1. ülkenin kendi yapısal özelliklerinden yola çıkarak dış pazarda satabileceği,en kar getiren, yerli üretimi yapılabilecek ürünü/ürünleri belirleyerek bunun üzerine kurulu bir sanayileşme stratejisi oluşturmasıdır. devletin buna yönelik çeşitli teşvikleri olması beklenir.

    kahve anlatımıyla;

    buralarda ne yetişiyo? x
    bunu alamanlar neyim alır mı? evet
    haydin ozaman bi fabrika dikek.

    *ukte
  2. uygulatılan ülkelere iktisatçı çevrelerde hayvan lakapları uygun görülmektedir. burjuva iktisatçısı çevrelerde tabi. yürü aslanım der gibi;

    (bkz: kelt kaplanı)
    (bkz: asya kaplanları)

    yenisi de var;

    (bkz: baltık kaplanı)
  3. eğer ithalatınızı finanse edememe gibi bir sorununuz varsa haliyle uygulamanız gereken bir politikadır. türkiye 24 ocak kararlarıyla bu modele geçiş yapmıştır.
  4. üretim bazlı ticaret çerçevesi içerisinde değerlendirilmesi gereken ve ekonomik pozisyonumuz itibariyle "başkasının malını alıp birbirine satma" tipi piyasaları kurtarmak için en büyük ümit gibi görülen ekonomi politikasıdır.
  5. hammadde ihraç etmediğiniz sürece menfaatinize olan bir sanayileşmedir.
  6. ucuz işgücü, sendikasızlık-örgütsüzlük ile artı değerin maksimizasyonunu da getirir grafikte.

    fason sanayii de geliştirilir ithal ikameciliğin montaj sanayii oluşturması gibi.
  7. şili mucizesi dedikleri şili örneği göstergelerden biridir. ekonomi büyür de kime büyür tabi.
  8. ihracat öncülüğünde büyüme stratejisi, geç-kapitalistleşen ülkelerin, mukayeseli üstünlüğe sahip oldukları malları (ki bunlar talep ve gelir esneklikleri az olan gıda maddeleri ve hammaddelerdir) üretip ihraç etmesi fikrine dayanır. bu büyüme modelini uygulayan ülkelerin uluslararası pazarla bütünleşeceği ve bu bütünleşmenin yaratacağı ivmeyle büyümenin artacağı ve böylece döviz darlığı sorununun çözüleceği gibi bir hipoteze dayanır. bildiğimiz klasik imf önerilerinden oluşur: deregülasyon, özelleştirme, kamu harcamalarını kısma, mali sermayeyi serbestleştirme, ücretleri satın alım gücünü bastırma vs.
    bu birikim stratejisine bir de hegemonya projesi eşlik etmektedir. tüm nüfusu maddi ve sembolik tavizlerle içerip desteğini alan bir sınıfsal uzlaşma stratejisi olan tek sınıflı hegemonya projesinden (ithal ikameci sanayileşme) farklı olarak ihracat öncülüğünde büyümeye dayanan birikim stratejisi iki uluslu kısmi hegemonyaya dayanan sınıfsal uzlaşma projesidir. tüm nüfus içerilmeye çalışılmaz, nüfusun stratejik bakımdan öneme haiz kesimlerinin desteğinin alınması hedeftir. geniş halk kitleleri gözden çıkartılmıştır.* bu neo-liberal model türkiye’de 24 ocak-12 eylül dönemiyle yaşanmıştır. türkiye'de bu geçiş 24 ocak 12 eylülün sağladığı koşullarla hayata geçirildi. seçim yoluyla da olsa hesap vermek zorunda olmayan askeri yöntemlerle emek piyasasının ekonomi-dışı (askeri) araçlarla zapturapt altına alınmıştır. haliyle şu kolaycılığa düşüldüğü sonucuna varılmasın, sermaye birikim modeli tıkandı, ordu geldi meseleyi çözdü. aksi halde, reagan amerikasında ve thatcher ingilteresinde nasıl oldu da normal parlamenter yollarla bu geçiş sağlandı biçiminde gayet meşru soru karşımıza çıkar. yoktur bir eşimiz, dünya-tarihsel bağlam içine oturmayız, nev-i şahsına münhasırız diyen biz bize benzerizci tikelci bir ontolojiye dayanmıyorsak bu kolaycılıktan vazgeçmeliyiz.

    * tek ulus, iki uluslu hegemonya projeleri için, bob jessop, state theory: putting the capitalist state in its place, londra: polity press, 1990

ihracata yönelik sanayileşme hakkında bilgi verin