şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
  • alparslan turkesle beraber, ikinci dunya savasina hitlerin yaninda girmemiz gerektigini savunan kisilik yapisi.

    not: 3 buçuk sene sonra kötüleyen ulvi moron ya da moronlara derim ki, yukarıdaki iddianın aksini ispat edersen(iz) özür dileyip sileceğim ve moron sözümü geri alacağım. ama bunu okuduktan sonra bana mesaj atıp "yok böyle bir şey" demek yerine sadece kötülemişsen(iz) böyle bir şey yazmış olmaktan gocunmamaya devam edeceğim!

    yok ama bu insan çok güzel şiirler yazıyordu di mi... yuh olsun bize... sırf şiirleri yüzünden mazur görmeliydik onu.

    şartlı refleks muhafazakarları sizi! (bunu geri almıyorum)
  • bozkurtların ölümü adlı romanı bir faşist kült olarak türk yazın tarihi'ne geçmiştir.
  • bozkurtların ölümü ve dirilişi eserlerinde kamu yararı için bireyin feda edilmesini güzel biçimde işlemiş yazar.

    edit, hatırlatma:

    romalılar, sevmediğiniz insanların iyi yönleri olabilir. şaşıracaksınız bu yönler başkalarının hoşuna bile gidebilir.
  • butun ulkuculerin ic gudusel yani. samimi irkci. butun ulkuclerin ustunu kaziyin altindan nihal atsiz cikar. kurtler hakkindaki ufuk acici fikirlerinden bir kesit:

    "evet... kürt kalmakta direnir, dört beş bin kelimelik o iptidaî dilleriyle konuşmak, yayın yapmak, devlet kurmak istiyorlarsa gidebilirler. biz bu toprakları oluk gibi kan dökerek; gürcülerin, ermenilerin, rumların kökünü kazıyarak aldık, yine oluk gibi kan dökerek haçlıların savaşçı şövalyelerine karşı savunduk. kürtler 1839 yılına kadar askerlik bile yapmadılar. viyana’dan yemen’e kadar her yerde türk ırkının kanı sebil gibi akarken onlar yaşadıkları dağlarda ve köylerde keçilerini güttüler ve fırsat buldukça hırsızlık ve yağmacılık ederek yaşadılar. iran’la yaptığımız savaşlara yardımcı diye geldikleri zaman da daima fırsat kolladılar ve türk ordusunun yenildiği çarpışmalarda bu sefer iran’la birleşip onu vurmaktan geri kalmadılar. birinci cihan savaşı’nda bize topyekûn ihanet eden ermeniler, yerleşik türk halkını vahşi bir kırgınla bitirmeseydi ve dağlarda, sarp köylerde yaşayan kürtler bu kırgından kurtulmuş olmasaydı bugün çoğunlukta oldukları illerde de azınlık olarak kalmakta devam edeceklerdi. fakat yüzde yüz çoğunlukta olsalar bile türkiye’nin herhangi bir bölgesinde devlet kurmak hayalleri, hayal olarak kalacaktır. yunanlıların bizans, ermenilerin büyük ermenistan kurmak hayalleri gibi... onun için türk milletinin başını belaya sokmadan, kendileri de yok olmadan çekip gitsinler. nereye mi? gözleri nereyi görür, gönülleri nereyi çekerse oraya gitsinler. iran’a, pakistan’a, hindistan’a, barzani’ye gitsinler. birleşmiş milletlere başvurup afrika’da yurtluk istesinler. türk ırkının aşırı sabırlı olduğunu, fakat ayranı kabardığı zaman kağan arslan gibi önüne durulmadığını, ırkdaşları ermenilere sorarak öğrensinler de akılları başlarına gelsin."
  • kendi kokenlerini arastirdiginda turk olmayan izler bularak vaktinde bunalima girmis olan akillara ziyan kisilik.hakkinda bu kadar laf cok bile...
  • kitaplarından birinde nazım hikmet için:

    -----------------------------------------
    "acaba bu nazım hikmetof yoldaşın san'atta ne değeri var? bazı budalalar tarafından asrın en yüksek şairi olduğu bile ilan edilen bu sanso pansa`nın şairliği hakikaten 100 numara mıdır? bana sorarsanız sıfır. şiirin bir tarifi vardır. nazım hikmetof yoldaşın hezeyanları o tarife sığmaz. san'atta dar bir çerçeve içinde kapalı kalmak taraftarı değilim. fakat tulumbacı argolarını, zevk fesadına uğramış naraları da san'at diye kabul edemem. aklı başıda kimse de kabul edemez. şiir vezinle ve kafiyeyle olur. böyle olmuyan yazılara nesir derler. gerçi nesirde de şiir yapılır ama bu, manzum şiirden daha güç, daha san'atkarane birşeydir ve hikmetof yoldaşta bunun zerresi yoktur. nitekim gölgesi orhan selim`in yazıları da meydandadır. işte nazım hikmetofun san'atından parçalar:

    bana bak:
    hey!
    avanak!

    * * *
    trrrrum,
    trrrrum,
    trrrrum!
    trak tiki tak!
    makinalaşmak
    istiyorum,

    * * *
    şiirlerim içilmez
    ingiliz tuzu gibi.

    hakikaten, ingiliz tuzunu, moskof mushili içilerek yazılmış olan bu satırların üzerine içmek daha doğru olur. sonra trrrrum diye makine taklidi yapmak hangi şiirin ve hangi zevkin kabul edeceği şeydir? şiir yalnız taklidi lafizlarla mı meydana gelir? kelimelerin ahengi yok mudur? hikmetof yoldaşın ağzındaki teneke düdüğün sesine çelik pistonlu makinelerin iniltisidir diyebilir miyiz?" ...
    -----------------------------------------

    seklinde gayet leziz saptamalarda bulunmuş, şiirin bir tarifi vardır efendiler demiş, ardından aşağıdaki müthiş dizeleri döktürmüştür:

    -----------------------------------------
    unutma

    yetmiş gün bir öksüz gibi yaşadın;
    annenin gittiği günü unutma!
    senin için kendini harcayan kadın,
    unutulmaz oğlum, onu unutma...

    mezarı olursa koy bir kaç çiçek,
    babanın rüyası olunca gerçek.
    istersen dünyada her şeyden el çek;
    bayrağı, ırkını, dünü unutma!

    anneni konuştur getirip dile;
    anlatsın nasıldı çektiğim çile.
    gurbette tükenip dönmesem bile
    unutma oğlum hiç, beni unutma!
    -----------------------------------------

    vatandas abuzer diye bir kitapta, (buyuk ihtimalle nihal atsız'a ithafen) bir milliyetçinin ağzından, nazım hikmet'in güneşi içenlerin türküsü şiirine ; "akın varmış, güneşe akın, güneşi zapt edeceklermiş. ne demek lan güneşi zaptetmek. güneş zaptedilir mi hiç, adam anında erir karşısında... işte komünistler böyledir. bunun gibi abuk subuk isteklerle halkı gaza getirirler, sonra saf vatandaşlar, ulen du bakalım, guneşi fethedince bir iki donum arazi bize de verirler belki diye, bunlarin peşinden giderler..."
    diye giden bir taslama mevcuttu. ilk okuduğumda, yazar mesaj için, işin mizah tarafını fazla zorlamis diye düşünmüştüm, lakin nihal atsız'ın bir kaç paragraf yazısını okuyunca, öyle kalakaldım... gülemedim bile. bir sigara yaktım, derinlere daldim...
  • atsız ülkücü mü olurmuş dedirten hede..
    (bkz: at avrat silah)
  • askeri okulda öğrencilik yıllarında arap asıllı olduğunu bildiği bir subaya selam vermediği için askeri okuldan atılmış.
    hayatının ilerleyen bölümlerinde sebahattin ali ve nazım hikmet ile mücadele etmiş. şaman olarak kalmayı tercih etmiş... sürülmüş, yargılanmış oğlunu komünistler kapmış.... ülkücü arkadaşlar için kötü bir referans. ve hepimiz için... tüm dünya insanları için çok kötü bir referans.
  • oğlunun komünist olduğunu bilse ne yapardı acaba
    (bkz: yagmur atsız)
  • sitesindeki resminin ilk bakışta führeri andırmasının tesadüf olduğunu nedense düşünemediğim kafatasçı şahsiyet.düşmanları dizelerken nasıl olmuş da türkleri unutmuş şaşılacak şeydir.