şükela:  tümü | bugün
  • beyaz perdeye aktarılıcak olan bir dennis lehane romanı. yönetmenligini ve başrolünü ben affleck'in üstlenecegi filmin ilham kaynagı.

    --- spoiler ---
    "doğru"nun tanımının ne kadar muallak olduğunu önümüze serer. hayatı bir satranç tahtasına benzetir. sürekli "iyi" hamleler yapmanın, güzel bir sonuca ulaşmanın garantisini veremeyeceğini özetler.
    --- spoiler ---
  • ben affleck'in yonetmenligini yaptigi bilakis kardesi casey affleck'in basrolunu ustlendigi film, muzikleri, kamera kullanimi, goruntu yonetmenligi vasatin kesinlikle ustunde en azindan insani sikmiyor, senaryoda kopukluklar yok mu? elbette var, ayrica bu yontemenlik denemesi ben affleck'in oyunculuktan sogumasina yol acarsa hayirli olabilir gibi zira diger bir pearl harbor faciasi yasamak agir gelir, lopez'in "do it well" albumunden daha iyi is yapar gibi
  • 15 şubat 2008'de gösterime girmesi beklenen,casey affleck'in yanı sıra michelle monaghan, morgan freeman ve ed harris'i de kadrosunda barındıran 2007 yapımı film.
  • beklentilerinizi küçük tutarsanız güzel film..
    fazla heveslenenleri hayal kırıklığına uğratabilir.
  • beklentilerinizi buyuk tutabileceginiz zira bu beklentileri karsilama kapasitesine sahip bir film.ben affleck'in yonetmenligi aktorlugunden daha basarili, filmde mekanlar, oyuncular ve oyunculuk gayet dogal,bu yuzden cok inandirici olmus, ayrica dramanin dozu da cok iyi ayarlanmis.ed harris ustun performans gostermis ve filmden cikinca 'acaba ben olsaydim ne yapardim'diye bir soruyla ister istemez karsi karsiya kaliyorsunuz.
  • 2007 nin en iyi filmi bence. ağır ilerleyen, uzun diyaloglarla örülü psikolojik bir film*.

    filmin ana fikri aslında şu felsefi sorunun içinde gizli : "doğruyu yapmak her zaman doğru mu?"

    casey affleck isimli arkadaşın mirsad türkcan olmadığını filmin ortasında anladım. acayip benziyor adam mirsad'a.

    bütün oyuncular başarılı. kısaca güzel film.
  • genelinde izlenebilir bir film olmakla birlikte seyirciyi şaşırtmak için suçlu rolü ondan buna, bundan şuna o kadar sık devrediliyor ki tam film bitti olay açığa çıktı diyorsunuz, asıl suçlunun daha ortaya çıkmadığı belli oluyor. silhouette'in de yazdığı gibi kahramanımızın yaptığı "seçim" sonrası kafalarımızda acaba'lar cirit atmaya başlıyor.
  • konusu ve sonu itibariyle insanı ters köşeye yatıran, senaryosu saglam, yonetmen ve oyuncularının gayet başarılı oldugu bir film. amerika'nın ürkütücü ve tehlikeli yonunu ozellikle açılıs ve kapanis planlarinda seyirciye cok iyi hissettiriyor. dogru her zaman dogru mudur ? ya da her zaman dogruyu savunması, uygulamasi gerekenler de yanlis yapmazlar mı ? insani zaaflar, aile ve sevgi üzerine dusundurucu ve derin bir film. son sahnelerde kucuk kızın gelecegi, buyudugunde onu bekleyenler yeni bir film seridi olarak geciyor gozunuzun onunden ve gozyaslarıniza hakim olmak zorlasiyor. (bkz: ben..)
  • öncelikle acilen;
    (bkz: tavuk götü tövbe tutmaz)

    biraz scorsese, biraz bağımsız, biraz temkinli.

    ilk yarım saat itibarı ile perihan ablanın küçücük mahallesi tadıyla genzi yakan film. devamını getirene hediyesi büyük. hiçbir şeyin değişmediği kasvetli bir durgunlukla, umutsuzlukla veda etse dahi dert etmeyin, kendinizden geçirip dalıp gitmeyi garanti ediyor sonunda. ağır ağır akan hikaye filmi bitirince burukluğu daha iyi hissedesiniz diye berraklaştırıyor zihninizi. velhasıl seyirciyi yormuyor. oyun oynamıyor.

    görkemi de burada saklı.