şükela:  tümü | bugün
  • imkansız bir aşkla yaşanan on yıla..

    birine adanmanın, kendi hayatımdan kaçmanın bir yolu olduğunu anladım..kendimi düşünmekten çok daha kolaydı, başka birinin mutsuzluğunu düşünmek ve mutlu etmeye çabalamak..uzun yıllar boyu..

    -yaşama tutkumu kaybediyorum..her gün aynılığında, düşlerimi yitiriyorum..bir anda saatler geceyarısını gösteriyor ve balkabağı ile kalakalan bir kız çocuğuna dönüşüyorum- yazmışım bir peçetenin üzerine..ne para, ne işler, ne dostlar..herşey önemini yitiriyor böyle anlarda..

    kendime ait bir hayat istediğimi anladım..sadece bana ait bir hayat..acıların, düş kırıklarının, korkuların, olması gerekenlerin, adanmışlıkların, başkalarının kurallarının yönetmediği bir hayat..pişmanlık gibi değil..gitme zamanının geldiğini nasıl anlayabilir insan..nasıl anlatabilir..yalnızlığı özlüyorum, yüzümde gölgeler olmadan yaşamayı..önceleri çok korktum..hala bazen korkuyor olsamda, usulca fısıldıyorum kulağına aslında herşeyi..
    "içimi sızlatacak kimse kalmadı içimde"
    beni affet.
  • "olabilmek.. - olabilemedin, koyu parıltılı gözlü
    sevgilim benim.. -
    ben vardım; sen, kendini yok etmeyi seçtin"
    ile/38
  • "bir gün benim yüzümden acı çektiğinde -ki çekeceksin- lütfen az çek.." dedin (...)
    çektiğim -çekeceğim- acının azalmamasına çalışıyorum şimdi.

    ile/191
  • ne kadarı gerçek ne kadarı kurgu olursa olsun, kim okursa okursun, bazen ilişkiyi yaşayanların birbirine sordukları soruları, verdikleri cevapları bile daha önce kendi ilişkilerinizde harfi harfine duymuş olma olasılığınızın bulunduğu, 'ilişki'yi felsefi bir şekilde başarıyla sorgulamayı becermiş çok duru, sade ve bir o kadar da bazı soruları cevapsız bırakan - belki gerçekten de cevapları yoktur o soruların - bir oruç aruoba eseri . . .
  • " aramak ,çok zor bastırabildiğim bir dürtüydü; aranmamak ise , ince bir sızı: yanlızca da 'arama ' ediminde bulunmamamız değildi ilişki için yıkıcı olan : ben ,seni arama eğilimime ketvurabilmemden; bundan önce ,onu bastırma gereksinimi duymamdan, en temelde ,seni yeterince özlemediğim, senin de beni aramayabilmenden ,beni yeterince özlemedğin, sonuçlarını çıkarıyordum--bunlarda, zaten aynı sonuçtu..."

    ile /207

    bir ilişkiyi anlatmak için yazılmış olan en iyi kitaplardan biri..
  • ' canım,
    içimden akmağa çalışan özlem türkülerini geri itiyorum;
    onların yeri burası değil.'

    (bkz: oruç aruoba)
  • "ne kadar kötü olduğumu sen bile bilemezsin" demişsin.
    - ben de not etmişim: ama, şimdi, tam anımsamıyorum.
    o zaman ne kastetmiştin: 'kötü halde' miydin; 'kötü' müydün-

    işte, "bilemezsin" de demişsin ya zaten!...*

    -----

    "seni seviyorum" sözünü -o çok önemli sözü- çok sık kullanıyordun: bu beni rahatsız ediyordu; sanki fazla sık söylenirse, sıradanlaşacak, içi boşalacak, anlamı yitecekmiş gibi geliyordu bana -bir yalana dönüşecekmiş gibi...

    bu duygumu anlattım sana; sen de, "peki, söylemeyelim -başka bir şey söyleyelim öteki anlasın", dedin.
    ben, "şimdi bir martı uçtu" dedim -biliyorsun; daha önce de, "bırak güvercini uçsun" demiştim.

    anladın.

    anlıyordun.*
  • iştahla yiyip yuttuğum kitap. şimdiyse sindirmem gerekli.

    çok alıntı yapılabilir, o zaman tüm kitabı olduğu gibi buraya dökmek gerekir. ama kendim için en azından şu notu düşmem lazım. aklımdan çokça geçirdiğim birilerine anlatmaya çalıştığım ama bir türlü başaramadığım şeyi öyle bir dökmüş ki sözcüklere:

    "kör güven değil, bilinçli kuşkulanmama..."

    demek istediğim tam da buydu işte! öyleyse neden bir türlü diyemedim. zihnimde çok defa aynen bu şekilde dillendirdiğime eminim.
  • biz, artık, ayrı olabiliyor idiysek, senileben arasındaki şu "ile" artık, yok, demekti.
    ile/185

    doğru bir zamanda, doğru bir yerde okumaya başladığım kitap.
  • "gelmeyeceğini bilerek bekleyecektim artık seni-
    öyle, bekliyordum..."
    ile/67