmadan önce mutlaka bir "ön muamele" gerekir. artık sabunla mı ovarsın kosla mı sürersin senin bileceğin iş.

    c. ütü. nenen ölsün ütü. bizim evde gömlekleri eşim ütüler canım benim ya. hem neden keşke yalnız bunun için sevseydim ki onu, başka bir sürü şey için de seviyorum çok şükür.

    ama biri yapıyor neticede. oturup birasını içip dizisini izleyeceği zamanda adam kalkmış ütü yapıyor. sadece onunkiler haftada 5 gömlek, her biri yelken gibi. ütüsü de zor bunların, dikimli bir kumaş çünkü. efendim ütü masasına şöyle koyup şurasınu böyle koyup burasını eeeeeeh ebenin bale pabucu afedersin. yok kol izi oldu yok yakası tutmadı aman yarabbim hastalık bu.

    d. durduğu yerde durmaması ve kemer takma sorunsalı. arkadaşlar bunu hepimiz biliriz, biz oturup kalktıkça o gömlek orada rahat durmaz. belinin bir yerinden mutlaka gevşer. siz belki kalender meşrepsiniz karşınızdakinin gömleğinin nereden yamulduğuna bakmazsınız, ben de bakmam allah için ama olmaz. ben öyle duramam mesela, aşırı sinir olurum.

    sinir olduğum diğer bir şey de kemer takmak. bak onu da hayatım boyunca sevmedim. oturursun katlanır gerer, kalkarsın hizası bozulur, arkadaşlar bakın ben düzen manyağı değilim. sadece pratik ve rahat bir insanım. düzgün durması için kullandığın bir şeyin sürekli yamulması ve kontrol gerektirmesi kadar manasız bir şey olabilir mi, böyle bir şey olabilir mi ya?

    e. eğer yıkamak ütülemek fazla uğraştırmasın diyorsan sentetik kumaşlar giyeceksin. o da terletecek ve kokacak. yok doğal kumaş arıyorsan birincisi çok ararsın, ikincisi onlar daha pahalı.

    erkeklerde yüzde yüz polyester gömlek oluyor mu bilmiyorum muhtemelen yoktur, onlar bu konuda nispeten daha iyi durumdalar. fakat biz? ayol yüzde 100 bak 100 diyorum naylon kumaşa ikibinbeşyüzellisekiztele fiyat koymak nedir bu hangi seviye ahlaksızlık? 350 lira istiyor, kumaşına bakıyorsun %100 sentetik. oldu paşam. lan üzerine laylon geçirmek için o kadar para verilir mi?

    f. kadınlara yazarken aklıma geldi buraya da ekleyeyim, değerli beyler, gömlek düğmelerinin arasından taşan göbeklerinize lütfen bir çare bulun.

    2. gelelim diğer kullanışsızlıklarına, gerçi bunun biri yine uniseks sayılabilir.

    a. atkıyı herkes kullanıyor ama fulara biz daha meraklıyız. işte gömlek giymişseniz, o yakada öyle her şey durmuyor. atkını fularını öyle boynuna atıverip çıkamıyorsun, yaka var ya o nenesi ölesice yaka, bozulmayacak paşam. tipsiz de durmayacak. oldu canım.

    b. diyelim ki durdu, gayet güzel de oldu. e arkadaşım neden benim boynumda iki milyon tane askıntı var? yaka nedir biri bana bu anlatsın ya. hadi erkekler kravat takıyor ki bundan nasıl hala kurtulamadıklarına vallahi şaşırıyorum ama kadın giyiminde amacı nedir bunun, rica ediyorum. önümde öylece duran iki uzantı beni rahatsız ediyor, fazla geliyor bana, yemin ederim sevmiyorum. hele bir de şal/fular/bir şey mi aldın üzerine, tam gözünün altında resmen bir kumaş yığını var ay bi git bi huzur ver ya.

    c. takı sorunu. şimdi gömlek giydin üzerin zaten kalabalık. eğer yine de seviyorsan buyur tak takıştır kime ne. ama zaten yakalı olan bir şeyin üzerine sallantılı küpe veya hadi onu da bırak, kolyeyi napıcan kolyeyi? o küçük v'nin içinde buyur naparsan yap ama gömleğin üstüne kolye? çok zor. ya da ben fazla huylu bir insanım, kalabalıktan fazla rahatsız oluyorum.

    netice olarak fular vesaire kullanamadık, kolye de takamadık, küpenin kuralları var, gömlekle bir aksesuar olmuyor yani tamam. e ama android oldum ben?

    d. bir de biz gömleğin üzerine sadece ceket değil hırka da giyebiliyoruz. yine bu da uniseks olabilir ama bizde daha yaygın diye buraya koydum. ama işte dön dolaş aynı şey: yine yaka. her yakada her ceket her hırka olmuyor.

    gömleğin yakasının gerçekten güzel olabilecek tek tarafı, güzel dekolte veriyor şerefsiz. ya da işte düğmelerin kavuşmaması falan. iyi de seksi olmak için neden erkek kıyafeti giyelim ki biz, giy ablacım yırtmaçlı mini eteğini veya derin v yaka bluzunu, mis gibi oh.

    e. hah dekolte diyince dur aklıma bir şey daha geldi. düğmelerin arasından görünme kısmı var bir de allahım rezillik. korkunç. metrobüste falan gömleğinin iki ve üç veya üç ve dördüncü düğmeleri arasını kontrol edip durmayan var mı aranızda?

    biz erkekler kadar sapık olmadığımızdan, erkeklerin yine gömlek düğmeleri arasından taşan göbeklerini dikizlemiyoruz tabii. ama böyle de bir hakikat var, lütfen kimse inkar etmesin. dur bunu erkeklerin kısmına da yazayım.

    efendim iş hayatında gömlek daha şıkmış görüşmelerde falan daha uygunmuş.

    hayır katılmıyorum.

    ben bir görüşmede "acaba yakam düzgün mü, düğme arası açıldı mı, of ya kolumu fazla hareket ettirdim ayağa kalkınca bu gömlek kesin belimin arkasından çıkmış olacak..." diye düşünmekten rahat edemediğim ve kendimi hiçbir aksesuarla yansıtamadığım bir gerilimin yerine,

    kollarımı istediğim gibi hareket ettirebildiğim, gayet yerli yerinde duran, üzerine kendime çok yakıştırdığım kolyemi küpemi takabildiğim, mevsimine göre şık bir eşarpla renklendirebildiğim, son derece "ben" bir halde rahatlıkla takılmayı bin kere tercih ederim.

    oh be bitti.

    dolabımda yarısından çoğunu annemin ve ablamın verdiği hakikaten çok fazla gömlek var.

    atamıyorum satamıyorum. giymiyorum ama mahalle baskısı sebebiyle "bunları giymeyeceğim" diyerek elden de çıkaramıyorum.

    bu sabah birini giyeyim dedim, eteğin içinde durmayınca sinirlenip çıkardım.

    ondan sebep bütün bunlar. öpüyor ve hemcinslerime gömleksiz günler diliyorum. beylerin kendileri bilir, onların bu kıyafet işleri bizimkinden zor valla allah yardım etsin.
1 entry daha