şükela:  tümü | bugün
  • gelin gençler, tartışmaya son noktayı koyuyorum.

    bu olayın yaşandığından adım gibi eminim. 87 doğumluyum. sınıf olarak her gün hugo izleyip, ertesi gün tüm tenefüsler kritiğini yapıyorduk. ama somut deliller sunmak lazım tabi.

    uzun araştırmalarım sonucunda bulduğum verilere göre; 20 kasım 1993 tarihli sabah gazetesinde yayınlanan, erdoğan sevgin'in köşe yazısı. olay tam olarak o tarihlerde bir yerde cereyan ediyor;
    [https://i.hizliresim.com/1mpnwa.jpg https://i.hizliresim.com/1mpnwa.jpg]

    unutmadan, tolga abi arabamı getir sana zahmet. *

    edit: arkadaşlar, tarih ile ilgili mesajlar geliyor. arşivleri dijitale aktarırken tarihleri giren arkadaşların hatası olabilir mi bilmiyorum, emin değilim. ama kalkıp da bir sene hata olarak atlamaz diye düşünüyorum, belki ay veya gün tarafında sorun olabilir. tarih kesin diyemem onun için ama bu şekilde görünüyor.

    edit2: tarih konusunda eminiz, köşe yazısı 20 kasım 1993 tarihinde yazılmış. muhtemelen haftada bir yazılan bir köşe. erdoğan sevgin'in yazısında bahsi geçen olacak o kadar programının tamamı;
    bölüm 111 - tarih 18 kasım 1993
    [https://www.youtube.com/…?v=jypiqhbxfm4&app=desktop https://www.youtube.com/…?v=jypiqhbxfm4&app=desktop]

    köşe yazısında bahsi geçen kısımlar;
    vatandaş aklını kullan, vaatlere kanma parodisi
    emeklilere doğum yardımı
    sezen cumhur önal'ın müzik yelpazesi

    agacin gokyuzuyle birlestigi yer'e teşekkürler.

    yine 18 kasım 1993 tarihli milliyet gazetesi, tv magazin sayfası; [http://i.hizliresim.com/rz0nnm.png http://i.hizliresim.com/rz0nnm.png]

    köşe yazısında bahsi geçen; trt'nin düzenlediği güzellik yarışması, olacak o kadar, asil nadir konulu arena programı bu yayın akışında mevcut. etsiz cig kofte olmaz'a teşekkürler.

    bu bir onur meselesi arkadaşlar! bir nesil şizofreniyle suçlanıyor, zan altında bırakılıyor.
    o video kaydını da bulacağım dostum, ne pahasına olursa olsun!*

    debe: teşekkürler ama olayın bu kadar büyüyeceğini tahmin edemedim, şu an resmen sorumluluk hissediyorum. dün atmış olduğum köşe yazısı hakkında "duyuma dair yorum yapıldığını, kanıt sayılamayacağını" söyleyen özel mesajlar aldım. çok üzüldüm açıkcası, beni çok yaraladı. şaka lan ne yaralayacak. bu beni gaza getirdi, daha derin araştırmalara indim.

    1 ekim 1993 tarihli tercüman gazetesi, barbaros yüksel köşe yazısı;
    [http://i.hizliresim.com/77dodn.jpg http://i.hizliresim.com/77dodn.jpg]

    bu bilgi daha net ve bu da ikinci kanıt. dostlar, bu fatality değil de nedir?*

    yalnız, üstad ferhan şensoy'un lafı tam bakınız vermelik;
    (bkz: siktiriniz ve yerinize oturunuz)

    ilgimi çeken bir detay var bu arada, olay ile ilgili haber bulamıyorum. canlı yayının çok tartışıldığı bir dönem. bu yüzden ellerindeki fenomen bir formatın yitip gitmesinden korktukları için haber yapılmasını engellemiş olabilirler. tolga abi'nin bu kadar net bir şekilde yalanlaması da bu yüzden sanırım. tekrar geleceğim, beni bekleyin.

    gyebe editi: linkler kurbağa olmuş, yenilendi. tolga abi lobisi iş başında. güzel bir yıl diliyorum, sevgiler.
  • uzun yıllar boyunca ben bu küfür eden çocuğu izlediğime inandım. bak olay gerçek mi değil mi onu sorgulamadım bile, izlediğime inandım. hatta anlattım aq sağa sola şöyle oldu böyle oldu nasıl hatırlamazsınız ya diye.

    geçenlerde tolga abi ile karşılaştım, adam şehir efsanesi dedi. dedim abi ben izledim ya nasıl şehir efsanesi, lan yok öyle bir şey neyi izledin dedi. haklı sanırım.

    ulan tolga abi'nin aa ama küfredersen hugo çok üzülür deyişi ses tonuyla beraber çınlıyor kafamda. deli çıkıcam yemin ederim.

    edit: yalanına sokuyumculara, tolga abi'yle karşılaştığım yer - türkiye inovasyon haftası etkinlikleri-, rastlayan sorsun.

    -hatta hiç ekranda göründüğün gibi değilmişsin abi
    + daha mı yakışıklıyım?
    - yok pantolon turuncu değil ya ondan şeyettim

    diyalogu da yaşadık. çocukluğum bu adamın programını izleyerek geçti, hugo çizgiroman hikayelerinin yayınlandığı aylık dergisini bile alırdım. adamla ilk karşılaşmamda bildiğin hıncımı çıkardım ya. biraz daha uzatsaydık hügonun da senin de amına koyim diyecektim neredeyse. hayır sen niye inkar ediyorsun kardeşim. ben zaman zaman dini inancımı bile sorgulayan adamım, buna öyle yürekten inanmışım. nasıl bu kadar net sekilde reddedebiliyorsun?

    edit 2: hugo'nun yıllarca yayından kalktığı dönemden önce, matrak futbol oyununun falan döndüğü, kanal 6'mı 7'mi ne onda yayınlandığı dönemlerde oldu, hatta hbb bile olabilir kanal. 93-96 yılları aralığında.

    debe:
    konu ile ilgili yığınla mesaj geldi, entry girildi. arkadaşlar kesin sonuçları toparlayalım.
    1- konu ile ilgili yayınlanmış herhangi bir video yok. capture.tv diye site vardı zamanında, o zamandan beri arıyorum ben bunu. youtube'dan falan eski anasını satayım. facebookta döndüğü iddia edilen video tamamiyle kolpa.

    2- hugo programı dönem dönem yayınlandı, bahse konu olay entryde de ifade ettiğim üzere 93-96 yılları aralığında gerçekleşti. sonradan bu çılgın devekuşu vs. oyunlarının döndüğü hugo ile ilgili bir durum değil. orada da küfür olmuştur, olmamıştır bilemiyorum. ben 87'liyim, güç bela hatırladığım bir dönemde yaşandı. 90 sonrası doğumlu kardeşlerin kasmasına gerek yok hatırlamak için. sizin izleme ihtimaliniz sıfır.

    3- söylediğim gibi izleyip izlemediğimden kesinlikle emin değilim ama hatırladığım haliyle ve izlediğini ifade eden diğer arkadaşların paylaştığı hikayelerle örtüşen çok kısım var. çevirmeli telefon olması sebebiyle oynayamadığını ve canlarını hiç hamle yapamadan kaybettiğini hatırlıyorum. en azından öyle kodlanmış beynimde. tolga abinin durumu idare etmeye çalıştığını ve çocuğun söylediği bir cümlenin üzerine tolga abinin "ama küfür edersen hügo çok üzülür" dediğini ve çocuğun "hügonun da amına koyim senin de amına koyim" dediğini hatırlıyorum, ki entrydeki cümlemde oraya atıftı aslında. kanal konusunda emin değilim. kanal 6'da izledik hugo'yu bu net, hatta ben hugo'dan ziyade matrak futbol oyununu beklerdim hep. hbb diyen arkadaşlar var, ki çağrışım yapıyor, muhtemelen kanal o. arşivlere ulaşabilir miyiz onu bilemiyorum.

    4- tolga abi'nin kesin olarak durumu reddetmesi olayın gerçekten şehir efsanesi olma ihtimalini güçlendiriyor, çünkü benim hatırladığım kadarıyla (yalan olabilecek konu ile ilgili anılardan çıkarım yapmak da efsane tabi) tolga abi gayet soğukkanlı ve net karşılamıştı olayı.

    5- okul filmi ile ilgili yığınla mesaj geldi. izlemiştim zaten filmi. filmde zaten bu efsaneye gönderme yapılıyor. konu ile ilgili bir kanıt, kayıt sayılamaz.

    6- açıkçası tolga abi'nin sözüne de çok güvenemiyorum. 50 yaşında iken 25 yaşında gibi gözüken adama inanacak kadar saf değilim. öyle 50 yaşında adam mı olur lan.

    7- http://www.hurriyet.com.tr/…dya-tartisiyor-40043379 unknowns arkadaşımızın konu ile ilgili destansı çalışması hürriyet'te yer bulmuş.
  • simdi konuyu kaciranlar ve ozet gec picciler icin bazi delilleri ve ipuclarini toparlamak gerekirse;

    1) konuyla alakali 18 kasim 93'te milliyet'te erdogan sevgin' in kose yazisi: https://i.hizliresim.com/1mpnwa.jpg kendisinin izlemedigini ama bir arkadasindan duydugunu belirtiyor.

    2) 1 ekim 93'te tercuman'dan barbaros yuksel'in kose yazisi: https://i.hizliresim.com/a2nr5d.jpg net bir sekilde kendi izledigini soylemese de yazinin uslubu duyum degil sahit olunan bir olayi anlatma seklinde. iki kose yazisiyla ilgili unknownsun tolga abi'ye buyuk darbe olan entrysi icin: (bkz: #57879636)

    3) konuyla ilgili tolga abinin (nerdeyse 30 yasina geldik adama abi diyoruz hala aq) ortagi alphan manas da once olayi dogrulayan ama sanki dalga da gecermis gibi gorunen bir twit atti. fakat sonrasinda hurriyet'e cok daha net aciklamalar yapmis. ozetle diyor ki olay yasandi, tolga da kendisi bana anlatmisti o zaman. baglanan kisi adanali, ve burada onlarca entryde de anlatilan sekilde once hugo'ya (hasaa) sonra tolga abiye kufrediyor.
    edit 5: alphan manas kendi sitesinden bir aciklama daha yapmis, bu sefer ise kufreden cocugun kirklareli'nden oldugunu ve isminin ulas tokus oldugunu soyluyor: http://www.alphanmanas.com/…racaktim-tvye-arkadasi/

    4) bir de bu basliktaki ilk entrylerin birinde 2004 yilinda kufreden cocugun ismini yazan bir entry var, ramazan akarsu olarak belirtilmis cocugun adi.

    simdi oncelikle bu gazete kupurleriyle bazi liselilerin iddia ettigi gibi bunun ilk internet doneminde uydurulmus bir efsane olmadigini kesin olarak kanitlamis olduk. biz zaten biliyorduk bunu da hayata gozlerini youtube'la acmis nesil icin gerekli kanitlari 93 yilindaki gazete kupurleri vermis oldu. edit1: 93 yili demisken konuyla alakali bir baska taniklik ve hugo'nun bizim nesil icin onemi icin (bkz: #57915732)

    bunun disinda, buradaki onlarca yazarin kayda gecen tanikliginin yani sira iki kose yazari, ve bir de tolga abi'nin o zamanki ortagindan da taniklik saglamis olundu. ayrica olayin gelisme sekli de neredeyse birbirinin tipatip aynisi, cocuk 'hugo'nun aq' diyor sonra tolga abi araya girince 'senin de aq' diyor ona. bu uydurulma bir sehir efsanesi olsa birbirinden farkli versiyonlari gelismis olurdu. butun anlatimlarda ise, cocugun memleketi haric (ki dogru hatirlanmasi zor ve maniplasyona acik bir detay) akislar birbirini tutuyor.

    edit4:'xquazzar' kose yazilarindan birinin sahibi olan barbaros yuksel'e ulasmis ve kendisi su yaniti vermis. ozetle diyor ki programi ben bizzat izlemistim.

    sahsen benim bu olayin yasandigina dair tolga abi'nin tahlihsiz aciklamasindan sonra olusan ufak suphelerim yukaridaki kanitlardan sonra kayboldu. ama tabi ki nihai kanit kaydin ortaya cikarilmasi olacak. bunun icin kendisi veya yakinlari medyada calisan arkadaslarin bir el atmasi lazim.

    olayin kanal 6'da gectigi ve uc asagi bes yukari tarihi (93 eylul-ekim) kesinlesti. maalesef o gunden bugune kanal 6 cok sayida el degistirmis: https://tr.wikipedia.org/wiki/kanal_6 ahmet ozal'dan ilicak'a, uzan'a kadar kanala el atmayan kalmamis resmen. zaten buyuk ihtimalle bu yuzden de eski kayitlarin ortaya cikmasi cok zor. ama bir noktada kanal 6'da calismis veya calisan birisini taniyanlar el atarsa imkansiz olmamali.

    edit2: (bkz: #57898577) bu entry'e gore arsiv atv'de de olabilir, kanal 6'nin vikipedi sayfasinda da soyle yaziyor: "ardından aynı yıl [2001] içinde cem uzan'ın sahibi olduğu star medya grubu bünyesine katıldı. ancak cem uzan, kanal 6'nın o döneme kadarki arşivini atv'de bırakarak, yalnızca isim hakkını satın aldı." dolayisiyla arsiv varsa atv'de gibi gozukuyor.

    su tolga abi'nin ortagi olan adamla iletisime gecmek de bir adim olabilir. bunun disinda bir de ramazan akarsu adinda tercihen adanali 80ler veya 70lerin sonunda dogmus bir arkadasi ariyoruz. (edit3: thegirlwhocametostay adanali bir ramazan akarsu'nun muhtemel esgalinin yer aldigi bir haber gonderdi. sanki 2010'da daha yasli gorunmesi gerekir bu arkadasin - surdaki habere gore de 24 yasindaymis, yani 93te 7 yasinda - ama bizim ramazan olma ihtimali de yok degil. tolga abi bombayla kokunden cozmeye calismis sanirim.)

    birkac kisi de gelip ne olaymis sol frame'i kac gundur isgal ettiniz filan yazmis. ulan dalyarak bu baslik olmasa sanki sol frame ilim irfan yuvasi. bir gercegi ortaya cikarmaya calisiyoruz surda, ilgilenmiyorsan siktirgit tiklama.

    ve son olarak; (bkz: gerceklerin gunun birinde ortaya cikmak gibi kotu bir huyu vardir)
  • vukuatın bir canlı tanığı olarak, tolga abimizi gerçekleri itiraf etmeye çağıriyorum buradan. yemin içiyorum ki kulaklarımla duydum o veledin "hugo'nun a. koyayim" demesini. tolga abi' nin" aaa sen nasıl konuşuyorsun, çok ayıp " çıkışına müteakip bebe" senin de a. koyayım" demişti. arkadaşımla birbirimize bakıp, o heyecanla televizyonun içine giriyorduk resmen..

    büdüt: bu konuda, savaş gazileri röpörtaji tarzı bir belgesel teklifine açık olduğumu belirtmek istiyorum. başıma bir şey gelmeyecekse eğer..*
  • başlıkta defalarca yazılmıştır da, bir de biz tekrar edelim;

    canlı yayında dinledik lan bu çocuğu. neyin psikolojisi, bilmemnesi amk. o zamanlar internet yok, canlı yayını videoya kaydedecek ortam yok (olsa bile sabah sabah kim kaydetsin lan çocuk programını kanal 6'dan başka). evde de konusu olmuştu. hatta o zamanların milli eğitim bakanı avni akyol'du ve kredili sistem getirmişti amk. 144 krediyi alan mezun oluyordu liseden. hayatımız başka başka sınıflarda derse girmekle geçmişti lisede. bir çoğumuz liseyi dışarıdan bitirmiştik. açık lise vardı. ben nereye geldim amk.

    edit: mesaj kutusunun amına koymuş amk ergenleri. yok mandela etkisi, yok halüsinasyon v.s v.s

    olm sizi parayla mı veriyorlar ibneler. amk ergenleri internetle doğmuş, doğduğu anın videosunu oturup elinde bira izleyebiliyor, gelmiş mandela diyor halü diyor, yok püskevitim nerde diyor. lan siz nereden bileceksiniz zaten mandela'yı at yarakları. halüsinasyon demişken tansu çiller'i hatırlattılar, diyemediydi garibim zamanında bunu. şimdi buna da yok yaaaeee mandela etkisi derler bak. siktimin teknolojisi işte.

    edit2: açık lise şimdi de var diye mesajlar geldi. elinizin altında sizi büyüten internet var dedik mi? dedik. bu amk internetini kullanarak açık lisenin 1992 yılında kurulduğunu görebiliyor olmanız lazım değil mi? ama ne var? hava var, artistlik var. lan olum adamlar kredili sistemi getirdiler ve ellerinde patlayınca açık liseyi getirip bari oradan bitirsinler liseyi dediler. hatta 95'te fazladan 14 kredi verdim. öyle kaldı fazladan verdiğim derslerin kredileri falan, hibe ettim liseye. alın amk aç köpekler der gibi.

    nereden nereye geldi entry bile amk. tarihçi olduk ergenler yüzünden. hugo'nun da ta amk bu arada.

    son edit: sabah değil, akşamüstü yayınlanıyordu diyenler var. olabilir, ben lisedeydim olum düzenli olarak hugo mu izleyecektik amk. hem kredili sistem vardı diyorum. kredili. vay amk ahahaasdgfhk
  • arkadaşlar herkes bir şeyler yazmış ama bu yazdıklarım bu konuya ışık tutacak. şimdiye kadar neredeydin diyebilirsiniz ama ben de belgeler ile geldim. gelin anlatıyorum:

    '88 doğumlu biri olarak hugo'ya ait her şeyi birebir hatırlıyorum çünkü tam anlamıyla delisiydim. çocukluğumun başlarında karşıma çıkan bu tek dişi kalmış canavar hayatıma girdiği ilk günden beri benim bir numaralı kahramanım olmuştur ki şu gün bile hala severim.

    tolga gariboğlu hugo formatını getirdiği zaman çocuklar arasında tam bir çığır açmıştı. bense evin tek çocuğu ne zaman hugo başlayacak diye her gün kafayı yiyordum. buraya yazılanlar arasında göremedim, hugo formatı geldiği zaman hugo'ya ait eşyaları satan bir 0800'lü hat vardı. ben o zamanlar bu hatları arayıp tonla (küçücük halimle) sipariş verip hugo'ya ait ne var ne yok istemiştim. hatta 1 hafta sonra siparişler kapımıza geldiği ve annem kargoyu gördüğü vakit "küçücük çocuktan nasıl olur da sipariş alabiliyorsunuz, pes vallahi!" diye kendileriyle kavga etmişti; bir nevi hugo sipariş hattı rezaleti de diyebilirsiniz. e tabi hugo delisi olduğum için annem bu siparişi geri çeviremedi ve almak zorunda kaldı.

    bu olayların arkasından hugo sevgisi iyice artan ben, yarışmaya katılmak istedim. o zamanlar yarışmaya katılabilmek için ya sabahtan telefonla arayıp kayıt yaptırmanız gerekiyordu ya da hugo fan club kartıyla adınızı yazdırmanız. ben her sabah 7'de kalkıp aramaya başlardım hugo'da yarışabilmek için. hatta ananemlere bir keresinde taa o zamanlar benim yüzümden "60 milyon" civarında telefon faturası gelmişti; çok da fena dayak yemiştim ama işin ucunda hugo'da yarışmak vardı.

    hugo dergisinin her sayısını alan ve içindeki resimleri, hikayeleri hatim eden ben oturduğumuz semtte, gittiğim anaokulunda, akrabalar arasında ve hatta nerdeyse istanbul'da bir numaralı hugo fan'ı olarak anılmaya başlanmıştım. çoğunuz bilmez, hugo'nun kasedi vardı ve bir ablamız cadı sila ve hugo'nun hikayesini anlatıyordu. hikayede hugo ailesini kurtarmak için tüm engelleri aşar, ailesinin hapsolduğu mağaraya gelir ve 1-2-3 numaralı kollardan 2 numaralı olanı seçip (1-3 numaralı kolları seçmez çünkü 13 numarası uğursuzdur) ailesini kurtarır ve mutlu sona ulaşırdı. hugo manyağı ben, gözüm kapalı hugo ve ailesinin resimlerini çiziyordum, anaokulunda kaç kere hugo dalında birinciliğim vardı. işte onlardan bazıları (arşivimle geldim demiştim):

    1) http://i.hizliresim.com/bj9gpv.jpg
    2) http://i.hizliresim.com/dkmg9l.jpg
    3) http://i.hizliresim.com/5mqqjq.jpg
    4) http://i.hizliresim.com/a5gkjx.jpg
    5) http://i.hizliresim.com/4b9mnq.jpg
    6) http://i.hizliresim.com/jnwljb.jpg
    7) http://i.hizliresim.com/zrybnd.jpg
    8) http://i.hizliresim.com/gog0j7.jpg
    9) http://i.hizliresim.com/ylj3ka.jpg
    10) http://i.hizliresim.com/bdgyop.jpg
    11) http://i.hizliresim.com/w1oqjl.jpg

    daha sonra tahmin edeceğiniz üzere benim gibi bir hugo delisi hugo'da yarıştı. ilk yarışmamda (evet 2 kere yarıştım ama 2. yarışmam programın diğer formatına denk geliyordu) tren ve dağ yollarını seçmiştim ve 350000 puan kazanarak sona ulaşmıştım ama sonunda ailesini kurtaramamış ve elenmiştim (hatta 2 numaralı kolu seçmiştim :) ) her gün hugo'yu deli gibi bekleyen ben, kasım'ın ortalarında ( iyi hatırlıyorum çünkü anaokulundaki en iyi arkadaşımın doğumgünü 11 kasım'dı diye hatırladım ama yanlış hatırlamışım; 2 ocak'mış.) hugo yayından kaldırıldı ve ben deli gibi zırlamaya, ağlamaya başladım. bekle, bekle yok anasını satiym. neden yayınlamıyordu? kafayı yiyordum, annemin çiçeklerini koparıyordum sürekli, okulda çocukları dövüyor, öğle aralarında uymuyordum. daha sonra annem en sonunda beni alıp kanal 6 stüdyolarının yolunu tuttu. ben yolda stüdyoya gidene kadar (annem anlatır) sürekli "beni hugo'ya götür" diye ağlamışım. kanal 6 stüdyolarında (böylece hbb mi kanal 6 mı tartışmalarına bir son vermiş oluyorum) hugo programı departmanında çalışan yetkili kişilerle annem konuşur ve anneme "yaşanan küfür olayından dolayı programa ara vermek zorundayız" denir. eve gelince bana bu olayın ne olduğunu anlatmaya çalışan annem "biri hugo'yu hiç sevmemiş ve tolga abi'de bu durumdan dolayı üzülüp, biraz ara vermek zorunda kalmış" diye de 100 defa söylemiş bana. bu olay da ya ocak 1994'te oluyor, annemin günlüğünde yazıyormuş sanırım, onu da uygun olursa postlıcam.

    bundan yıllar önce hugo'nun formatı değişip (don crocco mu neydi) bir daha yarıştım ve o yarışmadan sonra şans eseri tolga abi'yi profilo alışveriş merkezi'nde gördüm. aramızda şöyle bir diyalog yaşandı; sene 2005:

    - tolga abi adaşın olarak söylüyorum, o küfürden dolayı program yayından kaldırıldığı zaman ne kadar üzüldüğümü bir allah bir de hugo bilir haberin olsun.

    + evet ama kanal 6'nın aldığı bir karardı, o yüzden kabul ettik.

    arkadaşlar böyle bir olay oldu kısacası. şimdi dağılabilir ve rahatça uyuyabilirsiniz.

    not: hugo fan club kartımı da en kısa zamanda bulup buraya postlıcam.

    edit 1: madem bu kadar fan'ıydın küfür edilen programı izlemedin mi diyenlere cevabım: tabiki izlemisimdir ama o küçük yaşta küfürün küfür olduğunu anlamak ve buna tepki vermek imkansızdır. zaten hugo'yu izlerken hep tek başıma bırakılırdım çünkü transa geçerdim :)) yani annemin şans eseri bu küfürü duyması diye bir olay yok ne yazık ki.

    edit 2: içimde bir kıpırtı var. seni bulacağız oğlum, seni bulacağız.

    edit 3: arkadaşlar günlük ışık tuttu. şöyle ki:

    annem günlüğü ara ara tutmuş. yani haftada 2-3 kere. mesela benim ilk hugo'ya katıldığım tarih '93 temmuz ayına tekabül ediyor. bu aydan sonra günlükte hugo'nun yayından kaldırılmasına dair bir şey yok. ama kasım ayında yukarıda yazdığım olay tamamen gerçek. bu küfür olayı eylül'de oluyor ama yayıncı kuruluş yani kanal 6 bir şey olmamış gibi yayına devam ediyor. hatta ekim ayında yazılan bu yazı bu olaya ışık tutan yazılardan biri. burada benden yaşça büyük yazar arkadaşlar demiş ki "biz arkadaşlarla okulda bu olayı konuşuyorduk." yani bu olay eylül ayında oluyor. e peki 1993 senesinde okullar ne zaman açılmış? 13 eylül. 13 eylül'den 30 eylül'e kadar 17 gün var. olay bu 17 gün içerisinde oldu ve bundan adım gibi eminim. çemberi daha da daraltmak gerekirse bence bu olay 27 eylül 30 eylül arasında oldu. neden mi? çünkü 1 ekim 1993 cuma gününe geliyor ve barbaros yüksel bu haftayı bomba bir yazı ile bitirmek istemiştir.

    bu arada annemle kanal 6 stüdyolarını ziyaretimiz 7 ocak 1994 imiş. zaten 1994 senesine ait bir program bulunmuyor.

    eğer kanal 6'nın video arşivine ulaşılabilirse 27-30 eylül 1993 tarihlerine bakılabilir.
  • bak bu olay tarihsel anlamda da çok ilginç bir olay. 1990 -1995 arası yaşanmış bir olay olmasına rağmen “oldu mu olmadı mı, yaşandı mı yaşanmadı mı?” tartışmaları gırla gidiyor. bir de milattan öncesi için yaşanan olayları düşün...
    bizi bu kadar merakta bıraktığı, bu kadar tartışmaların içine gark ettiği için “hugo’nun aq!”

    edit büdüt:

    benim hatırladığım kadarı ile şöyle bir diyalog yaşandı:

    çocuk 3 hakkını da bitirdi. ama tuşlarla ilgili bir sıkıntı yaşıyordu. bok gibi oynadı bu yüzden. sonra "tüh allah belasını versin!" gibi bir şey söyledi. tolga abi de hem sevecenliğini yitirmeme hem de tatlı bir dille uyarma babında hafif kırıtarak ama hafif de yüzünü ekşiterek "böyle şeyler söylersen hugo çok üzülür ama!" gibi bir şey söyledi, bunun üzerine çocuk da "hugo'nun da amına koyiim!" demişti.
  • ben de bu olayin yasandigini hatirliyorum. hatta olayin ertesi sabahı sınıfta geyigi olmustu. şebelek suratlı tolga abi cikip itiraf etse ne olacak, neden bu kadar ketum davraniyor bu konu hakkinda hic anlayamiyorum. olayi canli izleyen bircok insan varken, insanlari salak yerine koyup inkar etmenin amaci ne olabilirki. gecen sene yine bu konu acilmisti. hatta o gun programda olan, kameraman ya da, sette calisan birisi twitter hesabinda olayin yasandigini itiraf etmisti. tolga efendi de amerikadan donunce bu iddiaya yanit verecegini soylemisti yanilmiyorsam. ve o gunden beri tolgadan ses seda yok. kucukken hugoyu izleyenler hatirlar mi bilmiyorum ama, tolga abi o zamanlar bile tahammulsuz ve egolari olan bir insandi. cidden amina koyayim tolga abi. cocuk hicte haksiz degilmis.
  • bu nasıl bir efsaneyse, tolga abi hariç herkes, ama herkes bu çocuğun varlığını ve olayın gerçekliğini kabul etmiş durumda.

    dolayısıyla tolga abi'nin "olmadı" falan demesine hiç gerek yok.

    "aslında olmayan bir şeye herkes inanıyorsa, o artık olan bir şeydir"..

    oha ne güzel laf ettim lan..

    bundan fasikül fasikül psikolojik, sosyolojik, teolojik çözümleme yaparım ben..
  • hadis çalışanlar için ilginç bir olgu. herkes ben duydum diyor. tüm zincirlerden doğrulanıyor. çok sahih bir hadis yani...