şükela:  tümü | bugün
  • kişiye göre de değişiklik gösterebilir; mesela ismail türüt erzurum'a kar yağınca rize'de üşüyen biridir; bu bakımdan hava durumcularının korkulu rüyasıdır.
  • meteorologlarin nasil olsa anlamiyoruz diye bizle kafa bulma yontemleri.
  • olcumu buyuk ihtimalle soyle yapiliyordur:

    bir adet teyze alinir.

    -teyzecigim, bu devrin genclerinde de hic is yok be.
    -ya ya, gecen gun carsida...
    ...
    -nerde o eski ramazanlar?
    -bizim zamanimizda...
    ...
    -havalar da cok isindi canim.
    -evet, evet. daha gecen gun nasil yamur yagiyordu.
    -hava kac derecedir ki acaba?
    -valla bi 35 derece vardir.
    -yaz kizim, hissedilen sicaklik 35 derece.
  • sevgili kişinin hissettridiği sıcaklıktır. bazen sıfırın altına inebilir.
  • kendisine sicak davranilan kisinin bu davranisi hissetmesi durumunda davranisin alacagi isim.
    karsit durum varyasyonlari icin

    (bkz: hissedilmeyen sicaklik)
    (bkz: karsiliksiz ask)
    (bkz: ayilik var senin hamurunda)
  • özel televizyonların açılması ve aralarındaki rekabetin artmasıyla öne çıkmış birimdir.
    şöyle ki, özel televizyonlar arasındaki ilk rekabet hava durumu programlarının izlenmesi ile ilgili olmuştur. magic box* havalı hülya ile hava durumuna yepyeni bir konsept kazandırmış, ülkemiz erkeklerini ekran başına toplamıştır. buna karşılık ali esinin sunduğu hava durumu bültenleri "kardeşim ben bilime saygılıyım" diyen kitleyi ekran başına topladı.
    işte bu hissedilen sıcaklık konsepti de yanılmıyorsam ilk olarak cnn turkun ülkemize kazandırdığı bir olgudur. haber teması işleyen ve alanda karşısında ntv gibi sağlam bir rakibi olan bu özel tv'nin kendisini ilk olarak göstermek durumunda olduğu alan hava durumu bültenleridir ve bunu hissedilen sıcaklık farklılaştırması ile başarmıştır.

    bu konsepte rakip olarak beklediğim "yaşa göre hissedilen sıcaklık", "burca göre hissedilen sıcaklık" * şeklinde konseptler vardır.
  • "hani 25 derece demişlerdi hava durumda sıcaklığı ben niye 45 derece gibi hissediyorum o zaman?" sorusuna muhattab olmak istemeyen hava durumu tahmincilerinin yan çizme cümlesidir.
  • insanın vücut sıcaklığını 37 derecede tutmaya çalışan sıcak kanlı bir canlı olmasından ötürü, yani termodinamik bir ısı kaynağı olması hasebiyle ortaya atılmış sıcaklık ifadesi. insan da bir taş, termometre, yahut kertenkele olsaydı çevresiyle aynı sıcaklığa gelene kadar termal enerji değişimi yapacak, hissiyat-zikriyat farklılığı yaşamayacaktı. lakin termal sensörleri, termometrede olduğu gibi çevreyle ısıl dengeye ulaşamayacağı için sıcaklığa dair algılayışı çevresiyle yaptığı ısı alışverişi miktarı ve hızıyla ilgilidir.

    insan, 37 dereceden küçük bir t sıcaklığındaki hava ortamına konulduğunda, vücut yüzeyi ile onu çevreleyen hava tabakası arasında 37'den t'ye bir sıcaklık gradient'i oluşana kadar hararetini etrafa yayar. (bu diff denklemler dersindeki boundry value problemlerindeki temel örneklerden olan ısı transferidir.) ve hava tabakası hareket etmediği, kendi öz enerjisiyle ısıttığı sıcak hava bir rüzgarla uzaklaşıp yerine soğuk hava gelmediği sürece t ne kadar küçük olursa olsun çevresiyle dengeye girdiği için ısı kaybı yaşamayacağından üşümez, mışıl mışıl uyuyabilir. insanı çevreleyen bu hava tabakasının sıyrılması için kuvvetli bir esinti gerekir, yoksa insan yürürken etrafındaki havayı (aura da diyebiliriz) beraberinde taşır, koşmuyorsa havayı yararak ilerlemez. yani sürekli esinti, daimi olarak dengeyi, oluşan gradienti bozar, hatta t sıcaklığındaki sınır koşullarını adamın suratına yapıştırır, ve insanın çevresiyle ısıl dengeye gelebilmesi için enerji harcamasına neden olur.

    harcanan enerjiyi belirleyen önemli bir faktör de ısı sığasıdır. ısı sığası, meşhur kelmacit formülüyle ifade edildiği şekliyle, bir maddenin sıcaklığını değiştirmek için harcanması gereken enerjiyi belirler. havanın nemi arttıkça ısı sığası artar, yani insanın vücut yüzeyinin çevresindeki havayı bir derece arttırabilmesi için gereken enerji miktarı artar. suyu çok nemli hava olarak düşünürsek, 0 derecede sokağa çıkmak ve 0 derecedeki denize girmek arasındaki üşüme miktarları karşılaştırılarak ısı sığasının üşüme üzerindeki etkisi anlaşılabilir. deniz jüüp diye enerjinizi emerken, nemsiz kuru hava ısı sığası düşük olduğundan sıcaklığını arttırmak için enerjiniz bitirmeyecektir. (keza, kazara yaklaşık -270 derece olan uzay boşluğuna düşmemiz esnasında bir anda donmamamızın sebebi de yine, madde yoğunluğu azlığndan dolayı ısı sığası düşüklüğü, dolayısıyla da konveksiyonla ısımızı aktarabileceğimiz bir ortamın bulunmayışıdır. ancak termal ışımayla ısı kaybedilir, o da o kadar önemli değildir)

    velhasıl, içinde hissedilen gibi bir ifadenin bulunması bu niceliğin bilimselliğine dair algılanışa zeval vermemelidir. hissedilen sıcaklıkla kastedilen, havanın nemi ve rüzgarın hızı hesaba katıldığında kişinin harcayacağı enerjiye denk enerji harcatacak kuru ve nemsiz havanın sıcaklığıdır.
  • insanın kendine yakışanı giymeyi düşünemeyecek hale gelmesidir. bağıl nem zaten amfibik canlı gibi hissettirirken, sıcaklığı 25 derece hissetsen nolur 35 derece hissetsen nolur. delirttiniz lan.