şükela:  tümü | bugün
  • 98 yılında ilk bilgisayar gördüğümde kullananları dikkatle seyrederken aklımda tek bir soru vardı. elinin altındaki zamazingo ne? utancımdan soramayıp uzun süre seyrettim. aslında fifa98 de iki kullanıcılı oyun olmasa ve oyun fare ile oynanmıyor olsaydı, fareyi fark etmem daha uzun sürebilirdi. fare ile futbol oyunu oynamak nedir ya? adamlar üzerimizde deney yapmış resmen.

    altı ay sonra web sitesi yapmaya başladım. internette yayın yapılabildiğini, web sitesi açabileceğimi (hem de ücretsiz) öğrendiğim an, yaşadıklarım anlatılamaz bile. geocities, 8m vs. bunlar ilah gibiydi. sonra işte günümüze geldik web 2.0, kullanıcı etkileşimi, facebook vs. derken adamlar aldı başını gitti. oysa java script bizim için fare peşine takılan baloncuklardan ibaretti o tarihte. ben mi ne yaptım? o zamanlar bu işler futbol oynamak gibiydi, fakirdik ve okumam gerekiyordu :(
  • ericsson 688 marka cep telefonunun ne olduğunu anlamadığım ancak pc nin arka tarafında bir girişe uyan aparatının modem niyetine kullanmaya çalışarak internete gireceğini beklemek. şaka maka değil tam iki gün uğraştım...
  • kullandığım 400 mb hdd'ye sahip bilgisayarda need for speed 3 ve world cup 98 gibi oyunları aynı anda yüklemek için yer açmaya çalışırken o zamanın gizemli bölgesi "c"'de yer alan windows* klasörünün 200 mb olduğunu görüp "bu ne kadar yer kaplıyor ya siliyim şunu bir şey olmaz herhalde"* diyerek bilgisayarı bozmam herhalde bu ilk bilgisayar mallıklarımda zirvededir.
  • windows'u system 32'yi sildim ehe mehe 'nin dahil olmadığı mallıklar. yeter aq tamam hepiniz silmişsiniz.
  • paintte saçma sapan resimler çizip onlar wallpaper yapmak.nasıl mutlu oluyordum anlatamam ya.
  • fifa 98 oynamaya çalışırken exit to windows seçeneği ile oyundan çıkmaya korkmak. çünkü eğer o seçilirse, renkli dünya oteli olan windows'a bir şey olacak ve canım futbol oyunundan mahrum kalacağım korkusu yaşamam, kocaman bir kabus olmuştu. devasa red house ile to ekini keşfettim.
  • amiga'da x-copy pro'da gereksiz yere disket kopyalayıp yeşil o'larla dolan kutucukları mal gibi izlemek. çok önemli bir bok oluyormuş gibi geliyordu.
  • bilgisayara format atılması gerektiğinde teknik servise monitörüyle beraber götürmek. format atmayı öğrendikten sonra üşenmeyip microsoft lisans sözleşmesini baştan sona okumak.

    yillar sonra gelen edit: tüm lise hayatım boyunca arkadaşlarım benimle monitörü de kasa ile birlikte taşıdım diye dalga gecti. lisans sözleşmesi ise tüy dikti. şimdi ise hayatın bir cilvesi olacak ki yazilimci oldum...
  • sene 98. yaşım 10.

    dayım bilgisayar kullanmayı öğretiyor. çıkan pencerede ''evet'' butonuna tıklamam gerekiyor. dayım ''evet'' dememi istiyor benden. evet' e tıklamak yerine, sözlü olarak ''evet'' diyorum.

    dayımın hunharca kahkahalarından sonra bilgisayarlara küsmüştüm uzunca bir süre.
  • internet bağlantısı olmayan bir bilgisayarda web sitesi açmaya çalışmak.
    daha da acısı sorunu adresin başına "https://" yazmamamdan ve daha sonra da sürekli yanlış yazdığımdan kaynakladığını sanmak.
hesabın var mı? giriş yap